1918 İHANET
İhanet 1918’de neyse 2026’da da aynı; farklı yüzler ancak ihanet hep aynı…

Gelin 1918’e gidelim; birlikte bakalım acaba bugün gördüklerimiz o dönemde de aynı mıydı ?...
Wilson prensipleri 08 Ocak 1918'de ilan edilmişti…
Buna göre Osmanlı topraklarında bir Ermenistan ve bir Kürdistan kurulacaktı. Böl-parçalı-yut siyasetinin önde gelen savunucusu Abd başkanı öyle istemişti...
Osmanlı Türkiye’sini bölüp parçalamayı hedefleyen bir örgütün şubesi ise 04 Aralık 1918'de yine Türkiye’de kurulmaktaydı!
‘’Türk Wilson’cular Birliği’’ - Kurucuları Türkiye’nin ileri gelen sözde aydınları, gazetecileri, siyasileri vs…
Abd mandası talep ediyorlar…Yani ‘’biz yapamayız; gelin siz bizi yönetin’’ diyorlar.
Aralık 1918’de Rum Patrikhanesinde ‘’Mavri Mira’’ heyeti kuruluyor. Parikhane Rum çetelerini örgütlüyor, kıyım yapıyor; Ermeni patriği Zaven Efendi Mavri Mira ile kol kola çalışıyor…Adeta terör estiriyorlar!
Yine Aralık 1918’de Kürdistan Teali Cemiyeti kuruluyor; Anadolu’da özerk bir kürdistan kurulmasını hedefliyorlar; dönemin iktidar partisi ile el ele veriyorlar; İngiliz yüksek komiserinden kürtler için özerk bir bölge istiyor ve ‘’İngiliz mandası altında’’ olsun diyorlar!
Öte yandan 15 Şubat 1919'da İstanbul’da İslam Teali Cemiyeti faaliyete başlıyor; bu sözde Müslümanlar Yunan uçaklarıyla Anadolu’ya beyannameler dağıtıyorlar; ‘’Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye’nin katli vaciptir’’ diye hazırlanan bildirilere imza atıp yunan uçaklarıyla Anadolu’ya dağıtıyorlar!
20 Mayıs 1919 da İngiliz Muhipleri cemiyeti kuruluyor. İngiltere’den fonlanan İngiliz mandası savunucuları ortaya çıkıyor. Bu cemiyetin üyeleri arasında Osmanlı padişahı Vahdettin ve başbakan Damat Ferit Paşa da bulunuyor…Şaşırdık mı ?? Hayır !! İngiliz zırhlısıyla Malta’ya kaçandan ne beklenir??! Dahiliye nazırı Ali Kemal ve Sait Molla da onlarla birlikte.
Böyle bir durumda Gazi Paşa ve arkadaşları ne yapıyor ?
‘’Her yerde, her bölgede bir takım kimseler tarafından kurtuluş çareleri düşünüldü.’’ Cümlesini kuruyor Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta.
Ve bir takım kuruluşlar doğuyor ve çoğalıyor böylece…
Birbirleriyle tam olarak anlaşamayıp kavga etseler de hepsi ortak bir noktada birleşiyor; Vatanseverlik ve Kurtuluş! Bugün de bir ‘’Kurtuluş’’ mücadelesi vermiyor muyuz ?!?
Mustafa Kemal hepsi ile irtibata geçiyor; Mayıs 1919 da Havza’ya, Haziran’da Amasya’ya gidiyor, Erzurum ve Sivas kongrelerini düzenliyor ve bu sürecin sonunda TBMM doğuyor.
Mustafa Kemal siyasi parti oluşumuna girmeden Müdafa-i Hukuk dernekleriyle ilerliyor. Her kesimden insanlar belli ilkeler çerçevesinde il il, ilçe ilçe örgütleniyor. Ve mucize bu şekilde başarılıyor.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşuna bu örgütler imza atıyor.
Ata’nın vefatı sonrası ise geriye dönüş başlıyor; tüm milli yeminler bozuluyor; milli ekonomi imf’ye; milli eğitim Abd’ye; milli savunma Nato’ya teslim ediliyor…
Avrupa Birliği peşinde koşarken yerel özerklik şartnamesi ile federasyona doğru adımlar atıyoruz (Turgut Özal - 21 Kasım 1988); ikiz yasalar (4 Haziran 2003 - RTE) ve bölgesel kalkınma ajanslarıyla (25 Ocak 2006 - RTE) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ihanet anlaşmaları imzalıyoruz; ve 2000’li yıllardan itibaren de Büyük Ortadoğu projesi ya da stratejisi kapsamında adımlar hızlanıyor (2006 - RTE eş başkan) ve terör örgütü liderine kurucu önderlik verme (16 Mart 2025 – D. Bahçeli) noktasına kadar geliniyor.
Abd’li uzmanlar 2007 ve 2009’da birinci açılım kapsamında bazı raporlar hazırlamışlardı; pkk nın silahsızlandırılması başlıklı raporlar. Bu raporun maddeleri günümüzde hayata geçirilmek isteniyor.
Anayasa’dan ‘’Türk’’ kelimesinin çıkarılması; 42 ve 66. Maddelerin kaldırılması; terörist başı Öcalanın muhatap alınması; pkk için genel af çıkarılarak teröristlerin Türk toplumu içine salınması; Türkiye’ye yeni bir anayasa yapılması hep bu 2007-2009 raporlarının içeriğindeydi.
Derken silah bırakma komedisi oynandı; sözüm ona terör örgütü kendini fesh edecekti; ‘’pkk öldü yaşasın köh’’ mesajları duyuldu…Köh yani kürdistan özgürlük hareketi.
Barış süreci satıcıları bile bu süreçte kendi aralarında bölünmeye başladılar; zulüm devam edecek ancak bu bölünme daha da devam edecek.
Bu arada kaosun ortasında yavaş yavaş oluşturulmaya çalışılan haritayı ve zulmü görenler çoğaldı. Türk Ulusu’nun genetik ve kültürel hafızası devreye girmeye başladı.
Hukukun ve demokrasinin içerden ayaklar altına alındığı, halkın ve devletin içerden soyulduğu, iktidar zulmünün her geçen gün arttığı günümüzde, ‘’bizim ulusumuz neler gördü; artık fabrika ayarlarına dönme vakti’’ diyerek yolumuza devam edeceğiz!!!
Ne Mutlu Türküm Diyene






Yorumlar