REZERV PARA SAVAŞLARI
- Haluk Hızlıalp

- 7 Ağu 2025
- 9 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 Eki 2025
BRICS-TÜRKİYE-ÇİN-ABD-TAYVAN ekseninde güncel ekonomik, jeopolitik gelişmeler ve yorumlarımı sizle paylaşmak istiyorum.
BRICS ülkelerinin yeni bir rezerv para birimi oluşturma çabaları, ABD dolarının küresel rezerv para birimi olarak hakimiyetine meydan okuma potansiyeli taşıyor.

BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Etiyopya, Endonezya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden oluşan uluslararası bir organizasyon. Başlangıçta Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'den oluşuyordu ve Güney Afrika 2010 yılında katıldı. Son zamanlarda Mısır, Etiyopya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya gibi ülkeler de gruba dahil oldu. BRICS, dünya ekonomisinde önemli bir role sahip ve üye ülkeler arasındaki özellikle ekonomik iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
Bu durum, dünya ticaretindeki dolar talebinde düşüşe yol açabilir; bu ise Abd’nin korkulu rüyası… BRICS'in uluslararası bir hesap birimi oluşturması, doların rolünü daha da etkileyebilir. ABD doları, son 80 yıldır dünya çapında rezerv para birimi olarak kullanılıyor ve birçok ülke dolara bağımlı durumda. Bu durum ise Abd’nin ilgili ülkelere rahatlıkla politik baskı uygulamasını kolaylaştırıyor.
BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) çeşitli adımlar atarak küresel finansal sistemi yeniden şekillendirmeye ve doların yerine daha bağımsız bir rezerv para birimi veya ödeme sistemi geliştirmeye çalışıyorlar. İşte bu ülkelerin attığı bazı temel adımlar:
Alternatif Ödeme Sistemleri ve Finansal Entegrasyon: BRICS ülkeleri, uluslararası ödemelerde dolar bağımlılığını azaltmak amacıyla kendi ödeme sistemlerini geliştirmeye veya güçlendirmeye çalışıyorlar. Örneğin, Hindistan ve Çin, ödeme işlemlerinde yuan ve rupee kullanımıyla ilgili anlaşmalar yapıyor. Bu da karşılıklı ticarette yerel para birimlerinin kullanılabilmesi anlamı taşıyor.
Yüksek Düzeyli Ekonomik İş birliği ve Kripto Para ve Dolar Dışında Rezerv Para Birimi Tasarımı: BRICS, ortak bir uluslararası hesap birimi veya dijital para birimi geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıyor. Bu girişim, ülkeler arasında para alışverişini kolaylaştırabilir ve dolar yerine alternatif bir rezerv para birimi oluşturabilir.
Dış Politika ve Ekonomik İş birliği Anlaşmaları: BRICS ülkeleri, ekonomik ilişkileri derinleştirmek için yeni ticaret ve yatırım anlaşmaları imzalıyorlar. Bu adımlar, doların ötesinde bir finansal bağımsızlık stratejisinin parçası.
Hükümetler ve Merkez Bankaları Arası Koordinasyon: Bu ülkeler, merkez bankaları ve hükümetler arası koordinasyonu artırarak, ortak finansal altyapı ve rezerv yönetimi projeleri gerçekleştiriyor.
Hedefler
Dolar bağımlılığını azaltmak
Alternatif uluslararası finansal altyapı kurmak
Kendi para birimleriyle sınır ötesi işlemleri teşvik etmek
BRICS’in bu adımları, küresel finans sisteminde önemli değişikliklere yol açabilir ve doların küresel rezerv para birimi olarak liderliğine meydan okuyabilir. Ancak, bu sürecin tamamlanması uluslararası birçok ekonomik ve siyasi parametre ile ilgili olup biraz zaman alacağa benziyor ve uluslararası kamuoyu konuyu yakından takip etmekte.
ABD dolarının küresel konumu, artık birden fazla faktör tarafından şekillenmekte ve değişim potansiyeli taşımakta. İşte temel unsurlar:
1. Çoklu Rezerv Para Birimi Olma Durumunun Sönmesi
Dolar, yaklaşık %60-65 civarında küresel rezervlerin ve uluslararası ticaret işlemlerinin ana para birimi olarak kullanılıyor. Eğer yeni gelişmeler veya alternatif para birimleri (örneğin, BRICS ülkelerinin ortak para birimi veya başka bir alternatif) bu payı artırırsa, doların küresel hakimiyeti azalabilir.
2. Yeni Para Birimleri ve Dijital Alternatifler
BRICS veya diğer büyük ekonomiler tarafından geliştirilen yeni para birimleri veya dijital çözümler, doların yerini alabilir veya payını düşürebilir. Bu, uluslararası ödemelerde dolar yerine farklı bir para biriminin daha yaygın kullanılmasına neden olabilir.
3. ABD'nin Ekonomik ve Politik Durumu
ABD'nin ekonomik istikrarı, yüksek enflasyon, siyasi belirsizlikler veya maliye politikalarındaki değişiklikler, doların güvenilirliğini ve talebini etkileyebilir. Güçlü ekonomik göstergeler ve istikrarlı politikalar, doların konumunu korumasını sağlar.
Abd’nin Rusya-Ukrayna savaşına, Ortadoğu’da İsrail ile birlikte yürütmekte olduğu Bop tarzı Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren sömürgeci faaliyetlerine baktığımızda küresel konumunu korumaya yönelik adımlar atmaya çalıştığını görmekteyiz. Ayrıca Abd'nin Çin ile karşılıklı politikalarında Güney Çin Denizi önemli bir yer tutmakta. Bu bölge, Çin, Vietnam, Filipinler, Brunei, Malezya ve Tayvan gibi ülkelerin egemenlik iddiaları nedeniyle çekişmeli bir alan konumunda. Abd, bölgedeki uluslararası hukukun korunması ve serbest denizciliğin sağlanması gibi konuları öne çıkararak Çin'e karşı pozisyon almakta ve Çin’in hakimiyetini engellemeye çalışmakta. Obama yönetimi döneminden beri bu politika devam ediyor ve günümüzde de Abd'nin dış politikasında önemli bir yer tutuyor. Abd, bölgede yatırım, ticaret ve iş birliği konularında da Tayland gibi müttefiklere özel önem vermekte.
Abd'nin Güney Çin Denizi'ndeki stratejik hedeflerine jeopolitik dengeler açısından kısaca bakalım;
Serbest Denizcilik ve Uluslararası Hukukun Desteklenmesi adı altında...
Abd, Güney Çin Denizi'nin uluslararası sular olduğunu savunuyor ve bu bölgedeki serbest denizcilik haklarının korunmasını destekliyor. Bu kapsamda, Çin'in askeri üsler inşa ettiği ve tartışmalı siyasi iddialarını güçlendirmeye çalıştığı bölgede, deniz yollarının serbestçe kullanılması gerektiğini iddia ediyor.
Çin’in Güçlenmesini Sınırlandırmak
Abd, Çin'in bölgedeki askeri ve ekonomik yükselişini dengelemek amacıyla bölgedeki askeri varlığını artırıyor ve müttefikleriyle yani Japonya, Güney Kore, Filipinler, Avustralya ve diğer müttefikler aracılığıyla iş birliğini güçlendirmeyi deniyor. Böylece Çin’in bölgedeki hakimiyet ve etkisini sınırlamayı hedefliyor.
Devam edelim…
4. Döviz Rezervleri ve Merkez Bankası Politikaları
Diğer ülkelerin merkez bankalarının rezerv portföylerini çeşitlendirmesi, doların payının azalma riskini gündeme getiriyor. Alternatif rezerv para birimleri veya uluslararası rezerv oluşturma girişimleri bu yönde etkili olabilir.
5. Siyasi ve Ticari Gelişmeler
Uluslararası siyasi ilişkiler, ticaret anlaşmaları ve yaptırımlar, doların kullanımını sınırlandırabilir veya artırabilir. Amerika'nın küresel politikaları, doların konumunu doğrudan etkileyecek.
Sonuç olarak; Doların küresel rezerv para birimi konumu zaman içinde değişebilir, bu da uluslararası finansal sistemde önemli dönüşümlere yol açabilir. Eğer yeni güçlü para birimleri veya dijital çözümler yaygınlaşırsa, doların dünya ekonomisindeki liderliği zamanla azalabilir.
Türkiye ve Brics

Türkiye'nin BRICS'e tam üyelik statüsü henüz gerçekleşmedi. Eldeki bilgilere göre, Türkiye'nin BRICS'e üye değil, Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin başını çektiği bu organizasyonun "ortağı" statüsünde katılması planlanıyor. Tam üyelik durumu Türkiye’nin Abd ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerindeki bağımlı konumuna göre değişkenlik taşıyabilir. 2024 zirvesinde yeni bir ülkenin tam üyeliğe kabul edilmediği de duyurulmuş. Bu durum, Türkiye'nin BRICS ile ilişkisinin henüz tam anlamıyla şekillenmediğini ve ortaklık statüsünün gündemde olduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin BRICS ile ortaklık kurması, çeşitli avantajlar ve fırsatlar sunabilir. İşte bu ortaklığın sağlayabileceği temel avantajlar...
Ekonomik İş birliği ve Ticaret Artışı

BRICS ülkeleri, büyük ve gelişmekte olan pazarlar. Türkiye, bu ülkelerle ticaret hacmini artırabilir, yeni pazarlar ve yatırım fırsatları yakalayabilir. Özellikle Türk Dünyası ile entegrasyon, iş birliği, Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan, Ermenistan ve İran ile birlikte kazan-kazan ilkesine göre işletilmesi ve yerel üretim, lojistik uygulamalarının geliştirilmesi önem kazanıyor.
Ancak son dönemde ABD'nin Zengezur Koridoru'na olan ilgisi, 100 yıllık yönetim hakkı istemesi, Güney Kafkasya'daki jeopolitik dengeyle yakından ilgili. Abd’nin burada özellikle Rusya, İran ve Çin’in ‘’bir kuşak bir yol’’ projesine karşı önlem almaya çalıştığını söylemek mümkün. Özellikle Azerbaycan-Türkiye-Ermenistan üçgenini bir araya getirip (kullanıp) Zengezur Koridoru’nun hem jeopolitik hem de ekonomik potansiyelini kontrol etmek ve İran-Rusya-Çin’in gücünü sınırlandırmak; Ortadoğu’da İsrail’in güvenlik ve egemenliğini pekiştirmek diyebiliriz. Burada Türkiye’deki Akp-Mhp iktidarının buna destek vermek üzere yapılandırıldığını görmek mümkün; ülke içindeki siyasi gelişmeler, anayasa değişikliği ve ‘’terörsüz Türkiye’’ komisyonu oluşturma süreçlerinin direk olarak terörist apo muhattap alınarak yönetilmesi doğrudan bu stratejiyle bağlantılı. Türk Devlet aklının bu gelişmeler karşısında son derece dikkatli olması ve Türk halkının konuyla ilgili bilgi sahibi olması ve ulusal çıkarlar konusunda tepki ortaya koyması gerekiyor.
Döviz, sermaye ve finansal hizmetlerde iş birliği olanakları gelişebilir.
Jeopolitik ve Diplomatik Avantajlar
BRICS ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak, Türkiye'nin uluslararası sahnede güçlenmesine ve çok taraflılık ilkesine uygun hareket etmesine katkı sağlar.
Çok kutuplu bir küresel dengede, farklı ülkelerle etkin iletişim ve diplomasi imkanları artar. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti dış politikası ve diplomasi yönetiminin bağımsız ve liyakatli olarak organize edilmesini gerektirmekte...
Finansal ve Kurumsal Altyapı
BRICS'in oluşturduğu yeni finansal kurumlar (örneğin, Yeni Kalkınma Bankası), Türkiye'nin projelerine finansman sağlama ve ekonomik kalkınma programlarına destek olma olanağı sunabilir.
Alternatif finansal araçlar ve mekanizmalar kullanılarak, ekonomik istikrar ve büyüme teşvik edilebilir.
Teknoloji ve Bilim İş birliği
Akademi, araştırma ve teknoloji alanında ortak projeler ve bilgi paylaşımı sağlanabilir. Özellikle Türk Dünyası ile İsmail Gaspıralı’nın ‘’Dilde, Fikirde, İşte birlik’’ dayanışma felsefesi doğrultusunda oluşacak ekonomik ve kültürel entegrasyon projeleri çok önem kazanır.
Yenilikçi girişimler ve teknolojik gelişmelerde iş birliği fırsatları ortaya çıkar.
Stratejik ve Güvenlik Boyutları
BRICS ülkeleriyle yakınlaşmak, bölgesel ve küresel stratejik dengeler açısından Türkiye'nin konumunu güçlendirebilir.
Terörle mücadele, savunma sanayii, sınır güvenliği ve enerji iş birliği gibi alanlarda ortak adımlar atılabilir.
Özetle
Türkiye’nin BRICS ortaklığı, ekonomik büyümeyi teşvik eden, uluslararası ilişkileri güçlendiren, bölgesel ve kültürel entegrasyon imkanları ortaya çıkaran ve yeni finansal araçlar sunan çeşitli fırsatlar sağlar. Ancak, böyle bir ortaklığın detayları, mutabakatlar ve karşılıklı çıkarlar doğrultusunda şekillenmekte olup, önemli stratejik kararlar ve müzakereler gerektirmekte; bu da Türkiye’nin acil olarak Atatürk ilkeleri doğrultusunda laik, demokratik, sosyal hukuk devleti yönetim biçimiyle, güçler ayrılığına dayanan parlamenter rejime geri dönmesini gerektiriyor.
Abd ve Tayvan
Tayvan'ın askeri ve stratejik konumu, bölgesel güç dengeleri açısından kritik önemde ve Çin’in Tayvan’ı ilhak etmesi, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve müttefiklerinin güvende olup olmama konusunda güvenini ciddi ölçüde ilgilendiriyor.
Tayvan, dünyada elektronik cihazların temel yapı taşları olan yarı iletken (semi kondüktör) üretiminin yüzde 70’ini ve yüksek teknolojili çiplerin yaklaşık yüzde 90’ını üretiyor; bu da bölgedeki olası bir ambargo veya saldırının küresel ekonomiye yıkıcı etkileri olacağı anlamına geliyor. Çin’in Tayvan’ı askeri güç kullanarak ele geçirmesi, bölgedeki güç dengesinin bozulmasına yol açabilir. ABD’nin bölgedeki müttefikleri, Çin’in hızlı güçlenmesiyle birlikte, ABD’ye olan güvenlerini kaybedip kendi güvenliklerini sağlama yoluna yönelebilir. Sonuç olarak, Tayvan’ın tarafsızlığı ve güvenliği sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de büyük öneme sahip.
Temel Noktalar da aşağıdaki gibi özetlenebilir…
Tayvan’ın bölgedeki askeri ve stratejik önemi, güç dengesi açısından kritik seviyede.
Tayvan, dünya genelinde yüksek teknolojili çip üretiminin merkezi olup, küresel ekonomi açısından hayati önemde.
Çin’in Tayvan’a ilhakı, bölgeyi kontrol altına alması, ekonomik ve askeri açıdan küresel krizleri tetikleyecek olması Abd ve müttefiklerinin korkulu rüyası.
ABD’nin bölgedeki müttefiklerinin güven kaybı, uluslararası ittifakların zayıflamasına ve bölgesel istikrarsızlığa yol açabilir.
Çin’in Belt and Road Inisiyatifi (BRI) ve doğuya kayış sürecine Türkiye açısından bakış...
BRI nedir: Çin’in altyapı yatırımları, ulaşım hatları, ticaret koridorları ve finansal entegrasyonu içeren küresel kalkınma girişimi.
Dünya ekonomisinin doğuya kayması: Çin’in büyüme dinamikleri, Güneydoğu Asya’nın yükselişi, Hindistan’ın büyümesi ve genel olarak Doğu Asya ile Pasifik bölgesinin küresel ticarette kilit rolü.
Türkiye açısından bağlam: Türkiye coğrafi olarak Avrupa ve Asya arasında kritik bir köprü konumunda; BRI ile entegrasyon, Avrasya enerji, üretim ve lojistik hatlarının merkezinde olma potansiyeli taşıyor.
Gelişme potansiyeli yalnızca Türkiye ile de sınırlı değil; Kafkasya (Azerbayacan-Zengezur Koridoru), Türkistan (Orta Asya Bağımsız Türk Cumhuriyetleri), Çin’ e bağlı Doğu Türkistan Uygur Sincan Özerk Bölgesi), Rusya Federasyonu’na bağlı Güney Sibirya Özerk Türk Cumhuriyetleri’nin bulunduğu Orta Koridor adı verilen coğrafya son derece önemli hale gelmekte…Doğal olarak bütün bu koridorun Batıya bağlantı köprüsü olan Türkiye Cumhuriyeti en önemli yatırım ülkesi olarak konumlanıyor.
Doğuya kayış ve küresel ticarette Türkiye’ye etkileri
Üretim, Lojistik ve transit rolünün güçlenmesi: Türkiye, Orta Doğu ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bir üretim, lojistik merkezi olarak konumunu güçlendirecek.
Enerji ve altyapı yatırımları: Bakü-Tiflis-Ceyhan/Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) gibi projelerle enerji güvenliği ve arz çeşitliliği artabilir; Irak’taki gelişmelere paralel olarak ‘’Kalkınma Yolu’’ projesiyle entegre olarak BRI’nin altyapı yatırımları Türkiye üzerinden geçebilir.
Ticaret akışında artan hacim: Avrasya ticaretinin Türkiye üzerinden aktığı bir rota, ihracat ve ithalat için yeni pazarlar ve hatlar doğurabilir.
Finansal ve kurumsal kapasite: Çinli finansörler ve yapısal finansman araçları Türkiye’de projelere erişimi kolaylaştırabilir.
Bütün bu ekonomik gelişim potansiyeli ile birlikte kültürel entegrasyon ve turizm potansiyel ve aktivitelerinin artmakta olması.
Halihazırda Türkiye’deki güncel ekonomi yönetimi yatırımcının yurt dışı yatırımları tercih etmesine neden olsa da bu yönetimin sürdürülebilirliğinin olmaması ve yakın zamanda değişme potansiyeli Türkiye’nin yukarıdaki fırsatlara son derece açık bir ülke olma konumunu güçlendirmekte.
Potansiyel olumsuz/karma etkiler
Bağımlılık riski: Büyük ölçekli finansman ve projeler Çin’e olan bağımlılığı artırabilir; ekonomik manevra alanı daralabilir.
Borçlanma ve finansal istikrar: Yüksek borçlanma yükü kamu-özel iş birliği projelerinde mali bürokrasiyi ve bütçe dengelerini zorlayabilir.
Coğrafi ve siyasi kırılganlıklar: Bölgesel çatışmalar, jeopolitik gerilimler veya kur riskleri proje akışlarını etkileyebilir.
Yerel üretim ve teknoloji transferi: Yine de teknoloji transferi ve yerel içerik konularında net kazanımlar elde etmek için politikalar gerekli.
Türkiye için stratejik odak alanları
A. Lojistik ve altyapı kapasitesini güçlendirmek
Kargo ve demiryolu entegrasyonu: Cazip lojistik merkezleşme için demiryolu, karayolu ve liman kapasitelerinin artırılması. Ör. Zengezur Koridoru kapsamında Karadeniz Limanları…
Gümrük ve dijitalleşme: Gümrük süreçlerinin dijitalleşmesi ve ticaret kolaylaştırıcı mekanizmaların iyileştirilmesi.
Serbest bölge ve üretim ağları: Avrupa-Doğu arasındaki üretim ve tedarik zincirlerinin Türkiye üzerinden akışını destekleyecek politikalar.
Ekonomik ve Turistik canlanmayı destekleyecek altyapı organizasyonları.
B. Finansman ve yatırım dengesini yönetmek
Çeşitlendirilmiş finansman: Çin dışında Avrupa, Körfez ve Uluslararası Finans Kurumları ile birlikte finansman seçeneklerinin çeşitlendirilmesi.
Yerel katma değer: Projelere yerli altyapı katkısı ve üretim/taahhüt yükümlülüklerinin artırılması.
C. Yatırım iklimi ve kurumsal kapasite
Şeffaflık ve hukuki güvenlik: Yatırım sözleşmeleri ve proje yönetimi süreçlerinde şeffaflık ile güvenilirlik. Güncel hukuki istikrarsızlık ortamının ortadan kaldırılması gerekiyor.
Yerli üretim ve teknoloji transferi: Proje sözleşmelerinde yerli üretim ve teknoloji transferinin net hedeflenmesi. Yalnızca lojistik merkezi olmak değil, güncel katma değerli teknoloji üreten ve pazarlayan merkez olmak.
Kurumsal kapasite geliştirme: Kamu-özel sektör iş birliği (PPP) projelerinde proje yönetimi, finansman ve risk analizi kapasitesinin güçlendirilmesi. Başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada satın alma gücünü (satın alma gücü paritesini) arttırıcı politikalar üretilmesi.
Türkiye için politika önerileri (somut adımlar)
BRI projelerini hedefleyen bir yol haritası oluşturun: Öncelikli projeler, yatırım gereksinimleri, riskler ve zaman planı netleştirilmeli.
Piyasa odaklı ve kamu yararını gözeten sözleşmeler: Şeffaf ihale süreçleri, risk paylaşımı, ve yerli içerik yükümlülükleri.
Pazar ve risk analizi güncellensin: Kur dalgalanmaları, finansman maliyetleri ve proje geri dönüş süreleri için senaryo analizleri.
Çok taraflı iş birliği: Avrupa Birliği, Avrupa-Kuzey Amerika ve Asya’daki iş ortakları ile uyumlu standartlar ve koridorlar geliştirmek.
Yerli sanayiyi güçlendirme: Proje ihtiyacı olan ekipman ve altyapı için yerli tedarik zincirlerinin yaratılması ve desteklenmesi.
Sivil toplum ve sosyal etkiler: Çevresel ve sosyal etkilerin izlenmesi, yerel toplulukların katılımı ve fayda paylaşımı; olarak özetlenebilir.
Son düşünceler
Türkiye için temel denge, BRI gibi küresel sinerjilerden maksimum faydayı sağlarken bağımlılık risklerini azaltmak, yerli üretimi, finansal sürdürülebilirliği ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmektir.
Yukarıda bahsedilen gelişme ve dengeler ile birlikte Türkiye’nin Doğusunun kentleşmesi ve üretim ağı ülkemizin stratejik konumunu daha da kritik hale getiriyor. Bu süreçte Batı ile Doğu arasındaki dengelerin doğru yönetilmesi, şeffaflık ve uzun vadeli değer yaratımı öne çıkacaktır.
Bütün bunlar ise Türkiye’de hukukun üstünlüğüne dayalı, laik, demokratik, sosyal hukuk devlet düzenine dönüşün gerek halk gerekse yatırımcı için son derece elzem olduğunu gösteriyor. Türkiye önümüzdeki birkaç yıl içinde mutlaka bu yönetim bakış açısına dönmek zorunda kalacak ve yatırımcı için tüm cazibesi ile tekrar parlayacak.
Gelişmeleri anlamaya, paylaşmaya çalışalım; ülkemiz ve dünyanın içinden geçmekte olduğu ekonomik, sosyo-politik süreç açısından da izlemeye devam edelim....






Yorumlar