YENİ KADEŞ METNİ-2026
Kadeş Barış Antlaşması, yaklaşık MÖ 1259 yılında Hitit Kralı III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında imzalanmış, günümüze ulaşan en eski kapsamlı devletler arası çok önemli bir barış antlaşması.

Antlaşmanın kopyası ise bugün Abd New York’taki Birleşmiş Milletler binasının girişinde bulunuyor.

2026 yılında Hattuşa Büyükkale kazılarında ortaya çıkarılan yeni çivi yazılı tablet parçası ise, antlaşmanın Akadça nüshalarından birine ait.
Özellikle ülkeler arasında kaçan kişilerin iadesi ve evlerinin tahrip edilmemesine ilişkin hükümleri içermesi bakımından dikkat çekiyor. Bu keşif, yaklaşık 3.300 yıl önce Türkiye-Anadolu merkezli Hatti-Hitit Devleti’nin geliştirdiği diplomatik ve hukuki ilişkilerin ayrıntılarını daha iyi anlamamıza katkı sağlamakta.
Keşfin temel bilgileri
Buluntu yeri: Çorum, Hattuşa, Büyükkale'deki E Yapısı yakınları.
Tarihi: Yaklaşık MÖ 1259, Hitit Kralı III. Hattuşili ve Mısır Firavunu II. Ramses dönemi.
Dil ve yazı: Akadça, çivi yazısı.
Keşfin duyurulması: 21 Eylül 2026, Kültür ve Turizm Bakanlığı. 21 Eylül tarihinin özel bir anlamı var: Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Uluslararası Barış Günü’dür. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981 yılında bu günü kabul etmiş, 2001 yılında ise 21 Eylül'ü her yıl kutlanan uluslararası ateşkes ve şiddetsizlik günü olarak belirlemiştir.
Bu nedenle keşfin iki ayrı önemi bulunuyor: Arkeolojik açıdan, Kadeş Antlaşması'nın eksik tablet parçalarının tamamlanmasına katkı sağlaması; sembolik açıdan ise 3.300 yıl önceki barış diplomasisinin, günümüzün uluslararası barış gününde yeniden gündeme taşınması.
İçeriği: Antlaşmanın 12–20. maddeleriyle ilişkili, iki ülke arasında kaçan kişilerin iadesi ve onlara uygulanacak muameleye ilişkin hükümler.
Yeni tablet ne söylüyor?
Yeni bulunan satırlarda özellikle iki konu dikkat çekiyor:
Mısır ve Hitit ülkeleri arasında kaçan veya diğer ülkeye sığınan kişilerin durumu.
Bu kişilerin evlerinin tahrip edilmemesine ilişkin ifadeler.
Bu hükümler, antik dünyada devletler arası diplomatik ilişkilerin yalnızca savaş ve barışla sınırlı olmadığını; nüfus-demografi hareketlerini, kişilerin iadesini ve belirli koruyucu uygulamaları da kapsadığını gösteriyor.
‘’Günümüzde de tüm insanlığı etkileyen savaş ve anlaşmazlıkların 3.300 yıl öncesinde olduğu gibi barış anlaşmaları ile sonlandırılmasını ve insanlığın bir an önce huzur ve barışa kavuşmasını diliyoruz.’’
Kaynaklar






Yorumlar