top of page

BONCUKLU HÖYÜK

Güncelleme tarihi: 6 Haz

Boncuklu Höyük kazıları niye sonlandırıldı ?!?


Konya seyahatimiz kapsamında Çatal Höyük (MÖ 7100) ziyaretimiz sonrası hedeflediğimiz Boncuklu Höyük 'e (MÖ 8500) rotayı çevirerek ziyaret etme ve yerinde araştırma kararı aldık.


Boncuklu Höyük 'ün Çatal Höyük 'e uzaklığı 10 km; Konya merkezin güneydoğusunda, Karatay İlçesi'ne bağlı Hayıroğlu Beldesi sınırları içinde...

ree

Vardığımızda kimsecikler olmadığını görüyoruz; Çatal Höyük kadar tanınmadığı, bilinmediği çok belli ancak en az Çatal Höyük kadar önemli bir tarih öncesi (neolitik) arkeolojik yerleşim.


Keşfetmek üzere içeri giriyoruz ancak biraz önce de belirttiğim gibi herhangi bir görevli ya da ilgili ile karşılaşmıyoruz. İçeride birkaç kerpiç ev örneği ve bazı ufak binalar görüyoruz. Ancak höyüğün nerede olduğunu bulamıyoruz.


Girişteki tabelalardan buranın Anadolu'daki ilk neolitik köy yerleşimlerinden (MÖ 8500) biri olduğunu ve ilk kazıların 2006 yılında başladığını öğreniyoruz.

Galatasaraylı Yavuz Güven ve Boncuklu Höyük (MÖ 8500) :)
Galatasaraylı Yavuz Güven ve Boncuklu Höyük (MÖ 8500) :)

O da ne !...birden bire karşımıza sarı kırmızı eşofman üstlü çok yakışıklı ve sevimli bir genç çıkıyor; tanıştıktan sonra adının Yağız olduğunu öğreniyoruz. Höyükle ilgili bilgisi, görgüsü, efendiliği ve tabii ki Galatasaraylılığı ile bizi çok etkiliyor :)) Maşallah, bahtı, yolu açık olsun...

ree

Başlıyor bize anlatmaya...:) Höyükte bulunan boncuklardan, mezarlardan çıkan kemiklerden, yörenin volkanik yapısı nedeniyle oluşan obsidiyen taşından yapılan kesici aletlerden bahsediyor; kendisini gurur ve hayranlıkla izliyoruz; doğru bilgi ve eğitimle buluşan ülke gençlerimizin ne kadar başarılı olacağının somut bir örneği değerli Yağız kardeşimiz; Tanrı ailesine bağışlasın...

ree

Höyükle ilgili bazı buluntu ve bilgilerin sergilendiği küçük binanın camına çizilmiş resimler üzerinden anlatımına devam ediyor...Daha sonra bu camın höyüğe ve kazı alanına doğru baktığını öğreniyoruz. Domuz avladıklarını ve derisini yüzüp kuruttuklarını, kıyafet ve halı benzeri örtüler yaptıklarını, evlerin üzerini kamış ve hasırlar ile örttüklerini, akşama yemekte kaplumbağa yediklerini ve yetmediği takdirde leylek avladıklarını, buğday ve arpa tohumlarını kullanarak tarım yaptıklarını; o dönem buraları sulak ve göletlerle çevrili bir alan olduğundan balık avladıklarını çok güzel bir şekilde bize anlatıyor.

ree

İlk çiftçiliğin başladığı yer olduğu için burada buğday, arpa gibi tohumları görüyoruz; Sepetlerden biri Çatal Höyük diğeri ise Boncuklu Höyük mutfağını gösteriyor...Ülkemiz, coğrafyamız dünyada tarımın ilk başladığı ve ata tohumlarının yaratıldığı ilk coğrafya; günümüzde ise ne yazık ki tohum ve gıda ithal eder hale geldik; ''oysa ki binlerce yıllık ata gelenek ve mirasına sahip çıkmak ve tüm dünyaya ihraç etmek gerekmez mi ?!?'' diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz ! Ancak ülkemizin geleceği Yağız gibi gençlere emanet; inanıyoruz ki onlar ata mirasına sahip çıkarak gereğini yapacaklar...


Biraz önce de belirttiğimiz gibi Yağız bize Çatal Höyük halkının atalarının yaklaşık 1500 yıl önce burada yaşadığını hatırlatıyor...

ree

Ve küçük evden çıkıp höyüğe doğru ilerliyoruz. Kazıların yapıldığı höyüğe geldiğimizde Yağız'ın babası değerli Kazım Güven kardeşim de gelerek bizimle önemli bilgiler paylaşıyor.


Kazılar 2023 yılında sona ermiş; zaten etraftan da görüldüğü gibi bir faaliyet yok, kazı alanının üstünü çalı ve toprak kaplamış.


Kazı çalışmalarından önce İngiltere Liverpool Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Douglas Baird başkanlığında Konya Ovası arkeolojik yüzey araştırmaları 1994-2002 yılları arasında 8 yıl boyunca yapılmış ve araştırmanın son günü Boncuklu Höyük' ün varlığı ortaya çıkmış.


Kazılar ise 2006 yılında Douglas Baird başkanlığında ve Doç. Dr. Gökhan Mustafaoğlu (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Arkeoloji bölümü) eş başkanlığında başlatılmış. İlk yılda küçük bir ekip olan kazı ekibi izleyen yıllarda üç İngiliz, bir Avustralya ve bir Amerikan üniversitesinden bilim insanları ve öğrencilerin katılımıyla geniş bir ekip haline dönüşmüş.


Kazı çalışmalarında Kazım kardeşim ve birazdan kendisini tanıyacağımız Kazım kardeşimin babası ve Yağız'ın dedesi Mustafa Güven bey de yoğun emek ve çaba göstermiş.


Kazım kardeşim kazıların 2023 yılında sonlandığını ve devam etmediğini anlatıyor. Höyükte yalnızca evlerin temel taşlarını görebiliyoruz. Geri kalan bölümler toprakla örtülmüş. Çatal Höyük' teki evlerin birbirine bitişik olmasına karşın buradakiler sırt sırta ve ayrık olarak yapılmış ve girişleri çatıdan değil güney cepheden. Burada da evlerin içerisine ölü definleri yapılmış ve definlerin ''cenin-hocker'' pozisyonunda yapıldığı anlaşılmış.

ree

Kazım bu alanı göstererek buranın çok önemli bir keşfe sahne olduğunu anlatıyor...''Bizim buranın tarihini günümüzden 10.500 yıl öncesine dayanıyor diye biliyorduk; ancak kazılar sırasında burada bir anne ile oğul cesedine ulaştık; anne buralı, oğlu Karaman Pınarbaşı'lı...yapılan analizler bu gömünün günümüzden 11.200 yıl önce yapıldığını ortaya çıkardı. Diş kalıntılarından elde edilen yiyecek içecek artıkları ise onların hangi bölgelerden geldiklerini ortaya koyuyor'' diye ifade ediyor.


Bunlar çok önemli bilgiler !! Kazım devam ediyor; ''2023 yılında durduruldu kazılar; üniversite mi (Liverpool) durdurdu yoksa devlet mi ? bunu bilmiyoruz'' diyor...''Şu an burada bekçi dahi yok; babam, ben ve Yağız buranın gönüllü bekçiliğini yapıyoruz; definecilerin durumu belli, biz burayla ilgilenmesek çok zarar verebilirler...''


Değerli okuyucular bunlar gerçekten dünyada eşi benzeri bulunmayan Anadolu'nun çok önemli neolitik arkaik uygarlık merkezleri yaşam alanları !! Buralardaki veriler dünya tarihini ve tarihe bakış açımızı değiştirecek nitelikte !! Bunların devlet ve belki de devlet tarafından görevlendirilecek sponsorlar aracılığı ile yeniden sahiplendirilip projelendirilmesi, ortaya çıkarılması, kazıların ve bilimsel çalışmaların kaldıkları yerden devam ettirilmesi çok çok önemli !!! Ülkemizin kültür ve tarih turizminin geliştirilmesi, dışarıya tanıtımı, vatandaşlarımızın ve gençlerimizin Yağız örneğinde gördüğümüz gibi tarih miraslarımız konusunda bilinçlenmesi ve sahip çıkması son derece önemli !!!


Buradan bir kez daha yetkililere, ilgililere ve Kültür Bakanlığı'mıza sesleniyoruz; ''Lütfen Boncuklu Höyük ve benzeri tarih miraslarımız ile ilgili bilimsel, arkeolojik, antropolojik kazı çalışmaları tekrar başlatılsın, ülkemizin tarih mirasları tüm dünyaya tanıtılsın''!!!


Kazım kardeşim büyük bir nezaketle bizi ailesinin yaşadığı babası Mustafa Güven beyin evine çay içmeye ve sohbete davet ediyor...Seve seve kabul ediyoruz; elimiz boş gidiyoruz ancak bunu sonra telafi etmemiz gerektiğini düşünerek rahatlıyoruz...

ree

Bu defa Mustafa bey ile evlerinde demli çay eşliğinde Boncuklu kazıları, yörenin ve kültürümüzün önemi üzerine derin ve çok değerli bir sohbete başlıyoruz. Kendisinden aldığım bu çok değerli bilgileri ve sohbetimizi sizlerle paylaşarak devam edelim...


Peki Boncuklu Höyük kazıları niye durduruldu ?


''Liverpool Üniversitesi'nin Prof. Douglas Baird başkanlığında kurduğu ekibin 15 yıllık sözleşmesi vardı; bu dönem sonunda 2 yıl daha süre verildi ve toplamda 17 yıl burada çalışmış oldular. Bu başarılı ekip ile kazılar 2006-2023 arası devam etti. "


''Bizim burasının 11.200 yıllık tarihi var. Çatal Höyük'ün atası biziz...'' (Mustafa beyin bu sahiplenme ifadesi çok güzel; Atatürk'ün ''bir vatanın sahibi olmanın yolu o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanıma ve sahip olmaktan geçer'' sözünün canlı örneği kendisi).


" Çatal Höyük gibi değil, bizim evlerin kapıları var, kapıdan girip çıkıyorlar. Çatal Höyük 'te her tarafta su olduğundan tahminimce o nedenle çatıdan girip çıkıyorlardı."


''Bizim evlerin içini biz iki kısma ayırıyoruz; Temiz bölge, kirli bölge (ki Çatal Höyük 'te de bu ayırımı gördük). Kirli bölge dediğimiz alan Ocak bölgesi; Temiz bölge dediğimiz alan ise yatıp kalktıkları ve ölülerini gömdükleri yerler. İlk aile hayatının ve yerleşik hayatın başladığı yer, aileye önem veriyorlar...Karaman Pınarbaşı da bizim buranın atası ! (Karaman'da bulunan 11.000 yıl öncesine tarihlenen höyük; biraz önce Kazım kardeşim Boncuklu da bir anne-oğul gömüsü bulduklarını ve annenin buralı, oğulun ise Karaman Pınarbaşılı olduğunu ve bunun diş yiyecek artığı analizi ile saptandığını anlatmıştı; acaba bu ana-oğulun hikayesi neydi ? Oğlunu Karaman'dan getirip burada birlikte mi ölmüşlerdi ??)


Mustafa bey, peki biz Türklere hep göçebe derler; ancak burada ve Anadolu'nun diğer neolitik yerleşimlerinde de görüyoruz ki yerleşik yaşam Anadolu'da 11.000 yıl öncesinden başlamış. Bu konuda ne dersiniz ??

ree

"Yerleşik hayatı bizim burada atalarımız başlattı...Dünyanın aslı, atası Türk'tür. Bunu ben söylemiyorum; buradaki ekipte çalışan Amerikalı profesör söyledi, ''benim aslım Türk , ben böyle düşünmeye başladım'' dedi. Köken hep oraya gidiyor. Bizim yapımızda şöyle bir şey var, biz insanı insan gibi severiz; hiç ırkçı değiliz; ailemiz de çoluğumuz çocuğumuz da böyledir. Ancak bilimsel analizler bunu ortaya koyuyor. Bizim burada kazılarda çıkan DNA'larla Litvanya ve Macaristan'daki DNA'lar birbirini tutuyor. Avrupa'nın kökü de bizim buradan gitme..."


"Bizim buralar su altında kaldıktan sonra buradaki Boncuklu atalar Çatal Höyük'e taşındılar. " Bu arada konu su ve yöre ırmaklarından açılıyor ve Mustafa bey gelininin dedesi Kurukafa Mehmet Efendi'nin Konya Çarşamba Çayı üzerindeki Apa Barajı'ndan taa buralara kadar suyu düşürüp getirdiğinden övgüyle bahsediyor...Çok akıllı insandı diyor...Almanlar suyu başka yerden taşımak istemişler olmamış, Kurukafa Mehmet Efendi'nin yöntemini uygulamak zorunda kalmışlar....Kendisine Tanrı'dan rahmet diliyoruz; toprağı bol olsun...Bu arada Apa sözcüğü eski Türkçede Ulu anlamına geliyor.

ree

" Hasan Dağı ve Karadağ'dan getirdikleri volkanik taşları da evin içindeki ocağın içine döşüyorlar, ateşi dışarda yakıp ısıtmak şartıyla evin içindeki ocağa volkanik kor taşları koyuyorlar; bu korlar 200 dereceye kadar ısınıyor ve soğuması 13-15 saati buluyor. Isınmayı ve yemek yapmayı böyle çözüyorlar...''


''Orada bizim bir atölyemiz var, oraya biz ''atölye'' ismini verdik, neden ? Delikli boncuklar, düz delinmeye hazır boncuklar, obsidiyenden kesici aletler, çakmak taşından mızrak uçları hepsi ocak alanı ile birlikte orda...Onun için biz buraya ''atölye'' dedik. 10.500 yıllık atölye...:).''


''Ve atölyenin köşesinde kucağında kuzu iskeleti olan 7/8 yaşlarındaki bir kız çocuğunun iskeletini bulduk; bu bize koyun, kuzunun ehlileştirildiği bilgisini kazandırdı.''


''Buralarda sulak göl-havuz alanları keşfedildi; bu da bizim Konya bölgemizin o zamanlarda 470 km büyüklüğünde bir iç deniz-göl olduğunu anlatıyor...Özellikle Seydişehir üzerinden Çarşamba'ya dökülen kontrolsüz su doğrudan bizim buralara gelmiş; bizim burda su seviyesi ''0'' iken Bozdağ'ın eteklerinde su seviyesi 30/33 metre olmuş...Dolayısıyla bizim burda su seviyesi gitgide yükselince buranın insanı Çatal Höyük 'e göç etmek yerleşmek durumunda kalıyor.''

Boncuklu Höyük - Çatal Höyük - Boğa Kültü.
Boncuklu Höyük - Çatal Höyük - Boğa Kültü.

''J açmasında 13 iskelet bulduk; ayrıca 2 büyük boğa kafasını yarıdan kesmişler ve birleştirerek devasa bir boğa kafası yapıp duvara monte etmişler; bunun ilk önce güç ile ilgili olabileceğini düşündük; Anadolu uygarlıklarını incelediğimiz de Boğa Kültü'nü bin yıllar boyunca net bir şekilde görürüz, işte bu boğa kültünün en eski (arkaik) biçimlerini Boncuklu ve Çatal Höyük 'te de görebiliyoruz. Anadolu uygarlıklarındaki Boğa Kültü bu dönemlerden başlamak suretiyle genellikle yeniden doğuşu, gücü, verimi simgelemiştir.''


''Ölü definlerinin evin içine yapıldığını biliyoruz. Ölüyü vahşi hayvanlardan korumak ve aileden kopartmamak için evin içine gömüyorlar. Bir deney yaptık; bir kişiyi görevlendirdik, sabah 7 den akşam saat 18'e kadar 80 cm derinliğinde ve 80 cm genişliğinde bir mezarı ancak kazabildi. Bu yüzden yerden ve işten tasarruf etmek için ölüleri hep ''cenin-hocker'' pozisyonunda gömmüşler. Biz kuzuyu açtığımız çukura gömdük, bir hafta içinde içeride müthiş bir koku yaptı !! " Peki eksik olan neydi ? Boncuklu atalar bunu nasıl halletmişlerdi ?''


"Bizim ''M açması'' dediğimiz kazı yerinin üzerinden sürekli beyaz kil toprak geldiğini gördük ki yörede bu topraktan bolca bulunur. Gömüyü bu topraklan yaptık, koku kesildi ! Bu toprağı al eline ovala yağlı bir his verir, değişik bir toprak...Ne kerpiçten ev zarar görüyor ne de yaptığımız deneysel gömülerden koku geliyor !''


''Bizim Konya bölgesinin kışı 2021 yılında -30, -33 dereceleri buldu. Eş başkanımız Gökhan Mustafaoğlu hocamız ''al dereceyi, dışarının soğuğunu bir ölç'' dedi. Saat 10:30 civarında -21 derece çıktı. Kerpiç evin içindeki soğukluğu ölçtük -4 derece çıktı. Otomatikman dışarıya göre 17 derece fark var. Evin tabanı 70 cm kadar oyuk ve üstü kerpiç kaplı doğal yalıtım (izolasyon) uygulanmış. Ateşi yakıp kor volkanik taşları da evin içine ocağa taşıdığımızda ısı farkı ev içi +19, dışı ise -22 derece olmuştu. Evin içinde ateş yakılmıyor hep dışarıda yakılıp kor kayalar içeri alınıyor; böylelikle karbon dioksit zehirlenmesinin de önüne geçilmiş oluyor. Ev tabanında hasır kullanıldığını da biliyoruz.''


''İnsan kafataslarının bir sepet içinde korunduğunu gördük. Bunu öleni, atayı ayırmamak, anmak, hasbıhal etmek için saklıyor (Atalar Kültü).''


''Buğday bulduk. Buğdayın yanı sıra bir çok mikro tohum ve polen de çıktı. Onlar laboratuvar analizlerinde bunların ne olduğunu öğrendiler, ancak bu tohum ve polenlerin günümüzdekilerle karşılaştırması gibi bilgiler bize söylenmedi, söylemeden gittiler.''


''Burası, Karadağ arası 70 km, Antalya arası 250 km. Aralarında 10/12 km 'lik köylerle mutlaka yayılmalar ve ticaret te oluşmuş görünüyor; biz 10 km 'lik bir alanın dışından olanı yabancı sayıyoruz çünkü diş artıklarından insanların o alanda yediği içtiği ve farklar anlaşılıyor... Bütün bu alanlar daha sonra tarlalara dönüştüğü için altta neler var bilmiyoruz...''


''Akciğer, sıtma ve iltihaplı romatizma hastalıkları olduğunu gördük. %20 si çocuk yaşlarda, %60 ı 30 'lu yaşlarda, %20 si 50 'li yaşlarda ölmüş. 50 yi geçen yok."


Değerli okuyucular Mustafa beye ve ailesine bu değerli bilgiler ve misafirperverlik için şükranlarımızı sunuyoruz. Boncuklu Höyük'teki kazıların neden durdurulduğu hakkında da bazı görüşlerimiz oluşuyor.


Burası insanlığın ilk kültür ve uygarlık merkezlerinden biri ve Türkiye Anadolu'sunda yer almakta. Bu makalemizde değerli Güven ailesinin verdiği bilgileri düşünecek olursak buradaki kazıları değil durdurmak aksine derinleştirerek devam ettirmek gerekiyor.


Batılı ülke tarihçi ve arkeologlarının Türkiye Anadolu tarihi üzerindeki ilgisi yaklaşık 250 yıldır sürüyor. Siyasi olmayan tarafsız yabancı bilim insanlarını bir yana koysak ta, genelde batılıların tarihsel ve kültürel kökenlerini Türkiye Anadolu'suna dayandırmaları güncel politik dengeler bakımından ne kadar olası ??


Bu durum günümüzde sömürgeci güç merkezi konumundaki batılıların ne kadar işine geliyor ?? Kazıların devam ettirilmemesi bu gerçeklerin ortaya çıkmasından dolayı olabilir mi? Batı bilimi ne kadar taraflı ya da objektif (tarafsız) ?


Kadim, derin tarih coğrafyası ve mirasına sahip olan biz Türk vatandaşlarına düşen ise bütün bu soruların cevaplarını bizzat kendi yetiştirdiğimiz bilim insanı ve araştırmacılarımızla bulup ortaya çıkarmak ve tüm dünyaya duyurmak olsa gerek. Gerçeklerin bir huyu vardır aslında, o da er ya da geç ortaya çıkmaları...



Konu ile ilgili YouTube videomuz aşağıdadır :


Diğer bağlantılar :

ree





Yorumlar


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

rm442-01-04-g-mockup.png

Bana Ulaşın

© 2022 by Haluk Hizlialp. Created by Badesim Kubak.

bottom of page