CERVETERİ-BANDITACCIA
- 2 Haz
- 3 dakikada okunur
Roma Villa Giulia ziyaretimizden sonra zaman kazanmayı da düşünerek Cervetri yani antik Etrüsk kenti Caere'nin yolunu tuttuk. Roma-Cerveteri arası 43 km. Yaklaşık 1 saatlik bir sürüş ile Cerveteri'ye ulaşıyoruz ve otelimize yerleşiyoruz. Hava sıcak, akşam olmasına rağmen henüz oldukça soğuk olan Tiren Denizi'ne giriyoruz. Tiren Denizi üzerinden batan güneşin ufka vuran doyumsuz renk oyunlarını keyifle seyre dalıyoruz.
Etrüsk dünyasının en güçlü kentlerinden biri olan Caere, özellikle kurgan-mezar mimarisi, epigrafik (yazıtsal) buluntular ve Roma öncesi soylu-savaşçı kültürüyle öne çıkıyor. Cerveteri soylu kurgan-mezar kültürü + deniz ticareti + epigrafik kanıtlar ve Anadolu kültürleri ile bağlantı kanıtları; Anadolu–Etrüsk kültürel ve yazıtsal paralellikleri açısından oldukça önemli.
Ertesi gün hedef; Banditaccia Kurganları (Necropoli della Banditaccia) ve Cerveteri Ulusal Etrüsk Müzesi (National Archaeological Museum of Cerveteri - İtalyanca adıyla Museo Nazionale Archeologico Cerite).

Kurgan alanının hemen dışında büyük bir kurgan ile karşılaşıyoruz. Aslanlar Kurganı (Tomba dei Leoni). İçinde boyalı aslan fresklerinin olduğu kurgan toprak yığma ve kayaya oyma teknikleriyle yapılmış ve Anadolu Manisa Bintepeler Lidya-Frig (İskit-Kimmer) kurganlarına çok benziyor ve oldukça büyük. Girişi yapılandırma amacıyla kapalı olduğu için giremiyoruz.

Kurgan alanına (Nekropole) yönelirken motorsikletli bir ekip ile karşılaşıyoruz. Kurganları ziyarete gelmiş olduklarını düşünüyoruz ve yanılmıyoruz. Kurganlar oldukça geniş bir doğal alanın parçası ve doğal bir arkeoloji parkının içinde yer alıyor. Etrafta yürüyüş-trekking parkurları da bulunuyor.

Banditaccia Nekropolü, antik Etrüsk kenti Caere (günümüz Cerveteri)’nin kurgan-mezarlık kenti ve Etrüsk dünyasının günümüze ulaşan en büyük ve en etkileyici nekropol alanlarından biri. Burası Etrüskler tarafından MÖ 9. yüzyıldan MÖ 3. yüzyıla kadar yaklaşık altı yüzyıl boyunca kullanılmış.

2004 yılında, Tarquinia’daki Monterozzi Nekropolü ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. UNESCO, Banditaccia’yı “ölüler şehri” olarak tanımlar; çünkü mezarlar gerçek bir Etrüsk kentinin sokaklarını, meydanlarını ve evlerini taklit edecek şekilde planlanmış.
Nekropol yaklaşık 400 hektarlık dev bir alana yayılıyor; bunun yalnızca küçük bir bölümü ziyaretçilere açık, biz de o bölümün içindeyiz. Alanda binlerce kurgan-mezar bulunuyor ve bu yönüyle Akdeniz dünyasının en büyük antik nekropollerinden biri kabul ediliyor.
Banditaccia’da üç temel kurgan-mezar tipi görülmekte:

Erken Villanova dönemine ait kuyu mezarlar.
Büyük ailelere ait yuvarlak kurgan-tümülüs mezarlar.

Sokaklar boyunca sıralanan, ev görünümündeki dikdörtgen “zar mezarlar” (tombe a dado).
En ünlü kurgan-mezarlar arasında:
Tomba dei Rilievi (Kabartmalar Kurganı)
Tomba degli Scudi e delle Sedie
Tomba dei Leoni Dipinti (Aslanlar Kurganı)

Tomba dei Capitelli (Sütun başlıklı Kurgan)
yer alıyor.


Özellikle Tomba dei Rilievi, günlük yaşam eşyalarını ve silahları üç boyutlu kabartmalar halinde göstermesi nedeniyle Etrüsk sanatının başyapıtlarından biri kabul ediliyor.
Bu tip kurgan-mezarlar oluşumları Anadolu, Frigya, Lidya, Kaunos Dalyan, Kommagene ve niceleriyle birlikte Kuzey Karadeniz hattı İskit-Kimmer, Sibirya-Türkistan hattı kurganlarıyla karşılaştırıldığında oldukça ilginç paralellikler gösterir:
Yuvarlak, tepe, kubbesel kurgan-tümülüs formu.
Taş çevre duvarı (tambur).
Uzun giriş koridoru (dromos).
İçeride ev yaşam planını andıran taş sedirli odalar.
Soylu aile eşyaları ve duvar resimleriyle birlikte gömü geleneği alanı olarak kullanılması.

Banditaccia’da gezerken kurganları dışarıdan aslında büyük bir toprak tepe olarak görürsünüz; bu mimari geleneğe ait bir oluşum; asıl sanat değeri ise iç mekândaki erken dönem fresklerde ve kaya içine oyulmuş mimaride izlemek mümkün.

Banditaccia’nın en önemli özelliği, Etrüsklerin ölümden sonraki yaşamı bir tür “yaşamın devamı” olarak gördüklerini göstermesidir. Mezarların içi; yataklar, sütunlar, kirişler, kapılar ve ev planlarıyla gerçek bir Etrüsk evinin taş içine oyulmuş kopyası gibi. Bu nedenle kurgan alanı yalnızca bir mezarlık değil, Etrüsklerin gündelik yaşamını anlamamızı sağlayan çok değerli arkeolojik alanlardan biri.

Bugün Banditaccia’da yürürken aslında bir mezarlığı değil, yaklaşık 2500 yıl önceki bir Etrüsk kentinin taşlaşmış yansımasını geziyor gibi hissedersiniz. Bu yüzden burayı sık sık “ölüler için inşa edilmiş kent” olarak tanımlamak pek te yanlış olmasa gerek...
Banditaccia Kurgan Alanı ile ilgili YouTube videomuzu ''Muzaffer Haluk Hızlıalp'' adlı kanalımızda bulunan aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:






Yorumlar