KÜÇÜKANAFARTA KURGANLARI
- Haluk Hızlıalp

- 17 Oca
- 2 dakikada okunur
Çanakkale'nin Eceabat ilçesine bağlı Küçükanafarta köyünde, Türkistan (Orta Asya) Türk kurgan-kabir geleneğine uygun 8 bin 731 kurgan-mezar bulundu. Bu keşif, Türklerin Balkanlar'a geçiş sürecinin ilk dönemlerinden birini yansıtan önemli bir tarihi buluntu olarak değerlendiriliyor. Kurganların yaklaşık 700 yıllık olduğu düşünülüyor ve arkeolojik açıdan büyük değer taşımakta. Bu alan, Türk tarihinde yeni sayfalar açmaya vesile olacak önemli bir kültürel miras yeri haline gelmekte.

Çanakkale’nin Eceabat ilçesi Küçükanafarta köyünde yürütülen kazı ve tespit çalışmaları, bölgenin Rumeli’ye geçen ilk Türk toplulukları açısından önemli bir kurgan-mezarlık alanı olduğunu ortaya koydu. Çalışmalarda 8 bin 731 kurganın varlığı belirlendi; alanı yaklaşık 100 dönüm olarak kaydedildi.
Tespitlerin niteliği ve tarihsel bağlam Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından yapılan saha çalışmalarıyla birlikte Devlet Arşivleri'nde yapılan belge taramasında, köye ilişkin en eski belgenin 1475 tarihli olduğu belirlendi.






Alan başkanlığının yürüttüğü analizler ve alınan uzman görüşleri, kurgan yerleşim biçimleri ve mezar taşı-balbal formlarının Türkistan (Orta Asya) Türk defin geleneğine benzerlik gösterdiğini ortaya koyuyor.

Çalışmaları yürüten isimlerden olan Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, kurgan alanının 1300’lü yıllardaki Rumeli’ye geçen ilk Türklere ait olduğunu tespit ettiklerini belirtti. Kaşdemir, kurgan alanının Gazi Süleyman Paşa ve arkadaşlarıyla, akıncıların mezarlarını barındırdığı değerlendirmesini paylaştı. Süleyman Paşa, Gazi Süleyman Paşa veya Süleyman Gazi (1306 (?) - 1357/1360 arası), Osmanlı Padişahı Orhan Gazi ve Nilüfer Hatun'un büyük oğludur. Osmanlı Türk Devleti'nin Rumeli'ye, başka bir deyişle Avrupa'ya geçişinin öncüsü ve simgesi olan şahsiyettir ve Rumeli Fatihi olarak bilinir.

Tarihi Alan Başkanlığı, mezar taşları üzerinde tahliller ve karbon testleri yaptırdıklarını, sanat tarihçileri ve ilgili üniversitelerle ortak çalışmalar yürüttüklerini açıkladı. Yapılan incelemeler mezar taşlarının biçim ve yapı olarak Türkistan coğrafyasındaki örneklerle benzerlik taşıdığını gösterdi. Ayrıca alanda yükselen taş yapıların, balbal taşlarına benzer formlar oluşturduğu kaydedildi. Yukarıda Türk Dünyası coğrafyasından sunduğumuz çeşitli örnekler bu benzerliği ortaya koymakta...
Başkan Kaşdemir, yürütülen çalışmanın özel ve ihtimamlı bir süreç olduğunu vurguladı; alanı tespit ettikten sonra sanat tarihçileri, tarihçiler ve üniversitelerden görüşler alındığını belirtti. Mezarların ve mezar taşlarının, Türk Ulusu'nun «mührü» ve «tapu senedi» anlamında tarihi değer taşıdığı ifade edildi.
Koruma, ihya ve ziyaret hedefi

Çalışma alanının tamamına yakın kısmında ilerleme kaydedildiği, şu ana kadar yürütülen çalışmaların dörtte üçünün tamamlandığı bildirildi. Çalışmalar tamamlandığında, kurgan alanı mezarlığın ihya edilip ziyarete açılması ve bölgenin Trakya’daki Türk varlığı açısından Ahlat Mezarlığı'na benzer bir tarihî duruşa kavuşması hedefleniyor. Kaşdemir, mezarlığın tamamlanmasının ardından devlet erkânı ve halkla beraber ziyaret edilebileceğini ifade etti.
Küçükanafarta Tarihi Türk Mezarlığı keşfi, Rumeli’ye geçen ilk Türk topluluklarının kurgan-mezar anıtları ve dönemsel defin gelenekleri hakkında somut veriler sunma potansiyeli taşıyor ve tarihimiz açısından çok önemli bilgiler veriyor. Yapılan tespitler, bölgedeki erken dönem Türk varlığına ilişkin belge ve arkeolojik verilerin tamamlayıcısı olarak değerlendiriliyor.
Kurgan alanları, bengütaşlar ve şehitlikler; kadim kültürümüzdeki vatan-toprak sevgisi, atalar kültü-atalara saygı, savaşçı-şehitlerin ölümsüzlüğü, tinin (ruhun) ölmezliği ve sonsuz yaşam inancı, can suyu-şehadet şerbeti kavramlarının binlerce yıllık sürekliliğine dair önemli veriler sunuyor.
Ulus kültürümüzün binlerce yıllık derin varlık ve sürekliliğini gözler önüne seren önemli kanıtlardan biri olan bu arkeolojik alanın kültürümüze yakışır şekilde korunmasını, halkımız ve tüm dünya ile paylaşılarak hakettiği değeri bulmasını gönülden diliyorum.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene !






Yorumlar