VULCI
- 7 gün önce
- 6 dakikada okunur
Etrüsk Rotası adlı keşif gezimizin bir başka önemli durağı Vulci. Tarquinia' da Pazartesi günü müze ve nekropol/kurgan alanları kapalı olduğu için rotayı Vulci'ye çevirdik. Tarquinia'dan yaklaşık 30 dk lık bir sürüşle ulaşıyoruz.
Vulci (Antik Velch), Etrüsk dünyasının en zengin soylu kentlerinden biriydi ve özellikle mezar hazineleri, bronz eserler ve uluslararası ticaret bağlantıları ile tanınır. Vulci özellikle Etrüsk aristokrat elitinin gücünü gösteren şehirlerden biri.
Genel ziyaret-gezi planımız
Parco Archeologico di Vulci
Ponte della Badia
Castello della Badia - Museo Archeologico Nazionale di Vulci
Tomb of François
Parco Archeologico di Vulci - Vulci Arkeoloji ve Doğa Parkı

İtalya’nın kuzey Lazio bölgesinde, Canino ve Montalto di Castro yakınlarında bulunan Maremma Laziale’de yer alan geniş bir arkeolojik doğal parktır. Park, antik Etrüsk-Roma kenti Vulci’nin kalıntıları, kurgan-nekropolleri ve Fiora Nehri’nin oyduğu etkileyici nehir manzarasına ev sahipliği yapıyor.
Park, bir zamanlar güçlü bir deniz ve ticaret merkezi olan Etrüsk kenti Vulci’nin bulunduğu bölgeyi kapsamakta. Yaklaşık MÖ 280 yılında Roma tarafından fethedilip kısmen tahrip edilen kent zamanla gerilemiş; ancak surlar, tapınaklar, evler, sokaklar ve kamu yapıları gibi geniş kalıntılar günümüzde hâlâ görülebiliyor.
Kazılar, cardo (kuzey-güney yolu) ve decumanus (doğu-batı yönünde uzanan ana yol) caddeleriyle planlanmış bir kent düzenini ortaya koymuş. Ayrıca “Büyük Tapınak”, Domus del Criptoportico gibi aristokrat konutları, bir Mithraeum (Mithra tapınakları; yukarıdan ışık huzmeleriyle aydınlatılan yapay mağaralar) ve Herkül’e adanmış küçük bir kutsal alan gibi yapılar da açığa çıkarılmış...
Şimdi hem bir tarih hem de muhteşem Lazio-Toskana doğası içeren bu keşif yürüyüşümüzden bazı kareleri paylaşalım...



Vulci'de Roma dönemine ait Publius Sulpicius Mundus Zafer Takı'nın (Arco di Publio Sulpicio Mondo) hemen ilerisinde yer alan kutsal alan, antik kentin Roma Forumu çevresindeki dinsel ve kamusal merkezinin bir parçası.
Son yıllardaki kazılar, zafer takının yakınında ve forumun batı kesiminde bir veya daha fazla kutsal yapının bulunduğunu ortaya koymuş. Bu yapıların en önemlisi, foruma bakan anıtsal bir tapınak ya da kült binasıdır.

Araştırmacılar bu yapının ilk evresini MÖ 6. yüzyıl sonu – MÖ 5. yüzyıl başına, yani geç Arkaik Etrüsk dönemine tarihlendirmekte.

Casa del Criptoportico (Kriptoportikli Ev), Vulci'nin Roma dönemindeki en etkileyici konutlarından biri. Roma egemenliği altındaki Vulci'nin zengin aristokratlarının yaşadığı büyük bir kent villası (domus) olarak inşa edilmiş.
İlk yapım evresi MÖ 2. yüzyıl sonu – MÖ 1. yüzyıl başına tarihlenir.
Augustus döneminde (MÖ 27 – MS 14) önemli genişletmeler yapılmış.
Flaviuslar ve Hadrianus dönemlerinde (MS 1.-2. yy) yenilenmiş.
Geç Antik Çağ'da kısmen farklı amaçlarla kullanılmış, daha sonra terk edilmiş.
"Cryptoporticus" Roma mimarisinde yarı yeraltında bulunan tonozlu koridorlara verilen isim.
Vulci'deki örnek olağanüstü derecede iyi korunmuş. Yeraltındaki bu koridorlar:
Şarap ve zeytinyağının saklanması,
Yazın serin, kışın korunaklı alan oluşturulması,
Yağmur suyunun depolanması,
Hizmet mekânlarının gizlenmesi amacıyla yapılmış. Koridorlar üst bahçeye açılan pencerelerle aydınlatılıyormuş.
Etrüsk etkisi oldukça belirgindir. Casa del Criptoportico dış görünüşüyle Roma domusu (villası) olsa da temellerinde güçlü bir Etrüsk mirası bulunur:
Yapının bulunduğu kent zaten Etrüsk Vulci (Velch)'nin merkezindedir.
Evin altında ve çevresinde daha eski Etrüsk yapılarına ait bloklar ve temeller bulunmuştur.
Atriumlu (Avlulu) ev planı Roma'da gelişmiş olsa da kökeninde Etrüsk ev mimarisinin etkisi vardır. Bu tür avlulu ev mimarilerini Antik Anadolu Hitit, Lidya, Likya, Karya, İyonya uygarlıklarında da görmek mümkündür.
Yapının bazı bölümlerinde yeniden kullanılan Etrüsk taş işçiliği görülmektedir.
Etrüsk'ten Roma'ya Geçişin Sembolü
Casa del Criptoportico'nun önemi, Vulci'nin dönüşümünü göstermesidir:
MÖ 6.-4. yüzyıllarda burası güçlü Etrüsk kenti Velch idi.
Roma fetihlerinden sonra kent Roma kültürüne entegre oldu.
Bu ev, Etrüsk aristokrat gelenekleri ile Roma yaşam tarzının birleştiği bir yapı olarak görülebilir.
Bu nedenle Vulci gezisinde Casa del Criptoportico sadece bir Roma villası değil, Etrüsk Vulci'den Roma Vulci'sine geçişin en somut mimari belgelerinden biri kabul edilir.
İlginç bir ayrıntı da şudur: Zafer Takı'ndan (Publius Sulpicius Mundus Takı) geçip forum yönüne giderken gördüğünüz anıtsal kamusal yapılar devletin gücünü temsil ederken, Casa del Criptoportico aynı dönemin özel yaşamını ve Vulci aristokrasisinin ne kadar zengin olduğunu gösterir. Bu nedenle araştırmacılar onu Vulci'nin "Pompeii tarzı en iyi korunmuş evi" olarak değerlendirirler.





Osteria Kurgan Alanı, antik Vulci'nin en önemli mezarlık alanlarından biri. Kentin doğu kesiminde, antik yerleşimin hemen dışında yer alır ve özellikle MÖ 7.-4. yüzyıllar arasındaki Etrüsk kurgan-mezarlarını barındırır.
Osteria Nekropolü içinde özellikle:
Tomba delle Mani d'Argento (Gümüş Eller Mezarı),
Tomba del Pittore della Rondine (Kırlangıç Ressamı Mezarı),
Tomba della Sfinge (Sfenks Mezarı) gibi ünlü mezarlar bulunmakta.
Osteria Nekropolü, Cerveteri'deki Banditaccia kadar büyük olmasa da, Etrüsk aristokrat yaşamını ve Vulci'nin MÖ 6. yüzyıldaki "altın çağını" anlamamızı sağlayan en önemli mezarlık alanlarından biri. Buradan çıkan eserlerin önemli bir bölümü bugün Museo Nazionale Etrusco di Villa Giulia ve Avrupa'nın büyük müzelerinde sergilenmekte.

Tomba della Sfinge (Sfenks Kuragnı), Vulci'deki Osteria Nekropolü'nde bulunan en önemli aristokrat mezarlardan biri. Kurgan, MÖ 6. yüzyılın sonları ile MÖ 5. yüzyılın başlarına tarihlenir ve Vulci'nin en zengin Etrüsk ailelerinden birine ait olduğu düşünülür. Kurgan adını, giriş bölümünde bulunan ve kurganı koruduğuna inanılan sfenks heykelinden alır. Sfenks motifi Etrüsk sanatına Antik Anadolu ve Doğu Akdeniz etkileriyle girmiş; burada ölüler dünyasına geçişi koruyan kutsal bir varlık olarak yorumlanır.

Ponte della Badia (Ponte del Diavolo), Fiora Nehri üzerindeki etkileyici köprüdür ve Vulci antik kentine girişin simgelerinden biridir.

Köprünün temelleri büyük ölçüde Etrüsk ve Roma dönemlerine kadar uzanır.
Günümüzde görülen kemerli yapı ağırlıklı olarak Orta Çağ'da (12.-13. yüzyıllar) yeniden inşa edilmiştir.
Yaklaşık 30 metre yükseklikteki köprü, Vulci'ye ulaşan ana geçiş noktasıydı.
Savunma, ticaret ve ulaşım açısından stratejik öneme sahipti. Etrüsk döneminde özellikle Tiren Denizi limanlarından yapılan ticaret için önemli bir geçiş noktasını oluşturmaktaydı.

Bugün Vulci'nin en çok fotoğraflanan manzaralarından biridir; bazalt kayalıkların arasından akan Fiora Irmağı'nın olulturduğu doğa ve manzaralar görülmeye değerdir.
Castello dell'Abbadia köprünün hemen yanında yükselen kale, aslında kökeni bir Benedikten manastırına dayanan ortaçağ yapısıdır.
İlk yapılar 11.-12. yüzyıllarda inşa edildi.
Bölgenin ve köprünün kontrolünü sağlamak amacıyla zamanla tahkim edilerek kaleye dönüştürüldü.
Fiora vadisini ve Vulci'ye giriş yolunu denetleyen stratejik bir noktadadır.
Günümüzde kalede Museo Archeologico Nazionale di Vulci bulunmaktadır. Kapalı olduğu için ziyaret edemedik.
Bu iki yapı birlikte, Vulci'nin yaklaşık 2.500 yıllık kesintisiz tarihini gözler önüne serer:
Aşağıda Etrüsk ve Roma kenti,
Üzerinde Orta Çağ köprüsü,
Yanında manastırdan kaleye dönüşmüş savunma yapısı.
Bu nedenle Ponte della Badia ve Castello dell'Abbadia, Vulci'nin yalnızca Etrüsk geçmişini değil, Roma sonrası Orta Çağ tarihini de anlamak için en önemli anıtsal komplekslerden biridir. Özellikle köprü ve kale birlikte görüldüğünde, Etrüsk Velch'ten Orta Çağ İtalya'sına uzanan tarihsel süreklilik çok net biçimde hissedilir.
Tomba François

François Mezarı (Tomba François), antik Vulci kentinin Ponte Rotto nekropolünde bulunan, zengin biçimde boyanmış bir Etrüsk aile kurgan-mezarı.

MÖ 4. yüzyılın sonlarına tarihlenen bu mezar, Etrüsk duvar resimleri ve tarihsel anlatı sanatının günümüze ulaşmış en önemli örneklerinden biri ve bu bakımdan çok önemli. Vulci'nin güçlü ailelerinden Saties ailesine ait bir aile kurgan-mezarı. 1857 yılında Fransız kökenli İtalyan arkeolog Alessandro François tarafından keşfedilmiş olduğu için kurgana onun adı verilmiş.
1. Etrüsk tarihini anlatan en önemli freskler burada bulunmuş.
Mezarın duvarlarında yalnızca mitolojik sahneler değil, aynı zamanda Etrüsklerin kendi kahramanları ve tarihsel hafızaları da resmedilmiş.

2. Mastarna Freski - En ünlü sahne, Etrüsk kahramanı Mastarna ile ilgili.
Freskte:
Mastarna,
Caile Vibenna (Caile Vipinas),
Avle Vipinas,
Etrüsk savaşçıları tasvir edilir.
Bu sahne çok önemlidir çünkü Roma İmparatoru Claudius, Mastarna'nın daha sonra Roma kralı olan Servius Tullius ile aynı kişi olduğunu yazmıştır. Bu nedenle fresk, Roma'nın erken döneminde Etrüsk etkisini gösteren en önemli görsel kanıtlardan biri kabul edilir.
3. Etrüsk Kimliğinin Güçlü Bir İfadesidir
Mezar, Roma'nın yükseldiği dönemde yapılmıştır. Fresklerde Etrüsk kahramanlarının öne çıkarılması, Etrüsk aristokrasisinin kendi tarihine ve kimliğine sahip çıkma çabası olarak yorumlanır.
Mitolojik Sahneler

Mezarda ayrıca:
Aşil'in Truvalı esirleri kurban etmesi,
Ajax,
Nestor gibi Anadolu İlyada destanlarından sahneler yer alır. Bu da Etrüsklerin Anadolu İlyada destanlarını kendi sanatlarına nasıl uyarladığını gösterir.
Günümüzde orijinal fresklerin önemli bir bölümü 19. yüzyılda sökülerek bugün Villa Albani Torlonia'ya taşınmış. Vulci'deki mezarda ise rekonstrüksiyonlar ve kopyalar görülebilir ancak kapalı olduğu için göremiyor ve resimleri ile yetiniyoruz.
Özetle; Tomba François, Etrüsk dünyasının "tarih kitabı" sayılabilecek bir kurgan-mezar. Çünkü:
Etrüsk tarihsel kahramanlarını adlarıyla gösterir,
Mastarna–Servius Tullius bağlantısına ışık tutar,
Roma öncesi ve erken Roma dönemindeki Etrüsk etkisini belgeleyen en önemli görsel kaynaklardan biridir,
Etrüsk kimliğinin ve aristokrat kültürünün en güçlü ifadelerinden biri olarak kabul edilir.
Vulci ile ilgili YouTube videomuza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz :
Blog ve YouTube kanalımıza üye olmayı ihmal etmeyiniz.






Yorumlar