top of page

MONTEROZZI KURGANLARI

  • 15 Haz
  • 11 dakikada okunur

Monterozzi Kurgan Alanı - Nekropolü (UNESCO) – En Önemli Alan


Necropoli dei Monterozzi, İtalya’nın Lazio bölgesinde, Tarquinia yakınlarında bulunan oldukça geniş bir Etrüsk kurgan-mezarlık kompleksi.



150 hektardan daha geniş bir bölgeye yayılan bu kurgan alanında, birçoğu sıva üstüne boyalı duvar freskleriyle süslenmiş binlerce kurgan yer alır ve bu kurganlar Etrüsk uygarlığı hakkında benzersiz bilgiler sunar.


2004 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan nekropol, Akdeniz’in en önemli arkeolojik bölgelerinden biri olarak kabul edilir.


Temel Bilgiler


Konum: Via Ripagretta / SP43, Tarquinia (VT), Lazio


Dönemi: MÖ 8. yüzyıl – MS 1. yüzyıl


Alan: Yaklaşık 150 hektar, 6.000’den fazla kurgan (yaklaşık 200’ü boyalı)


UNESCO kaydı: 2004 (Necropoli della Banditaccia ile birlikte)


Ziyaret saatleri: Salı–Pazar 09:00–17:00; Pazartesi kapalı


Tarihsel Arka Plan



Monterozzi nekropolü, Villanova Demir Çağı’ndan (MÖ 1000-700) erken Roma dönemine kadar kurgan-mezarlık olarak kullanılmıştır.


Yukarıdaki resimde görülen Monterozzi Nekropolü girişindeki bu alan, Tarquinia'nın daha eski evresi olan Villanova Dönemi (MÖ 1020–750) mezarlığında kullanılan kül kapları (cinerary urns) ve taş muhafazaları kapsamakta.



Bu Villanova kül kapları, daha sonraki Etrüsk lahit ve mezar geleneklerinin başlangıcını gösterir. İnsan biçimli Etrüsk lahitlerinden önce, ölü, bir kül kabı içinde simgesel olarak temsil edilmekteydi. Bu nedenle kurgan alanı içindeki Villa Bruschi Falgari mezarlığı, Tarquinia'da Etrüsk uygarlığının doğuş evresini anlamak için önemli alanlardan biri.


Bu geleneğin kökleri ise Avrasya coğrafyasının doğu alanlarına kadar uzanıyor. ''Uygarlık Doğu'dan yükselir'' diyelim ve kısaca bakalım...


Proto-Türk, Anadolu, İskit ve Hun toplumlarında hem kurgan (anıtsal mezar) hem de bir çok bölgede kremasyon (ölü yakma) geleneği görülür. Ancak bunların oranı ve biçimi dönemlere göre değişmiştir. Villanova–Etrüsk örnekleriyle karşılaştırıldığında ilginç paralellikler ortaya çıkar.


Proto-Türk Dönemi (Afanasyevo–Andronovo–Karasuk–Erken Sayan/Altay Geleneği) ; Temel uygulama kurgan altına gömme idi. Bazı bölgelerde ölü doğrudan gömülürken bazı bölgelerde yakılmış kemiklerin gömülmesi görülür.



Özellikle Karasuk kültüründe (MÖ 1500–800) kremasyon örnekleri bilinmektedir. Küller bazen doğrudan çukura, bazen de seramik kaplara konulmuştur. Kurgan içine silah, at koşumları ve günlük eşyalar bırakılmıştır.


Karadeniz'in kuzeyi, Altay ve Kazakistan'ın bazı bölgelerinde kremasyon kurganları da vardır. Villanova Etrüskleri gibi yakılan kemikler bazen küçük kaplar içinde saklanmıştır. Moğolistan ve Güney Sibirya'da hem yakma hem gömme birlikte bulunur. Yakılan kemikler seramik kaplara konulmuştur.


Ateş kültü;


Proto Türk, İskit ve Hun topluluklarında ateş kutsaldır. Dönüştürür ve Gök Tanrı'ya ulaşma ritüelidir. Bodrum'lu Herodot'un anlattığı ölü gömme/uğurlama (yuğ töreni) ritüellerinde arınma ve ateş önemli yer tutar.


Özellikle Proto Türk Afanasyevo-Okunev (MÖ 3300-1800); Andronovo (MÖ 2000-900) Karasuk/Kimmer-İskit-Masaget (MÖ 1500-800) Tagar-Taştık (MÖ 800-MS 400) ve bunların devamı olan Hun (MÖ 300-MS 200) ve Göktürk (MS 550-750) Türk kültürleri, Sayan-Altay kurganları ve Etrüsk öncesi Villanova kül kapları karşılaştırıldığında; kremasyon + kül kabı + anıtsal kurgan-mezar birleşiminin Avrasya'nın hem doğusunda hem batısında görülen dikkat çekici bir ortak gelenek olduğu görülür. Bu ise İtalya coğrafyası Villanova-Etrüsk kültüründeki Türk kültür etkisine bir başka önemli kanıt oluşturur.


Bu sistem Anadolu'da görülen bazı önemli örneklerle de şaşırtıcı benzerlikler gösterir:


Özellik

Hitit

Urartu

Villanova-Etrüsk

Kremasyon

Evet

Evet

Evet

Kül kabı

Evet

Evet

Evet

Taş muhafaza

Bazen

Bazen

Evet

Kurgan-Tümülüs bağlantısı

Bazen

Bazen

Evet

Elit cenaze ritüeli

Güçlü

Güçlü

Güçlü


Anadolu Hitit Kül kapları, Urneler - MÖ 1600 - Çorum, Türkiye
Anadolu Hitit Kül kapları, Urneler - MÖ 1600 - Çorum, Türkiye

Anadolu Urartu Urneleri - MÖ 900
Anadolu Urartu Urneleri - MÖ 900


Hitit → Geç Hitit/Luvi → Urartu → Lidya Frig → Likya çizgisinde kurgan/tümülüs ve kremasyon geleneğinin kesintisiz biçimde varlığını sürdürdüğü görülür.


Anadolu Truva - Panaztepe Urneleri - MÖ 1400
Anadolu Truva - Panaztepe Urneleri - MÖ 1400

MÖ 2. binyılın ikinci yarısında Batı Anadolu Truva ve Adalar Denizi kıyılarında Panaztepe, Beşiktepe, Baklatepe

gibi merkezlerde kremasyon mezarları bulunmuştur. Bu mezarlarda yakılmış kemikler çoğu kez kaplar içine yerleştirilmiştir. Kremasyon yalnızca soylulara değil farklı sosyal kesimlere de uygulanmıştır. Bu gelenek daha sonra Adalar Denizi ve Mora yarımadası dünyasına ve Demir Çağı kültürlerine bağlanır.


Avrasya-Kuzey Karadeniz bozkırında ise: Karasuk → Tagar → İskit çevresi → Hun → Göktürk

çizgisinde kremasyon ve kül kabı geleneği yoğun olarak görülür.


Bu nedenle hem Anadolu'da hem de Avrasya bozkır hattı dünyasında MÖ 4. binyıldan itibaren:

  • Ateşle arındırma,

  • Küllerin toplanması,

  • Kül kabına yerleştirilmesi,

  • Anıtsal mezar veya kurgan/tümülüs altında saklanması şeklindeki ölü gömme gelenek ve ritüelleri ortak bir Avrasya geleneği olarak karşımıza çıkar ve Villanova-Etrüsk kültürünü de etkilemiştir.



Batılı ana akım tarihçiliğin politik-ayrımcı anlayışı burada da geçerliliğini yitirmektedir ! Aradaki etkileşim ve bağlantılar açıktır.


Monterozzi kurgan alanında, Rönesans döneminden bu yana yapılan kazılar, tüf kayasına oyulmuş ziyafet, dans ve mitolojik sahneleri tasvir eden duvar resimleriyle süslenmiş yönetici-tarkan-soylu kurganlarını ortaya çıkarmıştır. Çoğunlukla MÖ 7.–2. yüzyıllar arasına tarihlenen bu kurgan resimleri, Etrüsk sanatı ve ölüm ve ötesine dair inanç sisteminin gelişimini belgeleyen önemli görsel kaynaklardır.


Boyalı Kurgan-Mezarlar


Kurganlarda beyaz kireç sıva üzerine oker, karbon ve mineral pigmentlerden elde edilen boyalar kullanılmıştır. Mineral pigment ve özellikle mavi tonlu pigment kullanımı Hitit-Anadolu ve Doğu Akdeniz kültür-ticaret etkisini gösterir.


Şimdi Monterozzi kurgan ve boyalı duvar fresklerinden elde ettiğimiz bazı izlenim ve görselleri sizlerle paylaşalım...



150 Hektarlık bir alana yayılan kurganlar genellikle yeraltına inen bir geçit (koridor-dromos) ile kurgan odalarına bağlanmakta...



Bu duvar freski Tomba dei Giocolieri (Hokkabazlar Kurganı / Tomb of the Jugglers) kurganında bulunuyor. yaklaşık 520–500 yıllarına tarihleniyor. Adını iç duvarlarda tasvir edilen akrobatlar, dansçılar, müzisyen ve gösteri sanatçılarından (giocolieri) almış. Müzisyenin çaldığı çift flüt ve üst alınlıktaki ritüel simgeyi (Hayat Ağacı-Ana Tanrıça Kültü) koruyan aslan/pars betimlemeleri erken Anadolu-Doğu Akdeniz betimlemeleri ile uyum içinde...Bu kompozisyonun kökenleri Anadolu Hatti-Hitit, Frig, Urartu ve Yakındoğu sanatındaki “hayat ağacı ve koruyucu hayvanlar” temasına kadar uzanmakta. Daha bir çok kurgan duvar fresklerinde göreceğimiz bu betimlemenin kökenini Anadolu Ana Tanrıça kültünün oluştuğu neolitik dönem Türkiye Konya Çatalhöyüğüne kadar götürmek mümkün (MÖ 7500'ler)...


İlginç bir ayrıntı da şudur: Tarquinia'daki Tomba dei Leopardi, Tomba delle Leonesse ve Tomba dei Giocolieri arasında ortak bir tema vardır. Üçünde de ölüm sonrası yaşam, karanlık bir dünya yerine müzik, şölen ve toplumsal kutlama olarak tasvir edilir.



Bu kurgan Tomba dei Caronti (Karunlar Kurganı / Tomb of the Charuns) adını taşıyor. Bu kapı, yaşayanlar dünyası ile ölüler dünyası arasındaki geçidi ya da eşiği simgeliyor. Arkaik Anadolu ''Eşik Kültü'' ile bağlantılı. Sol tarafta kanatlı kadın demon Vanth; sağ tarafta ise tokmak taşıyan yeraltı demonu Charun (Karun) bulunuyor. Her iki figür de ölünün tinini öte dünyaya götüren rehber varlıklar.





MÖ 4.-3. yüzyıllarda mezar resimleri daha mistik bir hâl alıyor. Bu sahne artık bir şöleni değil: Tinin yaşayanlar dünyasından ayrılarak yeraltı dünyasına girişi betimleniyor. Kapı eşiğinde Vanth yol gösterici, Charun ise geçidin koruyucusu...





Soldaki figür Charun bir başka Antik Anadolu bağlantısına işaret ediyor. Anadolu Lidya hükümdarı ünlü Karun-Krezüs olarak bilinir. 6. Yüzyılda Lidya Krallığı'nın son büyük hükümdarıdır. Başkenti, günümüzde Manisa'nın Salihli ilçesi yakınındaki Sardes kentiydi. Bugün bile birçok dilde kullanılan: "Karun kadar zengin" sözü ondan gelir. Anadolu Lidya'sının zenginliği özellikle Sardes yakınından geçen Sart Çayı'ndan elde edilen altın ve elektrum (doğal altın-gümüş alaşımı) yataklarına dayanıyordu. Karun döneminde Lidya, tarihin ilk standart altın ve gümüş sikkelerini basan bir devlet hâline geldi. Antik kaynaklarda Karun : güçlü, zengin, kibirli bir hükümdar olarak anlatılır.


Özetle Anadolu geleneğinde Karun'un hikâyesi şu mesajı verir: "Servet, güç ve iktidar kalıcı değildir; insanı ayakta tutan şey ölçülülük ve bilgeliktir."


Bu yüzden Karun, tarihte sadece zenginliğiyle değil, zenginliğin ve gücün geçiciliğini simgeleyen hükümdar olarak da hatırlanır ve Etrüsk kültüründe de anlamlı bir biçimde yerini bulur.



Bu kurgan, Tomba delle Tette (Memeler Kurganı / Tomb of the Breasts) olarak adlandırılmakta. MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenir. 1969 yılında keşfedilmiş.




Betimlenen sahne tam da önceki fotoğraflarda gördüğünüz bir başka Vanth ve Charun sahnesi: Sütunun üzerinde elinde tokmağıyla büyük bir Charun (Karun) tasviri var; arka duvardaki küçük frizde ise ölen kişinin yeraltı dünyasına varışı anlatılmakta. Yol gösterici olarak Vanth görünür. Vanth meşalesiyle ölünün karanlık yeraltı dünyasına giden yolunu aydınlatır. Ölen kişi, daha önce ölmüş aile bireyleri tarafından karşılanır. Kurgan adını, iç mekânda bulunan ve kadın göğüslerini simgeleyen kabartmalı unsurlardan alır. Bunlar: bereket, yeniden doğuş, ana tanrıça geleneği ile ilişkilendirilir.


Ölünün ruhu Vanth'ın rehberliğinde yeraltı dünyasına girer, Charun tarafından karşılanır ve atalarının arasına kabul edilir. Bu tasvir Türk dünyasında da çok eski dönemlerden bu yana görülen arkaik ''Atalar Kültü'' geleneği ile de uyumludur.


Monterozzi kurgan alanında yol almaya devam ediyoruz...
Monterozzi kurgan alanında yol almaya devam ediyoruz...


Bu kurgan Tomba del Gorgoneion (Gorgoneion Kurganı / Gorgon Başı Mezarı) olarak adlandırılmakta. 410–390 yıllarına tarihleniyor. Kurgan adını alınlıkta (üst üçgen bölümde) yer alan bir Gorgoneion tasvirinden alır.

Gorgoneion, Medusa benzeri bir Gorgon yüzü ve: Kötü ruhları uzaklaştıran, kurganı koruyan, nazar ve uğursuzluğu engelleyen koruyucu (apotropaik) bir simge olarak kullanılmış.


Kurganın duvarları boyunca uzanan geniş bir frizde: ince gövdeli ağaçlar, dallar arasında konan ve uçan kuşlar, doğayı temsil eden bitkisel motifler yer alıyor. Arka duvarda ise: kısa pelerinli, elinde eğri bir asa veya baston taşıyan 2 erkek figür karşılıklı durmakta.


Burada vurgu: Ölümün korkutucu yönünden çok, doğanın döngüsü, sürekliliği ve tinin huzurlu yolculuğu üzerine.

Kuşlar ve ağaçlar: yenilenmeyi, tinin özgürlüğünü, öteki dünyaya geçişi simgeliyor. Gorgon ise bu yolculuğu koruyan kutsal bir simge.



Bu kurgan Tomba dei Demoni Azzurri (Mavi Demonlar Kurganı / Tomb of the Blue Demons) adında...


yaklaşık 400–350 yılları arasına tarihlenir. 1985 yılında keşfedilmiştir. Etrüsk sanatında ölüm sonrası yaşamın en dramatik tasvirlerinden biri olarak görülür.



En dikkat çekici figürlerden biri: Karun (Charun) mavi tenli olarak resmedilmiş. Elinde yılanlar veya ölüm sembolleri taşıyor. Korkutucu görünümüyle yeraltı dünyasının gücünü temsil etmekte.



Tomba dei Demoni Azzurri, Etrüsklerin ölüm sonrası yaşam anlayışını anlatan en önemli mezarlardan biridir.


Mezarın hikâyesi üç aşamada ilerler:



  1. Ölünün cenaze alayı ve son yolculuğu (sol duvar)

  2. Charun ve mavi demonların eşliğinde yeraltı dünyasına geçiş (yan duvarlar)



  1. Elysion çayırlarında (mutluluklar ülkesinde) ölen atalarla yeniden buluşma ve sonsuz şölen (arka duvar)


Bu mezarın en önemli özelliği, Etrüsk sanatında ilk kez Anadolu Lidya hükümdarı Karun (Charun) yorumunun görülmesi ve ölüm sonrası yaşamın ayrıntılı bir yolculuk olarak tasvir edilmesidir.



Ana mesaj ise ; ''Ölüm bir son değil; tinin Charun'un rehberliğinde yeraltı dünyasına geçmesi ve sonunda atalarıyla birlikte mutlular ülkesindeki sonsuz şölene katılmasıdır.''



Tomba Bettini - Bettini Kurganı (MÖ 450–440) 1967 yılında keşfedilmiş.

Çift eğimli tavana sahip tek bir odadan oluşmakta. Kurgan, Tarquinia'nın boyalı Etrüsk mezarlarının restorasyonu ve korunmasından sorumlu olan mimarın anısına adanmış.



Arka duvarda bir şölen sahnesi tasvir edilmiş. Burada iki adet şölen sediri (kline) üzerinde uzanmış iki erkek figürü görülüyor. Onların arkasında ve yanlarında ayakta duran kadın figürleri bulunmakta. Yan duvarlarda ise kuşlarla dolu küçük bir koruluk içinde geçen müzik ve dans sahneleri yer almakta. Küçük ağaçlar ve çelenklerle süslenmiş. Kurganın tavanında yer alan dairesel betimlemeler ise aydınlık açıklığını, göryüzünü, evrenin ve tinin sonsuzluğunu simgeliyor.


Bu kurgan da, Tarquinia'nın erken ve klasik dönem Etrüsk mezarlarında sık görülen anlayışı yansıtır: ''Ölüm bir son değil, müzik, şölen ve sevdiklerle yeniden buluşulan yeni bir yaşamın başlangıcıdır.''



Geyik Avı Kurganı - Tomba della Caccia Al Cervo (MÖ 450);


Freskler oldukça yıpranmış olsa da ön duvar üçgen alınlığında, kurgana adını veren geyik avı sahnesi tasvir edilmiş. Merkezi tavan kirişinin (sütunun) arkasında bir geyik avı görülürken, alınlığın yarısında karşılıklı duran iki pars/panter yer almakta. Daha önce de gördüğümüz gibi bu ikonografik betimleme direk bir Anadolu kültür/inanç sistemi bağlantısı...


Geyik Avı Kurganı, MÖ 450 civarında bir Etrüsk soylusunun ölümden sonraki yaşamını; av, şölen, müzik ve dans eşliğinde tasvir eden klasik dönem Tarquinia kurganlarından biri...



Bartoccini Kurganı - Tomba Bartoccini (MÖ 6. Yüzyıl) 1959 yılında keşfedilmiş...Tarquinia'nın en eski boyalı ve en büyük kurganlarından biri olarak kabul ediliyor ve giriş bölümü dışında 3 odadan oluşmakta. Arka duvardaki ziyafet sahnesi: Etrüsk sanatında bilinen en erken cenaze şöleni tasvirlerinden biri. Tarquinia'nın en eski ve en iyi korunmuş boyalı kurgan-mezarlarından biri olup, Etrüsk sanatındaki ilk şölen sahnelerini, aslan–panter motiflerini ve Anadolu-Doğu Akdeniz kökenli Hayat Ağacı ve lotus-palmet süslemelerini bir araya getiren önemli bir Arkaik Dönem eseri...


Bartoccini Kurganı, Etrüsk sanatında şölen temasının ilk büyük örneklerinden biri kabul edilir. İç süslemeleri, Fenike–Anadolu/İyonya/Frigya/Lidya–Etrüsk sanat geleneklerinin birleştiği Arkaik Dönem Tarquinia sanatının en seçkin örnekleri arasında.


Tahtta Oturan Kadın - canlandırma...
Tahtta Oturan Kadın - canlandırma...

Özellikle tahtta oturan kadın figürü ve zengin geometrik damalı tavan dekorasyonu nedeniyle diğer Monterozzi kurganlarından ayrılmakta...


Duvarlardaki çok sayıdaki grafiti nedeniyle araştırmacılar kurganın Orta Çağ'da yeniden açıldığını ve Tapınak Şövalyeleri tarafından ziyaret edilip kullanıldığını düşünmekte....




Cardarelli Kurganı - Tomba Cardarelli (MÖ 6. Yüzyıl); Tarquinia'nın en zarif geç Arkaik Dönem kurgan-mezarlarından biri. Kurgan, Tarquinialı şair Vincenzo Cardarelli anısına adlandırılmış ve MÖ 6. yüzyılın sonlarına (yaklaşık MÖ 510–500) tarihlenmekte.



Karşı duvar alınlığında yine Arkaik Anadolu sanatı etkisi taşıyan Hayat Ağacı ve iki tarafında Geyik avlayan Aslanlar ikonografisi yer almakta...


Arka duvarın ortasında bir kapı tasviri bulunur. Etrüsk kurgan sanatında bu kapı: Yeraltı dünyasına geçişi, yaşayanlar ile ölüler dünyası arasındaki eşiği (Eşik Kültü) temsil eder. Kapının iki yanında müzisyenler yer alır.



Duvarlarda, Anadolu Hitit ve Frig/İskit sanatında da görülen çift flüt çalan bir müzisyenin eşlik ettiği bir erkek figürü, zengin giysili bir kadına doğru ilerler. Kadın kurganın sahibidir... Kadına: bir hizmetçi, ayna taşıyan genç bir kadın eşlik eder. Bu sahne, ölünün onurlandırılmasını ve öteki dünyaya kabulünü simgeler.




Duvarda: dansçılar, müzisyenler, hizmetkârlar, kylix şarap kabı tutup, karıştıran ve kottabos oyunu oynayan şölen katılımcıları görülür. Kottabos, şarabın son damlalarını hedefe fırlatma esasına dayanan bir Etrüsk eğlencesidir.


Özetle; Tomba Cardarelli, MÖ 510–500 yıllarına tarihlenen ve ölen kişinin müzik, dans ve şölen eşliğinde öteki dünyada onurlu biçimde karşılanışını anlatan zarif bir Etrüsk kurganıdır.



Av ve Balıkçılık Kurganı - Tomba della Caccia e della Pesca (MÖ 6. Yüzyıl); 1973 yılında keşfedilmiş.


Monterozzi Nekropolü'nün en ünlü ve sanatsal açıdan en etkileyici kurganlarından biri...Yaklaşık MÖ 530–520 yıllarına tarihlenir ve Etrüsk resim sanatının başyapıtları arasında kabul edilir.


İlk Odada dansçılar ve müzisyenler görülür. Öte dünyaya göçenin şölensel bir ortamda onurlandırılması ve uğurlama törenleri anlatılır.


İkinci Odada ise en ün yapmış sahneler yer alır:



Kayalıklardan denize atlayan genç bir adam; Kayadan atlayış, yaşamdan ölüme geçişi simgeler.

Deniz ise yaşayanlar dünyası ile ölüler dünyası arasındaki sınırdır. Su-deniz arınma, dönüşüm, yeniden doğuş sembolüdür. Bu nedenle dalış, tinin arınarak yeni bir yaşama geçiş alegorisini oluşturur.






Tekneler; Balıkçılar; Uçan kuşlar; Yunuslar; Deniz yaşamı betimlenir.



Bu sahneler Etrüsk sanatının en tanınmış görüntülerinden biridir.


Lotus Çiçeği Kurganı - Tomba del Fiore di Loto; Yaklaşık MÖ 520–500 yıllarına tarihlenmekte ve 1962 yılında keşfedilmiş...



Kurganın arka alınlığında, iki yırtıcı kedigilin (aslan/panter) arasında yer alan ters çevrilmiş bir lotus çiçeği motifi bulunmakta; bu lotus bezemesi kurgana adını vermiş olan arkaik Anadolu Hayat Ağaçı/Çiçeği - Ana Tanrıça kültünün bir yansıması...Karşılıklı duran yırtıcı hayvanlar ise kurganı-Hayat Ağacı'nı koruyan kutsal bekçiler olarak yorumlanır.



Bu kompozisyon Antik Anadolu, Fenike ve Doğu Akdeniz sanatında görülen "Hayat Ağacı/kutsal bitki + koruyucu hayvanlar" ve yeniden doğuş teması etkisine işaret eder. Kuragın tavanında bulunan yıldız ve (+) biçimli bezemeler evrenin ve gökyüzünün sonsuzluğunu tavanın ortasındaki ve yanlardaki renk uyumlu simetrik şeritler ise kurganı resimlendiren antik sanatçının sanatsal-soyutlama yeteneğini gözler önüne sermekte...


Dişi Aslanlar Kurganı - Tomba delle Leonesse ; Monterozzi Nekropolü'nün en ünlü ve en iyi korunmuş Arkaik dönem kurganlarından bir başkası. Yaklaşık MÖ 530–520 yıllarına tarihlenir ve 1874 yılında keşfedilmiş...


Kurgan adını arka duvarın alınlığındaki karşılıklı iki kedigil (Dişi Aslan) figüründen almakta. Hemen hemen tüm Etrüsk kurganlarının alınlıklarında bulunan ortak-temel tasvir ''hayvanlar tarafından korunan Ana Tanrıça'' ikonografisi bu kurganda da kuralı bozmaksızın karşımıza çıkmakta...



Arka duvarda: Çift flüt (aulos) çalan müzisyen, lir çalan müzisyen, dans eden kadın ve erkek figürleri görülmekte. Sahnenin merkezinde büyük bir şarap krateri (karıştırma kabı) bulunmakta.



Yan duvarlarda yastıklara uzanmış şölen katılımcıları yer alıyor. Bu kişiler cenaze ziyafetini ve ölüm sonrası yaşamdaki mutluluk düşüncesini (tasavvurunu) temsil etmekte.


Alt frizde: Mavi dalgalar, Yunuslar, Deniz kuşları yer alıyor. Bu motifler ise antik Etrüsk sanatında tinin yolculuğunu ve yaşamın devamlılığına olan inancı simgelemekte.


Şarap karıştırma kapları ve yanındaki müzisyenler Anadolu Hitit Tarhunzas ve Dionisos kültlerinin üzüm-şarap (sonsuzluk içkisi) ritüelinin bir yansımasıdır.


Dişi Aslanlar Kurganı sanat tarihi açısından Tarquinia'daki Arkaik Anadolu-Batı Anadolu etkisinin en güçlü görüldüğü kurganlardan biridir. Deniz, yunuslar, şarap ve dans sahneleri nedeniyle Tarquinia'nın en lirik kurganlarından biri olarak kabul görür.


Ölüm bir son değildir; müzik, şölen, şarap, dans ve sevdiklerle yeniden buluşulan mutlu bir yaşama geçiştir.


Pallottino Kurganı - Tomba Pallottino ; Monterozzi Nekropolü'nün daha az bilinen ancak sanat tarihi açısından önemli kurganlardan biri. 1962 yılında keşfedilmiş ve modern Etrüskoloji'nin kurucusu kabul edilen Massimo Pallottino onuruna adlandırılmış. Yaklaşık MÖ 420–400 yıllarına (Geç Klasik Dönem) tarihlenmekte...



Tomba Pallottino, kırmızı renk ağırlıklı freskleriyle tanınan bir Etrüsk kurganı olarak karşımıza çıkıyor. Erkek ve kadın dansçılar ile müzisyenler, ölen kişi onuruna düzenlenen ritüel kutlamayı temsil ediyor.



Müzik ve müzisyen kam/şaman/ozan tasvirleri ise antik Etrüsk inancında tinin öte dünyaya geçişine kılavuzluk eden unsurları vurgulamakta...Kurgan, Tarquinia'daki neşeli şölen geleneğinin son örneklerinden biri olup, daha sonraki dönemlerin Vanth ve Charun'lu yeraltı dünyası kurgan sanatına geçiş sürecini de yansıtıyor. 


Özetle; İtalya ''Etrüsk Rotası Faz 1'' adlı ziyaretimizde inceleyip sizlere aktarmaya çalıştığımız Monterozzi Nekropolü'nün kurganları, Etrüsklerin ölümü bir son değil, tinin müzik, dans, şölen, doğa ve atalarla yeniden buluşma yoluyla ulaştığı yeni bir yaşam olarak gördüklerini gösterir. Giocolieri'nin neşeli oyunlarından Leonesse'nin müzik ve dansına, Av ve Balıkçılık Kurganı'nın özgür deniz manzaralarından Mavi Demonlar Kurganı'nın mistik yolculuğuna kadar uzanan bu resim ve tasvirler, Antik Anadolu'dan fazlasıyla ilham almış olan Etrüsk sanatının yaşam sevgisini, insan odaklı dünya görüşünü ve ölüm karşısındaki olağanüstü iyimserliğini yansıtır. Bu nedenle Tarquinia'nın boyalı kurganları, yalnızca antik dünyanın en önemli sanat eserleri arasında değil, aynı zamanda insanlığın ölümden sonraki yaşama dair geliştirdiği en zarif, en şiirsel ve en umut verici inanç sistemlerinden birinin de görsel anlatımıdır.


Monterozzi Kurganları ile ilgili YouTube videomuza aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz :




''Muzaffer Haluk Hızlıalp'' adlı YouTube kanalımıza ve ''www.gunesinsan.com'' adlı web sitesi ve bloğumuza üye olmanız bizi mutlu edecektir.



Ek Kaynaklar






Yorumlar


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

rm442-01-04-g-mockup.png

Bana Ulaşın

© 2022 by Haluk Hizlialp. Created by Badesim Kubak.

bottom of page