ENVER PAŞA ve TÜRK ÜLKÜSÜ
- 13 saat önce
- 5 dakikada okunur

Enver Paşa (tam adı İsmail Enver), 23 Kasım 1881’de İstanbul’da doğdu. Osmanlı ordusunda yetişmiş bir subaydır. Harbiye Mektebini ve ardından Erkan-ı Harbiye (Harp Akademisi)ni bitirerek kurmay subay oldu.
Genç yaşta Osmanlı Devleti’nin siyasal hayatında önemli rol oynayan İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde yer aldı. 1908’de gerçekleşen 1908 Jön Türk Devrimi sırasında Selanik’teki subay hareketinin önde gelen isimlerinden biri oldu. Bu devrimle birlikte II. Meşrutiyet yeniden ilan edildi.
1913’teki Babıali Baskını sonrasında İttihat ve Terakki yönetimi iktidarı tamamen ele geçirdi. Enver Paşa kısa sürede Osmanlı devlet yönetiminin en güçlü isimlerinden biri haline geldi ve Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) oldu.
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşına girmesinde etkili rol oynayan üçlü yönetimin (Talat-Enver-Cemal Paşalar) en önemli askeri liderlerinden biriydi.
I. Dünya Savaşı ve Sarıkamış
Enver Paşa savaşın ilk döneminde Kafkasya’da Ruslara karşı büyük bir harekât planladı. Bu harekât Sarıkamış Harekâtı olarak bilinir. 1914–1915 kışında gerçekleşen bu operasyon, ağır kış şartları ve lojistik sorunlar nedeniyle büyük kayıplarla sonuçlandı. Osmanlı ordusu on binlerce askerini kaybetti. Bu olay Enver Paşa’nın askeri kariyerinin en tartışmalı noktalarından biri olmuştur.
Savaştan Sonra ve Orta Asya’ya Gidişi
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nı kaybetmesinden sonra Enver Paşa 1918’de yurtdışına çıktı. Önce Almanya’da, daha sonra Sovyet Rusya’da bulundu.
Bu dönemde amacı, Orta Asya’daki Türk ve Müslüman halkları örgütleyerek bağımsız bir Türk dünyası fikrini gerçekleştirmekti. Bu nedenle Türkistan bölgesine gitti ve Sovyet yönetimine karşı savaşan Basmacı Hareketi' ne katıldı.
Nerede ve Nasıl Şehit Oldu
Enver Paşa 4 Ağustos 1922’de bugünkü Tacikistan sınırları içindeki Belcivan yakınlarında Sovyet Kızıl Ordusu birlikleriyle yaptığı bir çatışmada hayatını kaybetti.

Rivayetlere göre yanında az sayıda süvariyle Rus birliklerine karşı saldırıya geçmiş ve çatışma sırasında vurularak ölmüştür. Türkistan’daki bazı kaynaklarda “son ana kadar kılıcıyla savaşarak şehit olduğu” anlatılır. Kaynaklara göre şehit olduğu bölge Tacikistan'daki Belcivan'dır. O dönemde bu bölge Buhara Emirliği çevresinde Sovyetlere karşı direnişin yoğun olduğu yerlerden biriydi.
Enver Paşa öldükten sonra Belcivan yakınlarında toprağa verildi. Mezarı uzun yıllar boyunca Orta Asya’da kaldı.1996 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılan girişimle naaşı Türkiye’ye getirildi. Daha sonra İstanbul’da bulunan Abide-i Hürriyet Anıtına defnedildi.
Enver Paşa ve Türkçülük
Enver Paşa’nın düşünce dünyasında Türkçülük ve Turancılık önemli bir yer tutar.
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında gelişen Türkoloji ve Türk milliyetçiliği akımı, Enver Paşa’nın siyasal hedeflerini etkiledi. Özellikle:
Türk dünyasının birleşmesi
Orta Asya Türkleriyle siyasi ve kültürel bağ kurulması
Osmanlı Devleti’nin Türk karakterinin güçlendirilmesi, gibi fikirleri savundu.
Bu düşünceler daha sonra Ziya Gökalp tarafından sistemleştirilen Türkçülük ideolojisiyle paralellik gösterir. Enver Paşa’nın Türkistan’a gitmesi ve Basmacı Hareketi' ne katılması da bu ideallerle ilişkilendirilir.
Dolayısıyla Enver Paşa'nın Osmanlı tarihinin en tartışmalı fakat en etkili askeri ve siyasi figürlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Bir yandan Osmanlı Devleti’ni savaşa sokan ve Sarıkamış felaketiyle eleştirilen bir lider olarak görülür; diğer yandan Türk dünyasını birleştirme ülküsü peşinde Orta Asya’da savaşırken hayatını kaybeden bir Türkçü idealist olarak da değerlendirilir.
Enver Paşa’nın Türkistan Faaliyetleri ve Basmacı Hareketi


I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti çökmüş ve Enver Paşa Avrupa’ya gitmek zorunda kalmıştı. 1919–1920 yıllarında Almanya ve Rusya’da bulundu. Bu dönemde Bolşeviklerle temas kurdu ve Türk-Müslüman halkları Sovyetlere karşı örgütleme fikri gelişti.
1921’de Buhara (günümüz Özbekistanı) ve Türkistan bölgesine geçti. Burada Sovyet yönetimine karşı savaşan Basmacı Hareketi'ne katıldı.
Basmacı hareketi;

Orta Asya Müslümanlarının Sovyet yönetimine karşı yürüttüğü yerel direniş hareketiydi. Enver Paşa kısa sürede hareketin önemli liderlerinden biri oldu. Amaçları:
Türkistan’da bağımsız bir devlet kurmak
Türk ve Müslüman halkları Sovyet yönetiminden kurtarmak
Türk dünyası arasında siyasi birlik oluşturmak idi.
Enver Paşa Türkistan’a geldiğinde:
direniş zaten farklı liderler tarafından yürütülüyordu;
hareket yerel aşiret ve bölgesel komutanlara dayanıyordu.
Enver Paşa 1921–1922 yıllarında Orta Asya’da Sovyetlere karşı yürütülen Basmacı Hareketi içinde yer aldığında, yanında çeşitli Türkistan halklarından komutanlar bulunuyordu. Bu liderler çoğunlukla Özbek, Türkmen, Tacik ve Kırgız bölgelerinde faaliyet gösteren yerel direniş önderleriydi. Aşağıda Enver Paşa ile birlikte veya aynı cephede Sovyetlere karşı savaşan başlıca komutanlar bulunmakta;
İbrahim Bek (Özbek komutan); Türk-Özbek kökenli önemli bir Basmacı lideridir. Faaliyet alanı özellikle Buhara ve Tacikistan çevresiydi. Enver Paşa Türkistan’a geldiğinde onunla ittifak kuran en güçlü yerel komutanlardan biri oldu. Enver Paşa’nın ölümünden sonra da Sovyetlere karşı mücadeleyi birkaç yıl sürdürdü. 1930’larda Sovyetler tarafından yakalanıp idam edildi.
Zeki Velidi Togan (Türk / Başkurt komutan); Asıl adı Ahmet Zeki Velidi’dir. Başkurt Türklerinden gelen bir lider ve tarihçidir. 1918’de Başkurt hükümetini kurmuş, daha sonra Türkistan’daki direnişe katılmıştır. Enver Paşa ile temas kurmuş ve bir süre birlikte hareket etmişlerdir. Daha sonra Türkiye’ye gelmiş ve Atatürk'ün Türk Tarih Tezi çalışmalarına önemli ölçüde destek veren ünlü bir Türk tarihçisi olmuştur.
Madamin Bek (Özbek komutan); Türk-Özbek kökenli bir direniş lideridir. Özellikle Fergana Vadisi bölgesinde faaliyet göstermiştir. Basmacı hareketinin ilk büyük komutanlarından biridir.
Kurbanbek (Kırgız komutan); Türk-Kırgız kökenli bir direniş lideridir. Özellikle Kırgız ve Pamir dağlık bölgelerinde Sovyetlere karşı savaşmıştır. Enver Paşa’nın Türkistan’daki mücadele döneminde bağlantı kurduğu bölgesel direniş liderlerinden biridir.
Ancak Sovyet Kızıl Ordusu’nun güçlü askeri organizasyonu ve direniş liderleri arasındaki birlik, koordinasyon ve teknoloji eksikliği nedeniyle bu proje başarılı olamadı.

Enver Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk İlişkisi
Mustafa Kemal Atatürk ile Enver Paşa aynı kuşağın Osmanlı subaylarıydı.
Benzer yönleri:
İkisi de Harbiye mezunuydu.
İkisi de İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde yer aldı.
Balkan savaşları ve I. Dünya Savaşı’nda görev yaptılar.
Ancak aralarında önemli farklar vardı...
Enver Paşa
Daha romantik ve ideolojik bir liderdi;
Turancılık ve Türk dünyası birliği fikrine güçlü biçimde inanıyordu.
Mustafa Kemal ise
Daha pragmatik ve gerçekçi bir askeri stratejist ve akıldı;
Önceliği Anadolu’da bağımsız bir Türk devleti kurmak ve çağdaşlaşma devrimleri yapmaktı.
Milli Mücadele döneminde Enver Paşa Anadolu’ya gelip mücadeleye katılmak istemiştir. Ancak Ankara hükümeti bunu uygun görmemiştir. Çünkü Enver Paşa’nın gelişi iç siyasi dengeleri bozabilirdi.
Enver Paşa’nın Turancılık Düşüncesi

Enver Paşa’nın ideallerinden biri Turancılık düşüncesiydi.

Turancılık fikri özellikle Ziya Gökalp gibi önemli düşünürler tarafından teorik olarak geliştirilmişti.
Bu düşünceye göre:
Türk halkları;
Anadolu
Azerbaycan
Kafkasya
Orta Asya
Sibirya
Doğu Türkistan gibi geniş bir coğrafyaya yayılmıştı.
Amaç, bu halkların:
kültürel
siyasi
ekonomik bir birlik oluşturmasıydı.
Enver Paşa’nın Türkistan’a gitmesi bu ideali gerçekleştirme girişimi olarak yorumlanır.
Turan Düşüncesinde Türk Dünyası Coğrafyası
Genellikle Turan haritalarında şu bölgeler yer alır:
Anadolu ve Türkiye
Azerbaycan
Türkmenistan
Özbekistan
Kazakistan
Kırgızistan
Doğu Türkistan
Tataristan
Başkurdistan
Altay ve Sibirya Türkleri
Bu haritalar siyasi bir projeden çok ülküsel ve kültürel bir birlik fikrini temsil eder.

Enver Paşa’nın Türkistan mücadelesi, Türk dünyası tarihinde önemli simgesel bir olay olarak görülür. Çünkü bir Türk Osmanlı devlet adamı, imparatorluğun yıkılmasından sonra Orta Asya’da Türk halklarının bağımsızlığı için savaşırken hayatını kaybetmiş, şehit olmuştur.
Turan ya da Türkistan ülküsü Türk Dünyası birliğini amaçlayan ve buna ulaşmak için çaba gösteren herkes için önemli ve anlaşılabilir bir hedeftir.
Ancak bu hedefin gerçekleşmesi kolay değildir. Bu durum dünyadaki jeopolitik, ekonomik ve kültürel dengelerle yakından ilişkilidir. Herşeyden önce bu birliğin sağlanması bu makalede yeralan günümüz tüm devlet ve özerk cumhuriyetlerin ''Türk'' üst kimliği ve ''Türklük'' bilinci konusunda aynı düzeyde olmalarını gerektirir. Bir diğer önemli konu dil birliğidir. Bu dil varlığı önemli, güçlü bir ortak paydadır. Günümüzde bu varlığın geliştirilmesi ve ortak abc girişimleri (türk-latin abc'sine geçiş) devam etmektedir. Bu girişimlerin hızlandırılması önemlidir.
Türk Devletleri Teşkilatı, TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı), TÜRKPA (Türk Parlamento Birliği), Türk Akademisi, TÜRKSOY, Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi kurumların kültürel, eğitim, ekonomik ve siyasi iş birliğini güçlendirmek amacıyla destek ve girişimleri hız kazanmalıdır.
Ortak tarih ve kültür olguları üzerinde de çeşitli ülke kurum ve üniversitelerinin ortak çalışmalar yapması ve genç nesillere bilimsel-çağdaş eğitim olanakları sağlanması gerekir. Ortak tarih ve dil çalışmaları arkeolojik, antropolojik, etimolojik ve teknolojik faaliyetlerle desteklenmelidir. Ülke halklarını biraraya getiren kültürel ve turizme yönelik organizasyon ve seyahat olanakları arttırılmalıdır.
Öte yandan ekonomik, güvenlik ve askeri alanlarda işbirliği, teknoloji uyumluluğu, koordinasyon sağlanmalı bu alanlarda güçlü dayanışmalar oluşturulmalıdır.
İsmail Gaspıralı'nın ''Dilde, fikirde, işte birlik'' felsefesi hayata geçirimelidir.
Burada özetle bahsetmeye çalıştığımız noktalar hayata geçtikçe değerli Enver Paşa'nın hayalini kurduğu bu ülkünün gerçekçi bir boyutta oluşma olasılığının yükseleceğini ve hız kazanacağını düşünüyoruz.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene !






Yorumlar