top of page

TAHT KADEH ve YASAK

7 Eki
8 dakikada okunur

Bu konu, popüler tarihimizde iki uçta anlatılıyor: “Osmanlı padişahlarının hemen hepsi içiyordu” veya “hiçbiri içmezdi.” Konuya yüzeysel, kulaktan dolma ve ideolojik olarak yaklaşılıyor. Kaynaklar ikisini de doğrulamıyor. Daha doğru tablo; içenler, gençliğinde kullanıp bırakanlar, kullanmadığı kuvvetle belgelenenler ve hakkında kesin hüküm verilemeyenler şeklinde.


Gelin bu konuyu güvenilir kaynaklardan ve İlber hocanın verdiği bilgilerden incelyip gereçeğe mümkün olduğu kadar yaklaşalım.


Selçuklu ve Osmanlı Hükümdarlarının İçki ve Keyif Verici Maddelerle İlişkisi


Türk-İslâm dünyasının hükümdar saraylarında dinî normlarla gündelik hayat her zaman aynı çizgide ilerlemedi.


Ant kadehi tutan Göktürk beyi 6.yy / 12.yy Selçuklu bonz heykeli.
Ant kadehi tutan Göktürk beyi 6.yy / 12.yy Selçuklu bonz heykeli.

Şarap dinen yasaktı; buna rağmen Selçuklu ve bazı Osmanlı saraylarında hatta İslamiyet öncesi Türk kültüründe ant kadehi, kımız, araka, bezm, işret meclisi, nedim, sâkî, mutrib ve şarap hükümdarlık kültürünün görülen unsurlarıydı.


Dahası, “keyif verici madde” yalnızca şarap değildi. Özellikle Osmanlı döneminde afyon, esrar/beng, berş, boza, kahve ve daha sonra tütün farklı hukuki ve toplumsal statülerde kullanılıyordu. Afyon ve esrar aynı zamanda tıbbî maddelerdi; dolayısıyla bir saray kaydında afyon bulunması, tek başına hükümdarın keyif amacıyla kullandığını kanıtlamaz. Osmanlı toplumunda afyon ve esrarın hem tedavide hem keyif amacıyla kullanıldığı akademik çalışmalarla belgelenmiştir.


Selçuklular: Şarap saklanan bir sır değildi


Anadolu Selçuklularında tablo Osmanlı'nın klasik döneminden biraz farklıdır. İbn Bîbî'nin* el-Evâmirü'l-Alâiyye'si gibi Selçuklu kaynaklarında hükümdarların düzenlediği ziyafet ve eğlence meclislerinde şarap açıkça geçer.


*İbn Bîbî, 13. yüzyılda yaşamış Anadolu Selçuklu devlet adamı ve tarihçisidir. Asıl adı Nâsırüddin Hüseyin b. Muhammed el-Ca‘ferî er-Rugadî olarak verilir; “İbn Bîbî” adıyla tanınır. Anadolu Selçuklu sarayında görev yapmış olması nedeniyle olaylara oldukça yakın bir isimdir. En önemli eseri Farsça yazdığı el-Evâmirü’l-Alâiyye fi’l-Umûri’l-Alâiyye’dir. Eser, özellikle 1192–1280 arasındaki Anadolu Selçuklu tarihinin en temel birinci el kaynaklarından biridir.


Beyşehir Kubadabad Sarayı – içki meclisi ikonografisi, 13. yüzyıl.
Beyşehir Kubadabad Sarayı – içki meclisi ikonografisi, 13. yüzyıl.

I. İzzeddin Keykâvus (1211–1220) bunun iyi örneklerinden biridir. Sinop'un 1214'te fethinden sonra yapılan hükümdarlık kutlamasını anlatan kaynakta şarap testileri ve kadehlerle yapılan bir eğlence tasvir edilir. Dolayısıyla onun döneminde saray işret kültürünün varlığı güçlü biçimde belgelenmiştir.


Daha da ilginci, Anadolu Selçuklularının en büyük hükümdarlarından I. Alâeddin Keykubad (1220–1237) için de benzer kayıtların bulunmasıdır. İbn Bîbî, Keykubad'ın Kayseri'de eğlenceye dalıp mûsiki dinlediği ve şarap içtiği günlerden söz eder. Mevlânâ'nın babası Bahâeddin Veled'e atfedilen anlatıda da hükümdarın içki ve çalgıyla ilişkisi eleştirilir.



Burada önemli bir ayrım gerekir: şarap içmek, çağın kroniklerinde otomatik olarak “kötü hükümdar” anlamına gelmez. Nitekim hükümdarın ölçülü eğlence meclisleri dönemin saray kültürünün bir parçası olabiliyordu. Râvendî gibi yazarlar bile şarabı bütünüyle gündelik gerçekliğin dışında değerlendirmezler.


I. Gıyâseddin Keyhusrev: İçkinin “sefahat” anlatısına dönüşmesi


II. Gıyâseddin Keyhusrev (1237–1246) söz konusu olduğunda anlatının tonu değişir. Kaynaklar onu içkiye, eğlenceye ve kadınlara aşırı düşkün bir hükümdar olarak tasvir eder. TDV İslâm Ansiklopedisi de onun ölümünü aktarırken, Alâiye'de “içki içmekte iken” öldüğüne ilişkin rivayeti kaydeder; başka bir rivayette ise ölüm vahşi hayvanların saldırısıyla ilişkilendirilir.


El Cezeri'nin* Otomatasında ayakta içki içen kişi.
El Cezeri'nin* Otomatasında ayakta içki içen kişi.

*El-Cezerî (Bediüzzaman Ebü’l-İzz İsmail el-Cezerî, yaklaşık 1136–1206), Artuklu sarayında çalışan mühendis ve mucittir. 1206 civarında tamamladığı Kitâb fî maʿrifeti’l-ḥiyeli’l-hendesiyye adlı eserinde su, ağırlık, şamandıra, sifon, dişli, kam ve krank mekanizmalarıyla çalışan yaklaşık 50 mekanik düzenek tarif eder.


Modern araştırmacılar burada dikkatli olunması gerektiğini vurgular. Çünkü hükümdarın siyasî başarısızlığını açıklamak için Ortaçağ tarihçileri “sefih hükümdar” tiplemesini kullanabiliyorlardı. Yani içki kullanımı belgeli olsa bile, onun devletin çöküşünün nedeni olarak sunulması kronik yazarının ''ahlâkî'' anlatısının da bir parçası olup onun görüş ve ideolojisini yansıtır.


II. Alâeddin Keykubad'ın da Erzurum'da maiyetiyle yemek ve içki içtiği gecenin ertesi sabahı ölü bulunması İbn Bîbî tarafından aktarılır. Ölüm sebebi ise belirlenememiştir.

Dolayısıyla Selçuklu sarayında şarap istisnaî ve gizli bir davranıştan ziyade belirli saray eğlencelerinin tanınmış unsurlarından biri olarak görünmektedir.


Osmanlılar: İçen, bırakan ve yasaklayan padişahlar


Osmanlı döneminde durum daha karmaşıktır. İslâm hukukunun devlet düzenindeki ağırlığı arttıkça hükümdarın içki kullanması daha problemli bir konu haline gelir. Buna rağmen uygulama hiçbir dönemde tamamen ortadan kalkmaz.


İlber Ortaylı hocanın bu konudaki temel uyarısı değerlidir: bütün padişahları aynı kategoriye sokamayız. Ortaylı'nın değerlendirmesinde I. Selim, Kanûnî ve V. Mehmed Reşad gibi içmeyen hükümdarlar olduğu gibi II. Selim ve IV. Murad gibi kullandığı bilinen hükümdarlar da vardır.


Yıldırım Bayezid — içkiyle ilişkilendirilen ilk Osmanlı hükümdarlarından


I. Bayezid/Yıldırım Bayezid (1389–1402) hakkında Osmanlı kronik geleneğinde içki anlatıları vardır.

Âşıkpaşazâde geleneğinde Bayezid'in Sırp prensesi Olivera ile evliliğinin ardından içki ve eğlenceye yöneldiği anlatılır. Paul Wittek de bu geleneğe dikkat çekmiştir. Ancak bunu “Osmanlı sarayına içkiyi bir Sırp prenses getirdi” şeklinde kesin tarihsel gerçek olarak almak doğru değildir; bu aynı zamanda erken Osmanlı tarih yazımındaki ahlâkî bir açıklama modelidir. Akademik literatürde bu rivayetin tartışmalı olduğu görülür.


Dolayısıyla: Yıldırım Bayezid → içki kullandığına ilişkin erken kronik rivayetleri güçlü; fakat Olivera'nın onu içkiye alıştırdığı hikâyesi ihtiyatla kullanılmalı.


II. Murad — eğlence ve işret dünyasına yakın


Fatih'in babası II. Murad (1421–1451) için çağdaş kaynaklar eğlence, mûsiki ve zevk meclislerine düşkünlüğünü açık biçimde kaydeder. Çağdaş tarihçi İbn Tağrîberdî onu eğlenceyi ve çalgıcıları seven, fakat cihad haberi geldiğinde bunları derhal bırakan bir hükümdar olarak anlatır.


Bazı Osmanlı anlatılarında tahtı oğluna bıraktığı dönemde “iyş ü işret” ile meşgul olduğuna dair ifadeler de bulunmaktadır. “İyş ü işret”, bağlama göre “zevk ve sefa içinde yaşama; yiyip içme, eğlenme, sohbet ve içki meclisleri” anlamına gelir.


Bu nedenle II. Murad'ı işret kültürüyle ilişkili hükümdarlar arasında değerlendirmek mümkündür.


Fatih Sultan Mehmed — en tartışmalı örneklerden


Fatih konusunda kesin ifadelerden kaçınmak gerekiyor.

İlber Ortaylı 2016'daki değerlendirmelerinde önce Fatih'in “biraz içtiğinin anlaşıldığını” söylemiş, başka bir değerlendirmesinde ise Fatih'in belirgin bir içki tercihi bulunmadığını ve sarhoşlukla ilgili kayda değer bir vakasının olmadığını özellikle belirtmiştir.


Dolayısıyla: Fatih → “içki düşkünü” olduğuna ilişkin sağlam kanıt yoktur; sınırlı kullanmış olabileceği tartışılabilir.

Onu II. Selim veya IV. Murad ile aynı kategoriye koymak doğru değildir.


II. Bayezid — gençliğinde kullanıp bırakan hükümdar


Burada İlber Ortaylı daha nettir: II. Bayezid'in gençliğinde içki kullandığını, daha sonra tamamen bıraktığını belirtir. Esrar kullanımına ilişkin anlatılar da vardır; Ortaylı dönemin esrar, afyon (opium-tiryak) kullanımının sanıldığından yaygın olduğuna dikkat çeker.


II. Bayezid'in daha sonraki hayatındaki güçlü dinî ve tasavvufî eğilim düşünüldüğünde “gençlik dönemi → terk etme” modeli tarihsel portresiyle de uyumludur.


Yavuz Sultan Selim — kullanmadığı belirtilen hükümdar


I. Selim/Yavuz Sultan Selim (1512–1520) konusunda Ortaylı açık biçimde:

“Birinci Selim asla içmiyor.” değerlendirmesini yapar.

Mevcut güvenilir kaynaklar çerçevesinde Yavuz'u içki kullanmadığı kabul edilen padişahlar arasında değerlendirmek daha doğru görünüyor.


Kanûnî Sultan Süleyman — içmeyen ve içkiyi yasaklayan hükümdar


Kanûnî için kanıt daha güçlüdür. Akademik araştırmalar onun şarap kullanmadığını ve döneminde kapsamlı şarap yasakları uygulandığını gösterir. XVI. yüzyıl divan şiirine bile yansıyan meşhur şarap yasağı bunun göstergesidir.


Ortaylı da Kanûnî'nin “içkiyle tütünle bir alakası yoktur” der. Burada küçük bir kronoloji notu gerekir: tütün Osmanlı dünyasına Kanûnî'nin ölümünden sonra ulaştığından, tütün kısmı esasen kronolojik olarak zaten mümkün değildir.


II. Selim — en açık örnek


II. Selim (1566–1574) konusunda tartışma çok azdır.


TDV maddesi, dönemin kaynaklarının onu “zevk ve eğlenceye düşkün, içki meclislerine müdavim” olarak tasvir ettiğini açıkça belirtir. Fransız diplomat Philippe du Fresne-Canaye gibi yabancı gözlemciler de onun içki kullanımından söz ederler.


Dolayısıyla Osmanlı hükümdarları arasında içki kullanımı en kuvvetli biçimde belgelenenlerden biri II. Selim'dir.

Fakat popüler kültürdeki “Sarı Selim hamamda içki içerken düşüp öldü” biçimindeki dramatik anlatıları ayrıca kaynak sağlamasından geçirmek gerekir; hükümdarın içki kullandığının belgeli olması, hakkında anlatılan her ölüm hikâyesini doğru yapmaz.


IV. Murad — tarihin büyük paradoksu


En çarpıcı hükümdar kuşkusuz IV. Murad'dır (1623–1640). 1634'te meyhaneleri kapattırdı ve içki yasağını çok sert biçimde uyguladı. Kahve ve tütün yasakları da onun döneminin ünlü uygulamalarındandır.


Fakat aynı TDV maddesi hükümdarın kendisinin içkiye aşırı derecede düşkün olduğunu bildirir. Hastalığı ağırlaştığında içkiyi bırakması tavsiye edilmiş, bir süre bırakmış, daha sonra yeniden içmiştir. Son hastalığından hemen önce yakınlarıyla yiyip içtiğine ilişkin kayıt da vardır.


Sultan Murat IV dining with his court. A golden cup, a tablet with fresh flowers and frish fruits and porcelain plates are in front of him. Ottoman miniature painting. Topkapı Sarayı Müzesi, Istanbul.
Sultan Murat IV dining with his court. A golden cup, a tablet with fresh flowers and frish fruits and porcelain plates are in front of him. Ottoman miniature painting. Topkapı Sarayı Müzesi, Istanbul.

İlber Ortaylı ayrıca IV. Murad'ın zaman zaman afyon kullandığını söyler.


Buradaki görünür çelişkinin açıklaması önemlidir: IV. Murad'ın yasaklarını yalnızca kişisel dindarlıkla açıklamak eksik kalır. Kahvehaneler, meyhaneler ve tütün tüketilen yerler aynı zamanda siyasî dedikodu, yangın tehlikesi ve kamu düzeni problemi olarak görülüyordu. Modern araştırmalar XVII. yüzyıl içki yasaklarının önemli ölçüde kamu düzeni ve şehir yönetimiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.


Yani: “Kendisi içiyordu, nasıl yasakladı?” sorusunun cevabı büyük ölçüde şudur: Yasak yalnızca ahlâkî değil, aynı zamanda siyasî ve asayişe yönelikti.



Ottoman Tankard 17th Century. - Kyiv, Ukraine /The Khanenko Museum


İki kulplu bu maşrapa, bakır-çinko alaşımından yapılmış ve Türk tombakı olarak adlandırılan bir teknikle (17.–18. yüzyıllarda Türkiye’de uygulanan amalgam yaldızlama tekniği) altınla kaplanmıştır. Eserin büyük olasılıkla şarap içmek amacıyla kullanıldığı düşünülmektedir.


Bunu destekleyen kanıtlardan biri, maşrapanın hem gövdesini çevreleyen yatay şeritler üzerinde hem de kapağının alt kısmında bulunan yazıtlardır. Bu yazıtlarda şaraptan söz eden kafiyeli kadeh kaldırma sözleri, kutlamalar ve iyi dilekler yer almaktadır (O. Halenko çevirisinden Türkçeye çeviri);


Neşemiz, bunu bildiğimiz üzere, neşe veren şaraptan gelir.

Tereddüt etme, iç; kederin sevince dönüşsün.  

Bu neşe kadehini eline al ve ruhunu hazla doldur!

Özel meclisinde bu şarap kadehi gönlünü şenlendirsin.  

Neşenin sığınağında el ele verelim ki düşmanımız hasedinden kör olsun!

Gül renkli şarabı içelim! Eğlenelim! Neşe daim olsun!


V. Murad — ağır içki kullanımı


XIX. yüzyıla gelindiğinde saray yaşamı Avrupa kültürüyle çok daha yoğun temas halindedir.

V. Murad (1876) konusunda TDV oldukça açıktır: hükümdarın en büyük zaaflarından birinin “aşırı içki düşkünlüğü” olduğu kaydedilir.


Dolayısıyla onu II. Selim ve IV. Murad ile birlikte alkol kullanımının kuvvetle belgelenebildiği Osmanlı hükümdarları arasında değerlendirmek mümkündür.


II. Abdülhamid — gençlikte kullanmış, hükümdarlığında bırakmış


İlber Ortaylı'nın aktardığına göre II. Abdülhamid veliahtken ölçülü biçimde bazı içkiler kullanmış, kardeşi Vahdeddin'e de ikram etmiş, daha sonra bırakmıştır.


Burada hükümdarlık dönemiyle gençlik dönemini ayırmak gerekir.


TDV'deki biyografisi Abdülhamid'in hükümdarlık hayatı için açık biçimde “İçki içmez, her türlü sefahatten uzak durur” demektedir.


Bu iki bilgi birbirini zorunlu olarak çürütmez: Veliaht Abdülhamid → sınırlı kullanım. Sultan II. Abdülhamid → kullanmıyor.


Nitekim onun dönemindeki bürokratların içki kullanımının devlet açısından ciddi bir disiplin problemi oluşturduğunu gösteren arşiv araştırmaları da bulunmaktadır.


V. Mehmed Reşad — içmeyen padişah


İlber Ortaylı'nın ifadesiyle Sultan Reşad “fevkalade dindar” bir hükümdardı ve içki kullanmıyordu.

Bu nedenle V. Mehmed Reşad'ı içmeyenler grubuna yerleştirmek uygundur.


VI. Mehmed Vahdeddin


Ortaylı'nın aktardığı anlatıya göre Vahdeddin gençlik/şehzadelik yıllarında ağabeyi Abdülhamid'le birlikte zaman zaman içki kullanmış, daha sonra bırakmıştır.


Ancak Vahdeddin için II. Selim veya IV. Murad seviyesinde bağımsız ve güçlü belge bulunmadığından burada “gençlik dönemine ilişkin tanıklık/rivayet” kaydı koymak gerekir.


Cumhuriyet Döneminde Atatürk ve Sofra Kültürü



Osmanlı sonrasında Mustafa Kemal Atatürk’ün de alkollü içki, özellikle rakı tükettiği tarihsel kaynaklarda açıkça belgelenmiştir. Ancak Atatürk’ün meşhur sofrasını yalnızca bir “içki ve eğlence meclisi” olarak değerlendirmek yanıltıcıdır. Atatürk Araştırma Merkezi yayınlarında da vurgulandığı üzere bu uzun sofra toplantıları; devlet adamlarının, bilim insanlarının, sanatçıların ve uzmanların katıldığı, ülke meselelerinin tartışıldığı, fikirlerin sınandığı ve zaman zaman bir danışma meclisi işlevi gören çalışma ortamlarıydı.


Rakı ve sofra sohbeti bu kültürün bir parçası olmakla birlikte, sofranın esas tarihsel önemi fikir alışverişi, tartışma ve düşünce üretiminin gerçekleştiği bir meclis olmasındadır. Böylece eski Türklerdeki ant/kadeh geleneğinden Selçuklu ve Osmanlı bezm meclislerine uzanan kadeh–sohbet–meclis birlikteliğinin, elbette farklı bir toplumsal ve siyasal içerikle, Cumhuriyet döneminde de bir karşılığının bulunduğu görülebilir.


Sonuç


Türk tarihinin uzun çizgisinde ant kadehi tutan Eski Türk taş heykellerinden Selçuklu bezm meclislerine, Osmanlı saray hayatına ve günümüz meyhanelerine kadar, içki ve kadeh kültürünün farklı biçimlerde izlerine rastlanmaktadır. Osmanlı padişahları arasında içki kullananlar bulunduğu gibi, hiç kullanmayan veya hayatının bir döneminde terk eden hükümdarlar da vardır; dolayısıyla meseleye ideolojik kabullerle değil, dönemin kaynakları ve maddi kültür belgeleri üzerinden yaklaşmak gerekir. Biz de bu makalemizde önyargısız olarak bunu yapmaya çalıştık...


Tarihsel olarak içki kimi zaman sohbeti, şiiri, müziği ve meclisi şenlendiren bir unsur, kimi zaman da aşırılığı nedeniyle toplumsal ve bireysel sorunların kaynağı olmuştur. Bu tarihsel tecrübenin gösterdiği temel ayrım, içkinin varlığından çok ölçü ile aşırılık arasındadır; ölçülü kullanımın esas olduğu bir anlayışta, yasaklamadan ziyade bilinç, özdenetim ve sorumluluk öne çıkar. Takdir vatandaşlarımızın ve tüm insanların olmalıdır...


Kaynaklar


İbn Bîbî - el-Evâmirü'l-Alâiyye

https://erdem.gov.tr/eng/full-text/229/tur?utm - Tarihî Kaynaklara Göre Anadolu Selçuklu Devri Camcılığı

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1400900?utm - MÜHİMME DEFTERLERİ’NE GÖRE OSMANLI DEVLETİ’NDE ŞARAP.

https://www.journals.uchicago.edu/doi/10.1086/728455?utm - Prohibition and Negotiation: Alcoholic Beverages and Taverns in Seventeenth-Century Ottoman Istanbul



Yorumlar


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

rm442-01-04-g-mockup.png

Bana Ulaşın

© 2022 by Haluk Hizlialp. Created by Badesim Kubak.

bottom of page