top of page

İLK DEVLET - ARSLANTEPE

Güncelleme tarihi: 3 Kas 2023


Arslantepe ile ilgili bilgi aktarmadan önce, ''Devlet'' kavramı hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Günümüzde de yaygın olarak yaratılan bir kavram kargaşası var. Bu da ''Devlet'' ve ''Hükümet/İktidar'' kavramlarında kendini gösteriyor. Hükümet ya da iktidarı ''Devlet'' zannediyoruz. Oysa ki ''Devlet'' soyut ve süreklilik içeren, iktidar ise geçici ve el değiştiren kavramlar. ''Devlet'' insanlar tarafından kendilerine hizmet verilmesi amacıyla oluşturulmuş ve bu amaçla güç ve yetki birliği yapılmış bir üst olgu. Bu temel hizmetler nelerdir diye baktığımızda;

  • Toplumun Güvenlik ve Huzuru

  • Adalet

  • Eğitim

  • Barınma

  • Ekonomik Kalkınma-Bağımsızlık, Adil gelir ve kaynak bölüşümü (ülüş kavramı)

  • Sağlık

  • Haberleşme

  • Din ve inanç özgürlüğü...

gibi başlıkları sıralayabiliriz. Bunlar devlet aygıtını yönetmek üzere yetkiyi alan hükümet/iktidar tarafından ne kadar iyi kullanılıp yönetilirse ulus, toplum o kadar huzurlu olur. Aksi takdirde tarihte de bir çok örneği görüldüğü gibi, mutsuzluk ve yoksulluk artar, tepki ve isyanlara kadar giden kötü bir süreç başlar ve kaçınılmaz bir dönüşüm oluşur. Bizim tarihimiz de adeta bir devletler tarihidir. Tarih boyunca bir çok devlet kurulmuş, (bkz. ''Kitap'' sekmesi, ''Tarih Boyunca Türk Devletleri'') bunlar yukarıda kısaca belirtilen görevleri tam anlamıyla yerine getiremedikleri zaman zayıflamış ve yerlerini yenilerine ya da yeni yönetimlere bırakmıştır. Bu, Türk Tarihinde kendini çok fazla gösteren dinamik bir özelliktir. Devletçi kültür kendini hep göstermiş, yıkılanın yerine hep yenisi gelmiştir.


Günümüzde de görülebileceği gibi tarih boyunca, Devlet güç ve aygıtlarını ulusuna, halklarına hizmet için değil de, ''zenginleşme ve güç devşirme'' aracı olarak kullananlar hep çıkmıştır. Devlet aygıtlarının kaynakları ulusun, vatandaşların ya da tebaanın vergi ve vermeyi bir görev bildikleri yükümlülüklerinden (ör. askerlik, ekonomiye katkı, vb...) oluşur. Bir anlamda tüm devlet kaynaklarını kendi üzerinde toplayan bu çıkar zümreleri toplumun büyük bir kesiminin yoksullaşması, ve cahil kalmasına sebep olur. Bu dönemler gerileme ve sefalet dönemleridir. Toplum ve insanlar hurafe ve boş inançlara yönlendirilir, ''az ile yetinme ve şükretme telkinleri'' vurgulanır. Oysa ki zenginlikten ve refahtan pay alması gereken toplumun öz kültüründe zaten ''az ile yetinmek, paylaşmak'' vardır. Ancak bu naif ve saf yapı kurnazca kullanılmaktadır.


Bence çıkış yolu vardır ve hep olmuştur. Bu ise ulus olmak, tarihimizi öğrenip farkına varmak ve gerçek gücün ulusta olduğunu anlamakla olur...Yani; ''Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir'' anlayışıyla...


Şimdi Arslantepe'ye bakalım...

Doğu Anadolu'nun en büyük höyüklerinden birisi olan Arslantepe, Malatya il merkezinin 6 kilometre kuzeyinde, Orduzu Köyü’nün yakınlarında bulunmakta.


Arslantepe ‘de ilk araştırmalar 1932 yılında L. Delaporte tarafından başlatılmış. Geç Hitit Dönemi’ni araştıran, Delaporte'yi, 1947 yılında C. Schaeffer takip etmiş. 1961 yılında Roma La Sapienza Üniversitesi tarafından başlatılan kazılardan sonra, Höyükte son yapılan kazılarda MÖ 3700'lü dönemlere ait olduğu görülen kemik, seramik parçaları, fincan, ok ucu, boncuk taneleri, kemik alet ve ağırşak (dokuma ipliği ağırlıkları), çakmak taşları, delici ve iğne, müzik aleti, dairesel formlu kuyular, kolye ucu, bebek iskeleti bulundu. Yine höyüğün kuzeydoğu yönünde yer alan kazılarda da MÖ 1200-700 Geç Hitit dönemine ait kerpiç ve taş duvarlar, seramik ve kemik parçaları, ağırlık, taştan yapılmış kesici-delici aletler, taş objeler, boncuk taneleri, fincanlar bulundu.


Son Kalkolitik Çağ'dan (MÖ 5500’ler) Geç Hitit Dönemine (MÖ 1000) kadar yaklaşık 4500 yıl boyunca kesintisiz olarak yerleşimin sürdüğü Arslantepe, bulunduğu ovadan yaklaşık 40 metre yükselmiş. Höyüğün boyutları yaklaşık 200 metreye, 120 metre.


Arslantepe ‘deki kültür katmanları en yakından en uzağa sırası ile;

Geç Hitit Dönemi-Son Tunç Çağı-Orta Tunç Çağı-İlk Tunç Çağı-İlk Tunç Çağı II. Evre-İlk Tunç Çağı I-B Evresi-İlk Tunç Çağı I-A Evresi-Son Kalkolitik Çağ şeklinde...


Gerçekleştirilen kazılarda, Arslantepe ’nin, tarihi boyunca değişik zamanlarda değişik alanlarda bölgeyi kontrol etmiş büyük bir merkez olduğu ortaya çıkmış. Höyükte bulunan çok sayıda mühür, bölge ticaretinin Arslantepe ‘den yönetildiğini gösterir nitelikte...

2020-2021 yılı kazılarının en önemli bulgularından biri de 5700 yıllık çocuk iskeleti oldu. Boynunda 4 sıra kolye, sağ el bileğinde 4 sıra bileklik ve sol el bileğinde bir sıra bilekliği olan 6 yaşındaki çocuk iskeleti, o döneme ait yaşamsal ayrıntılara da ışık tutuyor.


Dünyanın en eski kılıçları – Prof. Dr. Frangipane “Kılıçların yapımında kullanılan teknoloji dikkat çekici. 5000 yıl öncesine ait kılıçlar bakır ve arsenik alaşımıyla imal edilmiş ve bazılarının kabzasına gümüş işleme yapılmış. Şimdiye kadar ilk defa bu özellikte kılıçlar bulduk. Çok eski, çok önemli eserler. Bu kılıçlar burada bir savaşın yapıldığını gösteriyor” diyor...


Arslantepe ‘nin en önemli özelliği, Anadolu'da ve dolayısıyla dünyada kurulmuş ilk ''Şehir Devleti'' yapılanmasının görüldüğü yerleşim olması. Arslantepe höyüğü, dünyanın en eski hükümdar-han mezarı ve en eski kılıçları gibi çok sayıda tarihi buluntuya da ev sahipliği yapıyor.




Anadolu’nun ilk kerpiçten sarayı, açık hava müzesine dönüştürülüp ziyarete açıldı… Roma La Sapienza Üniversitesi’nin yürüttüğü Arslantepe kazılarında 52 yıl geride bırakılırken, özellikle ''devletin kökeni'' ile ilgili eşsiz keşifler gerçekleştirildi.

Anadolu’nun en eski saray kompleksi olan Arslantepe Höyüğü müze olarak da ziyaretçilere açık. Malatya Orduzu’daki Aslantepe Höyüğünde bulunan saray yapısı 2 buçuk metreye kadar koruna gelen kerpiç duvarları, tapınak, depo ve idari odalarıyla gezilebilecek hale dönüştürüldü. Türünün en iyi örnekleri arasında yer alan çatı örtüsünün inşasında, görsel olarak gerek arkeolojik kalıntıların gerekse doğal çevrenin önüne geçmemeye büyük özen gösterildi.


Sadece tarih yazıcıları için değil, Aslantepe Höyüğündeki sarayın bütün insanlık için çok önemli olduğunu anlatan İtalyan kazı başkanı Prof. Dr. Frangipane, şunları dile getiriyor:


“Malatya Valiliği projemize çok yardım etti. Teşekkür ediyoruz. Biraz pahalı bir proje. Güzel oldu. Turist için, insanlar için burası çok önemli. Burada devlet nasıl başlamış, şehir sistemi nasıl başlamış, görebilirler.”


Devlet memurları depo kapılarını kendi mühürleri ile denetliyorlardı…

Saray arşivinde toplanan binlerce mühür ile yıllık ürün dağıtımının kontrolü sağlanıyordu.

MÖ 2900 – 2750 yılları arasında kalınlığı 5 metreyi bulan bir surun etrafında çiftçilerin yaşadığı bir köy inşa edilmişti.

İki metal mızrak ucu.

Frangipane ayrıca, sarayda ilk kanalizasyonun da olduğunu, bu kanalizasyonun taştan yapıldığını belirtiyor. Açık hava müzesinin ve höyüğün girişlerinin farklı tasarlandığını dile getiren Frangipane, turistlerin müzeye gelmesi için höyük üstünde bir yol yapılacağını da aktarıyor.


Tarih ve kültür varlık ve hazinelerimizden öğreneceğimiz ne kadar çok şey var. Ve bizlerin onlara sahip çıkmamız ne kadar önemli !!...


Kaynaklar :






36 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

bottom of page