İSKİT-TÜRK
Ana akım Batı tarihçilik anlayışı 'ki biz bu anlayışı Hint-Avrupa - Indo-European ya da Indo-Aryan gibi tanımlar altında görmekteyiz' her fırsatta Türk varlığını, tarihini ve binlerce yıl gerilere giden ön aşamalarını belirli bir döneme sıkıştırma ve küçültme çabasındadır. Bu anlayışa göre Türkler sanki bir anda ortaya çıkmış ve oraya buraya barbarca saldırıp işgal etmişlerdir. Bu durum aslında yalnızca Batı tarihçiliği ile de sınırlı değildir. Bunlara Ana akım Rus, Çin, İran-Fars, sözde ''Yunan'' ve bazı diğer tarihçilik anlayışlarını da eklemek ve çoğaltmak mümkündür. Sanki dünyanın önemli bir bölümü el ele vermiş Türk kavramını, dilini ve kültürünü belirli bir tarih ve alana hapsetmeye çalışmıştır. Onlara göre Türkler ve Türk kültürü MS 7/10. yüzyıllarda bir anda ortaya çıkmış barbar, işgalci ve kültürsüz kabile sürüleridir. ''Biraz abatıyorsun'' dediğinizi duyar gibi oluyorum ancak gerçekten böyledir.
Bu ana akım çarpıtma ve kolaycılıklardan biri de İskit-Türk ilişkisini göz ardı etmek isteyen tarihçilik anlayışıdır. Bu anlayışa göre Asya-Kuzey Karadeniz bozkır hattı göçer konfederasyon, devlet ve uygarlıklarından biri olan İskitlerin ''İrani'' oldukları iddia ve varsayımının köpürtülmesine dayanır. Bu temelsiz iddiayı öne sürerken de ''İrani'' nin ne demek olduğunu da açıklamazlar.

Aslında Kimmer (MÖ 1500/1000), İskit-Amazon (MÖ 1000/300), Sarmat (MÖ 500/300), Hun ( MÖ 300/ MS 400), Alan (MS 100/400) olarak adlandrılan Kuzey Karadeniz bozkırlarında yaklaşık MÖ 2500'lü yıllardan itibaren topluluklar kuran ve MÖ 1500'lü yıllardan itibaren bu bölgeleri Doğu Avrupa içlerine kadar egemenlikleri altına almış olan ve buralarda olağanüstü bir bozkır kültürü yaratmış, yerel kabileleri de kültür ve egemenlikleri içine almış olan Ön Türk (Proto-Türk) topluluklarıdır.
Herodot coğrafyasını modern haritaya bire bir aktarmak mümkün değildir; ancak anlatının temelinde özellikle İskitlerin doğudan batıya hareket ettiği fikri vardır. Arkeolojik karşılaştırmalar da Sibirya-Orta Asya (Türkistan) bağlantılarını destekler.
Daha geniş anlamdaki erken “İskit-Kimmer tipi” Ön Türk kültürün çok önemli merkezleri:
Tuva – Arjan (Güney Sibirya)
↓
Altay–Sayan bölgesi (Güney Sibirya)
↓
Kazakistan ve Güney Urallar (Ural-Altay bölgeleri)
↓
Kuzey Kafkasya
↓
Kuzey Karadeniz şeklinde uzanan büyük Avrasya bozkır kuşağında görülür.
Hatta bunların devamı olarak Avar (MS 567/568–822/823) – Türk Devleti/Göktürk ( MS 552/744) – Hazar (MS 650/1000) devletleri ve bozkır kültür dünyasını da ilave edersek çok çarpıcı, derin bir kültür ve egemenlik sürekliliği ortaya çıkar. İşte ana akım tarihçilik bu derinliği bir türlü içine sindirememiştir.
Türkler tarih boyunca hem kültür ve dil oluşturmuş hem de çeşitli yerel topluluklarla karışıp bünyesine alarak egemen olan devletler, konfederasyonlar kurmuştur. Ve bu süreç ana akım tarihçiliğin hep gözden kaçırmak istediği binlerce yıllık bir dönemi kapsar. Burada bahsedilen ise etnik bir tanımdan öte karışan toplulukları yöneten bir devlet töre ve anlayışıdır.
Bu tarihsel ve kültürel sürekliliği en güçlü anlatan tümce ve düşünce ise Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk' te ifade ettiği ''iL GİDER TÖRE KALIR'' öz deyişidir. Törenin siyasi yapıdan daha kalıcı kabul edildiğini gösteren eski Türk düşünce geleneğinin dikkat çekici bir ifadesidir. Bu özdeyiş Türklerin binlerce yıldan bu yana farklı devlet teşkilatlarıyla varlıklarını sürdürdüklerinin önemli bir belgesidir.
Burada il/el, yalnızca bugünkü anlamıyla “ülke” değil; siyasi düzen, ülke, devlet anlam alanına sahiptir. Törü/töre ise yalnızca gelenek-görenek değil; düzen, örf, ahlak, dil, hukukî-sosyal kaideler ve yönetim geleneği anlamlarını taşır.
Daha da önemlisi, bu iki kavram Kâşgarlı'dan yaklaşık 400 yıl önce Göktürk yazıtlarında zaten yan yana kullanılmaktadır. Orhun Yazıtlarında:
Türük bodunıŋ ilin törüsin...
yani yaklaşık “Türk halkının ilini/devletini ve töresini...” ifadesi bulunur.
Tarih / Kaynak | Özgün ifade | Anlamı |
MS 732 — Kül Tigin Yazıtı, D1 | Türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş, iti birmiş. | “Türk halkının ilini ve töresini tutmuş, düzenlemişler.” |
MS 735 — Bilge Kağan Yazıtı, D3 | Türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş, iti birmiş. | Aynı kuruluş düşüncesi: devletin ve törenin kurulması/düzenlenmesi. |
MS 735 — Bilge Kağan Yazıtı, D19 | Türük bodun, iliŋin törüŋin kem artatı udaçı erti? | “Türk halkı, ilini ve töreni kim bozabilirdi?” |
1072–1074 — Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk | El kalır, törü kalmas. | Yaklaşık: “Ülke/yurt terk edilebilir; töre terk edilmez.” |
Bütün bunları açıkladıktan sonra araştırma makalemizin ana konusu olan ve ana akım tarihçiliğin ''İrani'' demekte ısrar ettiği İskit-Türk bağlantısının tarihsel belgelerdeki kanıtlarını kısaca aktatralım.
Doğu Roma (Bizans) kaynaklarında bu tür ifadeler ve belgeler gerçekten vardır; ancak “İskit” (Σκύθης / Σκύθαι) ve “İskitçe/İskit yazısıyla” (Σκυθικός) ifadelerini Doğu Romalı yazarlar, özellikle kuzey Karadeniz ve Avrasya bozkır halklarını anlatırken eski İyonya coğrafya ve tarih terminolojisini bilinçli biçimde sürdürmüşlerdir.
En önemli örnek: Menandros Protector, MS 568
İmparator II. Justinus döneminde, Türk (Göktürk) Kağanı İstemi Yabgu'nun gönderdiği heyet İstanbul'a (Konstantinopolis'e) geldi. Heyetin başında Soğdlu Maniakh/Maniakhēs bulunuyordu. Menandros Protector bu diplomatik temasları anlatırken Türk hükümdarından getirilen mektup için çok dikkat çekici biçimde:
τὸ γράμμα τὸ Σκυθικόν “the Scythian letter / İskitçe [veya İskit yazısıyla] mektup”
ifadesini kullanır. Kaynak Menander Protector, History, Fragment 10.1 (Blockley edisyonunda yaklaşık s. 114–115) bağlamındadır.
Daha eski kökeni: Priskos, MS 448
Bu kullanım Göktürklerden önce vardır. Doğu Romalı diplomat ve tarihçi Priskos, MS 448'de Attila'nın sarayına yaptığı seyahati anlatırken Hun dünyasındaki insanlardan tekrar tekrar “İskit” diye söz eder.
Örneğin İskit kıyafetli sandığı bir kişinin kendisiyle İyonya dilinde konuşmasına şaşırdığını söyler. Ardından Hun egemenliği altındaki insanların Hunca, Gotça ve Latince gibi çeşitli diller kullandığını açıkça belirtir.
Göktürkler döneminde kullanım
VI. yüzyılda Doğu Roma'nın Göktürklerle doğrudan diplomatik ilişkileri başlayınca eski Σκύθαι Σκυθικός terminolojisi yeni gelen Türkler için de kullanılabildi.
Kronoloji kabaca şöyledir:
Tarih | Doğu Roma kaynağı | Halk | Kullanım |
448 | Priskos | Hunlar ve Hun dünyasındaki halklar | “İskit”, “İskit kıyafeti” vb. |
568 | Menandros Protector | Göktürkler | Türk hükümdarından gelen τὸ γράμμα τὸ Σκυθικόν, “İskitçe/İskit yazılı mektup” |
569–570 | Menandros – Zemarchos elçiliği | Göktürkler | Türk–Doğu Roma diplomatik ilişkileri ayrıntılı biçimde anlatılır |
VII. yy. başı | Theophylaktos Simokattes | Türkler | Türkleri eski Hun/İskit coğrafi-etnografik geleneği içinde değerlendiren klasik terminoloji devam eder |
VIII–IX. yy. | Nikephoros, Theophanes | Hazarlar | Hazarlar açıkça Türk/bozkır dünyasının parçası olarak tanımlanır; Theophanes onları “Doğu Türkleri, Hazarlar denilenler” şeklinde de tanımlar. (Akademi Kütüphanesi Deposu) |
Burada özellikle sonuncusu çok ilginçtir. Theophanes'in ifadesinde Hazarlar:
“the eastern Turks, who are called Chazars”
yani kabaca:
“Hazarlar denilen Doğu Türkleri”
olarak geçmektedir.
Asıl önemli sonuç
Göstermeye çalıştığımız tarihsel zincir bu tarihsel kaynaklarda gerçekten mevcut:
Priskos (V. yy.) → Hun/bozkır halkları = Σκύθαι (“İskitler”)
↓
Menandros (VI. yy., 568) → Göktürk hükümdarının mektubu = τὸ γράμμα τὸ Σκυθικόν (“İskitçe/İskit yazılı mektup”)
↓
Theophylaktos Simokattes (VII. yy.) → Türkleri eski Hun/İskit etnografik terminolojisi içinde ele alma
↓
Theophanes (VIII–IX. yy.) → Hazarlar = “Doğu Türkleri”
Bu belgeler Doğu Roma tarih yazımında İskit → Hun → Türk/Hazar dünyası arasında terminolojik, kültürel ve coğrafi bir süreklilik kurulduğunu gösteren temel kaynaklar arasındadır.
Kaynaklar
Internet History Sourcebooks: Medieval Sourcebook - Medieval Sourcebook: Priscus at the court of Attila






Yorumlar