top of page

TARKANLAR KENTİ-TARQUINIA

  • 2 gün önce
  • 8 dakikada okunur

Tarkanlar Kenti Tarquinia, Etrüsk dünyasının en önemli inanç ve yönetim merkezlerinden biri. Özellikle boyalı kurgan-mezarlar, kurgan-nekropol mimarisi ve ikonografik freskleri ile ön plana çıkar. Tarquinia, Cerveteri ile birlikte Antik Etrüsk kültürünün iki ana başkentinden biri olarak ön plana çıkıyor. Ayrıca, Tarquinia, Etrüsk dünyasında “resim sanatı başkenti” olarak haklı ün yapmış .


Ara della Regina - Ana Tanrıça Kutsal Alanı - ziyaretimizden sonraki günümüzün (26 Mayıs 2026) ilk durağı Tarquinia (Tarchna) – Tarkanlar Kenti ve kent merkezinde bulunan ''Tarquinia Ulusal Arkeoloji Müzesi- National Archaeological Museum of Tarquinia''. Pazartesi günü kapalı olduğu için ziyaret edemediğimiz bu önemli arkeoloji müzesini 26 Mayıs'ta gezip inceleme ve çekim yapma olanağı buluyoruz.


Palazzo Vitelleschi
Palazzo Vitelleschi


Tarquinia Ulusal Arkeoloji Müzesi, Etrüsk uygarlığına adanmış İtalya'nın en önemli müzelerinden biri. Müzenin koleksiyonları büyük ölçüde Tarquinia'daki ünlü Monterozzi Necropolis kurgan-mezarlığından ve antik Tarquinia kentinden çıkarılan eserlerden oluşuyor. Müze 1924 yılında açılmış ve Etrüsk sanatı, dini, günlük yaşamı ve kurgan (ölüm sonrası yaşam) kültürü hakkında çok zengin bilgiler sunuyor.


Müzenin en ünlü eseri, bir önceki gün ziyaret ettiğimiz Ara della Regina Tapınağı'nın alınlığını süsleyen MÖ 4. yüzyıla ait - kuyrukları düğümlü - Kanatlı Atlar (Cavalli Alati) rölyefi. Ayrıca Etrüsk lahitleri, bronz aynalar, seramikler, takılar, silahlar ve kurgan-mezar fresklerinden taşınmış orijinal duvar resimleri de sergilenmekte.


Müzenin bulunduğu Palazzo Vitelleschi ise 1436-1439 yılları arasında Kardinal Giovanni Vitelleschi için inşa edilmiş erken Rönesans dönemine ait görkemli bir saray. Lazio bölgesinin en önemli Rönesans yapılarından biri kabul ediliyor. Yapının farklı bölümlerinin farklı ustalar tarafından yapılmış olması nedeniyle Gotik ve Rönesans unsurları bir arada görülmekte.


Kardinalin ölümünden sonra saray zaman zaman papaların konaklama yeri olmuş, daha sonra Soderini ailesine geçmiş ve bir dönem otel olarak kullanılmış. 1900 yılında Tarquinia Belediyesi tarafından satın alınmış, 1916'da devlete devredilmiş ve 1924'te de müze olarak hizmet vermeye başlamış. II. Dünya Savaşı sırasında bombalanarak hasar görmüş, ancak sonrasında restore edilmiş.


Ziyaret sırasında özellikle kaçırmamanız gerekenler


  • Kanatlı Atlar (Cavalli Alati) – Ara della Regina Tapınağı'nın alınlık süslemesi.

  • Laris Pulenas Lahdi – Etrüsk aristokrasisinin önemli örneklerinden biri.

  • Ön plana çıkan Kadın/Erkek eşitliği ve Kadın ikonografisi.

  • Monterozzi Nekropolü'nden taşınan orijinal mezar freskleri.

  • Etrüsk bronz aynaları ve altın takılar.

  • Palazzo'nun üst katındaki loggia (açık galeri) ve Tarquinia manzarası.


Detayları YouTube videolarımıza bırakmak suretiyle, edindiğimiz izlenimleri sizlerle kısaca paylaşmaya başlayalım...


Palazzo Vitelleschi - iç avlu ve giriş
Palazzo Vitelleschi - iç avlu ve giriş

Tarquinia (Tarchna) isminin etimolojik kökleri


Müzeyi gezmeye başlamadan önce Tarquinia-Tarchna-Tarquin isimlerinin etimolojik kökenlerine biraz bakalım.


‘’Tyrrheni Romalılar arasında "Etrusci" ve "Tusci" olarak adlandırıldı. Atinalılar onları, Lidyalı Atys'ın oğlu Tyrrhenus'un adıyla anıyordu. Kıtlık yüzünden Lidya'dan koloni olarak göndermişti. Atys Herkül ile Omphale'nin soyundan geliyordu ve iki oğlu vardı. Halkını oğulları arasında paylaştırdı ve Lydus yurtta kalırken, Tyrrhenus'u yolladı. Tyrrhenus geldiğinde ülkeyi Tyrrhenia (Tiren Denizi) olarak andılar. Kolonici "Tarco" yu görevlendirdi ve 12 kenti kurdu. Tarco'ya istinaden kentlerden birine Tarquinia denildi. Derler ki TARCO, GRİ SAÇLI doğmuş’’

Strabon, 5:2 - Coğrafya (Geographica)



Son üç Roma Kralı Etrüsk kökenli idi. Roma’yı yönettikleri MÖ 620-509 yılları boyunca Roma İtalya’nın en büyük ve en güçlü kenti oldu. Tarquinler (Tarkanlar) zamanında, Capitolin Tepesi’ne taştan duvarları olan tapınak ve forum yapılmıştır. Kalıntılar günümüzdeki Capitoline Museums kompleksinin altında ve çevresindedir. İlk Etrüsk kralının adı Tarquin-Tarkan olduğu için diğer Etrüsk krallarına da ‘’Tarquin’’ adı verilmiştir.


Tarkan hanedanı MÖ 620–509 arasında yaklaşık 111 yıl boyunca Roma'yı yönetmiş ve küçük bir Latin kentini Akdeniz'in yükselen gücü hâline getiren Etrüsk etkisinin zirvesini temsil etmiştir ki bu etki Roma İmparatorluk dönemini de yoğun olarak etkilemiştir.


Tarquin / Tarkan Hanedanı Kronolojisi

Kral

Dönem

Lucius Tarquinius Priscus

MÖ 616–579

Servius Tullius

MÖ 579–534

Lucius Tarquinius Superbus

MÖ 534–509


Bu dönem (yaklaşık MÖ 616–509) Roma tarihindeki en güçlü Etrüsk etkisinin yaşandığı çağdır. Roma'nın:


  • Fasces (iktidar demeti),

  • Curule makam koltuğu, Türkçe kurul-kıral sözcükleri ile olan benzerlik ilgi çekicidir.

  • Zafer alayları,

  • Kehanet ve haruspex geleneği,

  • Roma Forumunun temelleri Tarquin'ler / Tarkanlar döneminde atılmış ve bataklık olan alan kurutularak inşaat faaliyetleri başlatılmıştır.

  • Etrüsk'ten Roma'ya geçen Toga'nın giysi geleneğinin bazı biçimleri,

  • Kent planlama ve drenaj-kanalizasyon sistemleri (özellikle Cloaca Maxima; halen kısmen çalışmaya devam etmektedir...), gibi birçok kurum, altyapı ve sembolü bu dönemde Etrüsk kültürünün etkisiyle şekillenmiştir.


"Wolfram Eberhard’ın eserinde; bir de, Çinliler tarafından “Tarkan” olarak telâffuz edilen bir asalet ünvanından bahsedilmektedir. Alman Sinoloji bilginine göre bu, Türklerdeki “prens” manasına gelen “Tarkan” veya “Tarhan” unvanından başka bir şey değildir. Bilindiği gibi, Roma’yı kuruluşundan sonraki yüzyıllarda idare eden “Tarquin’ler’’ sülalesine mensup hanların adları Etrüsk yazıtlarında “Tarhun” veya “Tarhan” olarak gösterilmiştir."


Türkiye’nin ilk kadın diplomatı, Roma Büyükelçisi, yazar, tarihçi Adile Ayda – ‘’Etrüskler Türk mü İdi?’’ adlı eserinde de bu bağlantı ve ortak kültür/dil ögelerine değinmektedir.


Antik Anadolu Fırtına Tanrısı Tarhu'dan Tauros'a = Tarhu - Tarhan - Tarkan bunların hepsi Anadolu kökenli ve Türkçe'dir. Bu da, ‘’Tarhu’’ kelimesinin Luvice'ye antik Türkçe'den geçtiğini gösterir. Hattiler'de Taru ; Hurri-Urartular'da Teşub; Likyalılar’da (Lukkia=Kurtların Ülkesi) simgesi Boğa olan Fırtına Tanrısı Trqqas iken; Hititler ve Luvi’de tanrının adı Tarhunt/Tarhunna, kralın adı ise Tarkondemos, Etrüskler'de ise Tarquin'dir... Bu arada, Oğuz Kağan Destanı'ndaki Oğuz-Ay-Boğa ilişkisi de hatırlanmalıdır.



Ayrıca Tarhunt-ašša / Tarḫuntašša (Tarhuntassa) Hitit (Kral Muwatalli II dönemi-MÖ 1300’ler) dönemine ait bir kent/merkez adıdır. Antik dönemdeki Konya-Karaman bölgesine verilen yerleşim adıdır. “Tarhuntassa” kelimesi: Tarhunt (fırtına tanrısı) + yer eki (-assa) 👉 anlamı: “Tarhunt’un kenti / Tarhunt’a ait yer”.


Bütün bu etimolojik ve kültürel veriler İtalya’da bulunan Etrüsk kenti Tarquinia’nın (Tarchna) ismini Anadolu’dan aldığının açık kanıtlarını oluşturur.


Mitolojik Varlıklar ve İkonografi


Monterozzi Etrüsk kurganlarından çıkarılmış olan bu taş blok üzerindeki figürler, Anadolu Hatti-Hitit/Luvi dünyasında da ölüler âlemi ile yaşayanlar dünyası arasındaki sınırı koruyan kutsal varlıklar olarak yorumlanır.



Kanatlı yaratıklar, aslanlar, grifon benzeri koruyucular ve hayat ağacı çevresindeki hayvan, ağacı taşıyan mitolojik varlık betimlemeleri ve diğer semboller yalnızca süsleme değildir; bunlar aynı zamanda tinin öteki dünyaya geçişini gözeten ve denetleyen kutsal bekçilerdir.


Bu anlayışın kökleri Anadolu'nun çok eski inanç geleneklerine uzanır. Hitit, Urartu, Hurri ve Luvi sanatında kapıları, mezarları ve kutsal alanları koruyan melez mitolojik yaratıklar görülürken, benzer düşünce daha sonra Etrüsk dünyasında da ortaya çıkar. Etrüsk mezarlarında ölü ruhuna eşlik eden kanatlı Vanth, yeraltı dünyasının sert bekçisi Charun ve çeşitli demonik koruyucular mezar kapı eşiklerinde ve duvar resimlerinde tasvir edilmiştir.


Her iki kültürde de ölüm bir son değil, başka bir âleme yapılan yolculuk olarak görülmüş; bu yolculuğun güvenli şekilde tamamlanabilmesi için koruyucu ruhlara ve kutsal bekçilere ihtiyaç duyulduğuna inanılmıştır.


Anadolu'dan, Adalar Denizi'ne ve Kuzey Karadeniz bozkır hattına uzanan bu ortak sembolizmde aslan, kartal, grifon ve kanatlı insan figürleri, kaos ile düzen arasındaki sınırı koruyan varlıkları temsil eder. Bu nedenle Hitit-Luvi kabartmalarındaki koruyucu yaratıklar ile Etrüsk mezarlarındaki öte dünya rehberleri arasında bir devamlılık, her iki gelenekte de ölüm sonrası yolculuğu koruyan kutsal varlıklar fikrinin ortak bir Doğu Akdeniz ve Anadolu inanç mirasının parçası olduğu görülmektedir. Bu Anadolu ve Kuzey Karadeniz bozkır kökenli mirasın izleri Frig-İskit, Likya, Lidya, Urartu, Karya, İyonya ve Roma dünyalarında da yaşamaya devam etmiştir. Burada önemli bir saptama da bozkır hattı göçer kültürlerinin (İskit-Sarmat-Kimmer) antik kültürler üzerinde ne denli etkili olduğudur. Batılı ana akım akademi ve takipçileri tarafından hep ''göçer-göçebe ve barbar'' olarak nitelenen bu binlerce yıllık bozkır göçer kültürleri uygarlığın şekillenmesine büyük katkılar sunmuşlardır.


Tarquinia'da Kadın-Erkek ve Eşli Lahit Sanatı


Laris Pulenas Lahdi, MÖ 2. yüzyıl
Laris Pulenas Lahdi, MÖ 2. yüzyıl

Lahdin kapağında Laris Pulenas, bir ziyafet yatağına uzanmış halde tasvir edilmiştir. Elinde ölüm yazgısını simgeleyen bir tomar bulunur. Lahdin üzerindeki uzun yazıt, kişinin soyunu, görevlerini ve ailesinin geçmişini anlatır. Laris Pulenas'ın yaşadığı dönem (MÖ 2. yüzyıl sonları), Etrüsk dilinin ve kimliğinin Roma egemenliği altında yavaş yavaş kaybolduğu son evrelerden biridir. Bu yüzden lahdi sadece bir mezar değil, aynı zamanda Etrüsk tarihinin son dönemlerinden kalma önemli bir kültürel belge olarak kabul edilir.


Laris Pulenas, Etrüsk geleneğine uygun olarak bir şölen yatağına uzanmış halde betimlenmiştir. Bu tasvir, ölümden sonraki yaşamda ataların ve tanrıların katıldığı sonsuz bir ziyafete kabul edilmeyi simgeler (Atalar Kültü).


Bu nedenle lahit kapağındaki sahnenin temel mesajı şudur:


"Ben Laris Pulenas; ailem, görevlerim ve adım unutulmasın. Ölümden sonra da atalarımın arasındaki yerimi aldım."


Lahdin yan yüzlerinde ise mitolojik ve ölüm sonrasına geçiş temaları görülür. Bunlar ölümün son olmadığını, tinin öte dünyaya yolculuğunu ve atalarla birleşmesini simgeler. Bu yolculukta ona Vanth (kanatlı kadın rehber), Charun (mavi tenli, tokmak taşıyan demon-rehber), Aita (Yeraltı Tanrısı) ve eşi Persipnei gibi mitolojik figürler eşlik eder.


Kadın İkonografisi



Etrüsk sanatında kadınlar çok görünür durumdadır.


Villa Giulia - Eşler Lahdi
Villa Giulia - Eşler Lahdi

Çünkü Etrüsk kültüründe kadınlar MÖ 5/4.yüzyıllardaki Mora-Atina ve Roma dünyasına kıyasla çok daha önemli bir yer tutar ve gerek yalnız gerekse eşleriyle birlikte lahit kapaklarında tasvir edilmişlerdir.







Magnate Lahdi, Tarquinia'daki en önemli Etrüsk lahitlerinden biri ve MÖ yaklaşık 330–300 yıllarına tarihlenir. Tarquinia'nın güçlü soylu ailelerinden Partunu (Partunus) soyuna mensup bir devlet adamı olan Velthur Partunus için yapılmış.


Yapılan kısmi çözümlemeye göre lahdin üzerindeki yazıtta; Velthur (Velθur) adlı kişiden söz edildiği, Partunu/Partunus ailesine mensup olduğu, Soylu bir aile geleneğinin vurgulandığı anlaşılmaktadır.


Yazıt Etrüsk - Latin abc geçiş ve etkileşimi açısından önemli veriler sunuyor.


Bu tür az da olsa geriye kalmış yazıtların önemi yalnızca tarihsel değildir. Etrüsk dili günümüzde Batılı araştırmacılar tarafından hâlâ tam olarak çözülememiştir.


Çünkü yazıtlar sağdan-sola; bitişken; hece ve simge-tamga-runik özellikleri taşıyan; kelime aralarında durgu işaretleri : olan, Hint-Avrupa dil ailesinden olmayan; Antik Anadolu-Kıbrıs ve Ural-Altay yazı sistemleri (İskit-Orhun/Göktürk-Yenisey-Hun) ile önemli benzerlikler içeren özellikler göstermektedir.


Sağdan Sola : KLAN - OKLAN - OĞLAN - SOY anlamında...
Sağdan Sola : KLAN - OKLAN - OĞLAN - SOY anlamında...

Kazım Mirşan-Feridun Celilov-Adile Ayda gibi araştırmacı ve bilim insanlarımız bu yazı sisteminin çözümlenmesi ile ilgili ciddi çalışmalar yapıp anlamlı sonuçlara ulaşmışlardır; yeni nesil Türk Dünyası araştırmacılarımız da konu üzerinde çalışmalarını devam ettirmektedirler. Avrupa akademisinin bu muhteşem uygarlık ve yazı sistemini ''izole ve ölü'' olarak tanımlaması, Anadolu ve Doğu bağlantılarının üzerine gitmemesi, ''yunan etkili'' diyip geçmesi ise oldukça düşündürücüdür. Etrüsk yazı sistemi ve simgelerinin Latin abc'sinin öncülü ve ilham kaynağı olduğu ise aslında çok nettir.




Müzede sergilenen Attik-Pelasg tarzı kylix (içki kabı), krater (vazo) seramik eserler son derece etkileyici. Etrüskler de bu kapları hem ithal etmiş hem de kendi atölyelerinde üretmişler. Tarquinia, Cerveteri ve Vulci kurganlarında çok sayıda örneği bulunmuş. MÖ 6.–4. yüzyıllarda Anadolu, Adalar Denizi ve Akdeniz'in en prestijli seramikleri arasında yer alıyor. Eserler Attik-Pelasg üslubunu yaratan Attika bölgesine yerleşmiş Anadolu ve Adalar Denizi kökenli Pelasgialı ustalar tarafından üretilmiştir.


Batı tarihçiliği ve müzecilik anlayışında, bu müzede de gördüğümüz gibi, bütün Batı Anadolu, Adalar Denizi (Ege), Limni Adası kültür ve dilleri hep Antik Yunan, Yunan, Helen ya da Grek, Proto Grek olarak son derece taraflı ve haksız bir biçimde tanımlanmış.


Büyük Tarih Yanlışı : Greek....
Büyük Tarih Yanlışı : Greek....

Oysa ki Batı Anadolu, Adalar Denizi, Akdeniz, Kuzey Karadeniz hattındaki antik kültürler olan İyonya-Karya-Pelasg-Leleg-İskit-Girit-Kıbrıs-Frig-Lidya-Likya-Luvi-Hitit kültürleri bu uygarlık ve eserlerin ortaya çıkmasında başat ve öncül rol oynamıştır. Bunların tümünü ''Yunan-Helen Dünyası-Greek'' diye tanımlayıp sıyrılmak son derece politik ve son yüzyılların ''Doğu-Türk-Anadolu'' karşıtı yaklaşımlarından kaynaklanmıştır. Bu tarih anlayışının değişmesi için çaba göstermemiz gerekiyor; zira yakın geçmişin ve günümüzün sömürgeci politikaları bu tarih çarpıtmalarına dayandırılmakta !!




Kanatlı Atlar (Cavalli Alati) Rölyefi – (Atların kuyruklarının düğümlü olması önemli bir antik Türk kültür etkisine işaret eder). Ara della Regina Ana Tanrıça tapınağının alınlık rölyefi olarak düşünülür ve MÖ 4.Yüzyıla tarihlenir. Müzenin baş eseri ve Tarquinia kentinin simgesidir.


Atların kuyruklarının düğümlü olması oldukça önemli bir erken-Avrasya Türk kültür etki ve bağlantısına işaret eden arkeolojik kültür etkileşimi kanıtlarından biridir.



Altıkulaç Lahdi veya Çan Lahdi Çanakkale’nin Çan İlçesine bağlı Altıkulaç köyünde bulunmuştur. Lahit boyalı mermer bir lahit olup MÖ 5. yüzyılın sonlarına tarihlendirilir. Eser 1998 yılında Antik Truva bölgesinin güneydoğusunda Çanakkale Çan İlçesindeki Çingenetepe Kurgan-Tümülüsü’ndeki bir mezar odasında bulunmuştur. Günümüzde Truva Müzesinde sergilenmektedir.


Eski Türklerde ‘’kuyruk tügmek’’ ve ‘’at çermetmek’’ olarak bilinen kadim gelenek İskit-Hun-Göktürk, Selçuklu ve Osmanlı Türklerinin dönemlerinde de devam etti. At kuyruğu düğümlemek savaş ve kahramanlık işareti olarak görülmekteydi. Orhun yazıtlarında Tonyukuk, Kaşgarlı Mahmut ise Divan-ı Lugat-it Türk adlı eserde Türklere özgü bu savaş geleneğinden söz etmişti. Gelenek burada da görüldüğü gibi Hun ve İskit dönemleri ile birlikte günümüzden 3500 yıl öncesine, Anadolu Truva ve İtalya Etrüsk uygarlıklarına kadar gitmektedir.



Fotoğrafta görülen sahne, Palazzo Vitelleschi'nin 15. yüzyıl özel odalarındaki (anticamera/studiolo) Rönesans fresklerinden biridir.


Duvar resminde görülen unsurlar:

  • Zırhlı askerler,

  • Tahtta veya yüksek konumda oturan figürler,

  • Ortadaki cenaze ya da kurban sahnesi,

  • Kadın alegori figürleri,

  • Ahşap kasetli tavan

eserin Rönesans dönemi ahlaki-tarihsel anlatı programına ait olduğunu gösteriyor.


Palazzo Vitelleschi'nin özel çalışma odaları ve ön odaları, 15. yüzyılda yapılan fresklerle süslenmiştir. Bu fresklerin önemli bir bölümü:


  • Lucretia'nın Hikâyeleri (Storie di Lucrezia),

  • Kardinal Erdemler (Prudence, Justice, Fortitude, Temperance),

  • Antik Roma'dan ahlaki örnekler üzerine kuruludur. Freskler Salimbeni çevresi veya dönemin Marche-Lazio okulu ressamlarına atfedilir.


Fotoğraftaki sahne de muhtemelen bu döngünün bir parçasıdır ve Roma erdemleri ve soylu davranış örneklerini anlatmaktadır. Ortadaki yatak veya katafalk üzerinde yatan figür, bir cenaze, kurban veya Lucretia anlatısının bir bölümü olabilir; yanlardaki kadın figürleri ise çoğu zaman alegorik erdemleri temsil eder.


Palazzo Vitelleschi'nin kendisi:


  • 1436–1439 arasında Kardinal Giovanni Vitelleschi için inşa edilmiş bir Rönesans sarayıdır.

  • Günümüzde içindeki eserlerin çoğu Etrüsk olsa da, bu freskler sarayın özgün dekorasyonunun parçasıdır.

  • Tarquinia'nın Etrüsk geçmişinden çok, geç Orta Çağ ve erken Rönesans dönemindeki papalık ve aristokrat kültürünü yansıtıyor.



Palazzo Vitelleschi'den muhteşem bir tarih ve Rönesans havası ile ve tadı damağımızda kalmış olarak büyük bir keyifle ayrılıyoruz...


Tarquinia Tarkanlar Kenti Ulusal Arkeoloji Müzesi ile ilgili YouTube videolarımıza aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz :



Yorumlar


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

rm442-01-04-g-mockup.png

Bana Ulaşın

© 2022 by Haluk Hizlialp. Created by Badesim Kubak.

bottom of page