top of page

ARNAVUTLUK – ALBANİA – İLLİRYA ÜZERİNE…

Güncelleme tarihi: 15 Oca 2023

Turan Coğrafyası ;

Elam, Subar, Sümer, Hatti-Hitit, Etrüsk-Pelasg, Kimmer, İskit-Saka, Lidya, Likya, Karya, Frigya, Part, Hun, Göktürk, Hazar, Alan, Alban, Avar, Bulgar, Kuman-Kıpçak, Peçenek, Uz, Oğuz-Ogur ve diğer Ön-Türk, Türk kavim ve devletlerinin dil, kültür ve medeniyet etkilerini taşımaktadır.


ARNAVUTLUK - İSKOÇYA - MACARİSTAN - AZERBAYCAN DÖRTLÜSÜ


MÖ 4. yüzyıl ile (MS)10. yüzyıla kadar süren 1400 yıllık dönemde, Kafkas Dağları’nın güneye bakan yamaçlarından aşağı uzanan topraklara ‘’Albanya’’ adı verilmiştir.


Ercan Çokbankir, “Balkan Türklerinin Kökleri” isimli eserinde; “Arnavutlar İllirya (MÖ 1200) kökenli bir kavimdir. İllirya dili uzun zaman yaşamasına rağmen Arnavutlar kimliklerini korumuşlar fakat devlet olarak yaşatamamışlardır” demektedir. Çokbankir, bulgularına şu cümlelerle devam eder: “İlliryalıların, Geg’lerin yani Kuzeyli Arnavutların ataları, Epirotlar’ın ise Tosklar’ın yani güneyli Arnavutların ataları olduklarına inanılmaktadır. Ünlü Coğrafyacı Strabon, Epirotların aynı zamanda Pelasgialı (Etrüsk-Pelasg, Anadolu kavimleri) olarak adlandırıldıklarını ifade etmiştir."








Çift Başlı Kartal sembolizması


Arnavutluk bayrağındaki ‘’Çift Başlı Kartal’’ - Anadolu Hatti-Hitit, Alacahöyük MÖ 1400; Anadolu Selçuklu Devleti 1077; Kazakistan MÖ 300; Suriye Türkmen Halısı 19.Yüzyıl; Zengi Atabeyliği 1127; Altın Orda-Kızıl Orda; Hitit-Hattuşa Yazılıkaya MÖ 1300; Rus arması 19.Yüzyıl ; Paracas Kültürü, Peru MÖ 500 ler…


‘’Arnavut’’ kelimesi bir Güney Arnavutluk (Toksa ) aşireti olan "Arbanit"lerin Hicri. 835 yılı Osmanlı kayıtlarında Arnavutluk Vilayeti’nin ismi ‘’Arvanit İli’’ olarak geçer. Arnavutlar ülkelerine, ‘’Kartallar Ülkesi’’ anlamına gelen ‘’Şipira’’ derler. Bu bakımdan Şipira’yı Arnavut bayrağında da görmekteyiz. Arnavutlar Orta-Güney Avrupa'da yayılmış ve İtalya'ya dahi göç vermiştir. İtalya'ya göçen Arnavutlara "Arberes" ismini vermişlerdir. Eskiden Pagan-Şaman olan Arnavutlar Aziz Paul zamanında (MS 1.Yüzyıl) Hıristiyanlığı seçtiler. Yine de Arnavutların Hıristiyan kimliği Ortaçağ boyunca huzurlu ve kararlı bir halde değildi. Sık sık şiddet ve baskı yoluyla din değiştirmeler sonrası, birçok Arnavut kilise öğretisine karşı Bogomilliği kabul etmiştir.


Arnavut Bogomillere resmi kilise-engizisyon tarafından acımasız zulümler yapıldı. Her Bogomil gibi onlar da daha sonraki yıllarda Pomak ve Boşnaklar gibi Müslümanlığı seçtiler. Müslümanlığı seçenler araştırmamıza göre genellikle Albanlardır. İllirya kökenli Arnavutlar ise genelde Hıristiyan olan Arnavutlardır. Hıristiyan Arnavutlar içinde Osmanlı döneminde -ihtida, din değiştirme- yoluyla İslamiyeti seçenler de olmuştur.


Ahmet Aydınlı ise, Albanlar üzerine yazdığı ifadelerde: “Arnavut unsuru ile ilgili en objektif tarihî belgeler yalnız Türk tarih kaynaklarında mevcuttur. Albanologların Arnavut diyalektiği, filolojisi, sentaksı ile etnolojik ve historik problemleriyle ilgili en düzenli belgeler Türkiye'de ve Türk tarih kaynaklarında mevcuttur. Zira; Arnavutlar, her yönden kültür, örf ve etnik yapı bakımından Türktürler. Etnik yapılarında hiç bir suretle Grek, Lâtin ya da Slav karışımı yoktur” demektedir.


Kadim Albanların ilk yurdu, yukarıda ‘’Kafkas Albanyası’’ haritasında da gördüğümüz gibi, bugünkü Azerbaycan yöresidir. Kadim Albanya'yı Doğu'da Hazar Denizi, Güney batıda Kür Irmağı, Kuzey-batıda Kanık (Alazan) Irmağı ile Kürin, Tabasaran (Dağıstan) emirlikleri ve Kazıkumik ile Kaytak'tan Kafkas dağ silsilesi ayırmakta idi...Hudut bu kesimden itibaren; Darvag Irmağı ile Hazar Denizi’ne uzanmakta ve bugünkü Şirvan Bölgesi ile Selyan, Bakü, Şeki, Derbent, Tabasaran (Dağıstan), Kurin ile Samur ve İlisu ülkesinin güney kısmını içine almakla idi... Başkenti ise; yüzyıllar boyu BÜYÜK PARTAV (Barda) şehri olmuştur.


Bugünkü Azerbaycan yöresinde yapılmış olan arkeolojik ve toponimik (yer isimleri bilimi) arştırmalar bir bütün halinde kadim Alban medeniyetini bütün yönleriyle meydana çıkarmıştır. Azerbaycan'da yaşayan Alban ve Atropaten boy ve kabilelerinin Güney Kafkasya'dan gelen kavimlerin baskılarından sonra Balkanlar’a göçtüğü görülür. Atropatenlerin kurduğu devlet MÖ 331 Gaugamela Savaşı'ndan sonra bölgeye egemen olmuştur.

Daha sonraları Güney Kafkasyalı kavimlerin bölgeyi egemenliğine katmasıyla bölge halkı daha öncekiler gibi Karadeniz üzerinden Balkanlara inerek Arnavutluk ve Makedonya'da Azeri Albanlar olarak yerleştikleri bölgeye ‘’Albanya’’ ismini vermişlerdir.


Azerbaycan kaynaklarında Albanların İskitlerle benzerliği de şu ifadelerle anlatılır: "Plutarx Albanları an casur xalg kimi tasvir edir. Strabon Albanlar haggında -güzalliyi ve boyunun ucalığı ile farglanır-, Dionisi Perieget -dövüşkan Albanlar- Yevstrafiya Albanlar dövüşkan xalgdır-Rufi Fest -coşkun Alban- ifadalarını işlatmişdır."


“Tarihin Babası” Herodot Pers Kralı Darius ile İskitlerin yaptığı savaştan bahseder. Neticede Karpat Dağları ile Dobruca arasındaki (Scytia Minor) adı verilen bölgeye yerleşerek bu bölgeye adlarını ve büyük bir gelişme göstererek üstün bir uygarlığın eserlerini verdiklerini kaydeder.


Başka bir kaynak ta bu konu üzerinde şu bilgileri verir. MÖ IV ve III. yüzyıllarda Azerbaycan'ı oluşturan iki bölgeden Arrania ve Albania’dan bahseder. Zamanla Perslerin egemenliğine giren bu satraplıkta çok çeşitli diller konuşulmaktadır. Arnavutluk tarihini incelediğimizde MÖ 1. yüzyılda Makedonya ve Dalmaçya kıyılarında Arnavutluk (Albania) devletinin kurulduğunu, buna karşılık Azerbaycan tarihindeki Makedonya'ya göçen Albanların, Albania (Arnavutluk) devletini MÖ I. yüzyılda kurdukları bilgisinin denk gelmesi tesadüf olamaz. (Balkanlar El Kitabı. CiltI. S.2)


Bu iki ayrı kaynaktaki iki devletin kurulmasının eşleşmesi, Arnavutların kökenlerini aydınlığa çıkarmış olmalıdır. Yine bazı tarihçilere göre Albanlar :

1-) İndo-Kafkas 2-) Çeçen-Inguş 3-) Sak, Saka (İskit) boylarından biridir.

Tarihçiler bu üçüncü tezi kabul ederler. Albania kuruluşunda 20 civarında dilin ve etnik topluluğun devletiydi. Tıpkı Kafkaslarda olduğu gibi...


Albania ismine Amasyalı tarihçi Strabon'un “Geographika” adlı kitabında rastlayabilirsiniz. 17 kitaptan oluşan "Geographika" adlı kitaplarının I. III. IV. VII. XI ciltlerinin bazı bölümlerinde İskitlerden bahseder. İskitler ve Albania isimlerine Geographika kitabında, Kaukasos (Kafkas) Dağları'nın güneyinde bir ülke olarak rastlarsınız.


Yine Azerbaycan tarihinde Albanlar'dan şöyle bahsedilir. "Strabon’un m'lumatma göra Albanlar daha çok Aya sitayiş etmiş ve İberiya sarhadında onların ma'badi olmuştur. Strabon’un ma'lumatma göre e.a. IV-IlI asrlarda Albanların bir hissasi Midiya Atropatena arazisinda da yaşayırdı...''


Bazı tarihçiler Albanların Kafkasya'dan ayrılmadığını iddia ederler. Bize göre zamanın ünlü coğrafyacısı ve gezgini Strabon'un bu ifadeleri gerçekleri yazmış olmalıdır. Yine Elizabeth A. Zachariadou "Sol Kol" adlı kitabında Sarı Saltuk Dede ve diğer bazı Bektaşilerin ve Albanların, Azerbaycan’ın Hoy şehrinden olması ile ilişki kurmak ister. Bu konuyu araştıran Avrupalı uzmanlardan Melikoff, Elizabeth. A. Zachariadou. v.b bu tezi destekler.


Strabon'un “Geographika” sında "Trakhialar'a ve Troialılar'a ait birçok ortak isim vardır. Örneğin Skaler denilen Thrak’larda, Skaios Irmağı, Skai'ler suru gibi Troia'da da Skai'ler kapısı vardır." diye bahsetmektedir.

Burada Saka= İskit kelimesinin benzerliği üzerinde biraz durmak gerektiği görüşündeyiz. Çünkü Kafkasya kavimleri içinde Saka Türklerinden Skai’ler olarak bahsedilmektedir.


Traklar, Troia (Truva) uygarlığının da kurucusudurlar. Bu bölgede yaşamışlardır. Truva Savaşları'nın (MÖ 1200'ler) başkomutanının ismi Turku’dur. Yine Truva'da yaşayan kabilelerden birinin adının Turgiş olması ilginçtir.


Azerbaycan Türklerinden Prof.Dr. Firudin AĞASIOĞLU’nun ‘’AZER HALKI’’ isimli eserinde: “Etrüsk dili Türk dili unsurları içermektedir. Etrüskler Truva’dan İtalya’ya geldiklerinde bir çok Türk dilli toponimleri (yer adlarını) da beraberlerinde getirmişlerdir. Azerbaycan’ın kadim Alban bölgesinde gördüğümüz alban, rutul, sibar (subar), gibi etnonimler, ve Alba Longa (Uzun Alba) Ülkesi, Albina, Tibr çayları, Artsakena boğazı, Kasper (Casperia), Qamer (Cameria), Armin, Sibaris, Tarku (Tarquini), gibi şehir adı bildiren toponimlerdir. Bu sıraya Alpan, Turan (Afrodita), Tarxan, Tin (Zeus), Uni, Herkle (Herakles-Köroglu), Aplu (Apollon), Tartar gibi teonim ve mitolojik adları da ilave etmek gerekir."


Demek oluyor ki; Kafkas Albanyası ile Balkan Albanyası arasındaki ilişki Etrüsk-Pelasg, İskit (Saka) Türklerinin Orta Asya, Kafkasya, Anadolu, İtalya ve Balkanlara göçü ile ortaya çıkmaktadır. Bu hususlar Albanların sadece Kafkaslarda ikamet etmediklerini de gösteriyor.


Alban Türklerinin bazı özellikleri

Kadim Alban Türkleri Turanî bir kavim olup; sağlam bünyeli, güzel çehreli, çevik yapılı, özel yaşayışlarında sade ve mütevazi; şahsiyet ve karakter bakımından dürüst; süvarilikte, ok atmada usta; genellikle göçer, iyi kılıç kullanan, iyi cins at yetiştiren, kısmen de tarımla uğraşan ve kutsal inanış yönünden Kam (Şaman)-Pagan idiler; daha sonraki Bogomillik ise bu eski inanç sisteminden kaynaklanır...Silâhları genellikle yay,ok, zırh, cirit, mızrak ve kılıçtan ibaret olup; yurt-çadırlarının (otağ) kapıları umumiyetle doğuya bakacak şekilde konumlanırdı.


Alban Kelimesinin Etimolojisi

Kadim zamanlardan beri “Alban” kelimesi tarihçi, kronikçi, doğu-bilimci, etnolog ve türkologlar arasında uzun bir çalışma konusu olmuştur. Objektif görüş ve kanımıza göre; “Albanya” kelimesi Ermenice, Lâtince, Grekçe ve Almanca ile diğer Batı dillerinde “Dağlık” ve “Aklık” anlamlarını barındıran “Alp” ile “Albus” kökünden türemiş olması da güçlü bir olasılıktır.


İskenderiye'li coğrafyacı Batlamyus (MS 100'ler), Hazar sahilindeki bir “Albana” şehri ile Kafkas Dağları'ndan çıkıp ta Hazar Denizi’ne dökülen “Albanus” ırmağından bahsetmektedir. Kadim “Albana” şehri bugünkü “Derbent” şehri olabileceği gibi; Kuba kazasına bağlı “Al-pan” köyü de olabilir.


Bu bağlamda; “Albahüs” Irmağı ise; şimdiki “Samur-Çay”dır. Greko-Lâtincede “Albi” tâbirinin “Ak” anlamında kullanılmış olması mümkün olduğu gibi; “Hür ve Serbestliği” anlatma amacıyla kullanılmış olması da olasıdır. Keza; “Alban” ile “Albanya” tabirlerinin “Alan” Türkleriyle de her yönlü ilişkileri olması oldukça mümkündür.


Eski Türklerde, “Ak” tâbiri genellikle Aristokrat ve Burjuva sınıfının pek itina ile kullandığı ''bilgelik'', “asalet” sıfatının göstergesidir.


Örneğin; “Ak-Hunlar”, “Ak-Koyunlular”, “Ak-Sırplar” ile “Ak-Çadırlılar” gibi... Keza; “Kara-Koyunlular”, “Kara-Hazerler”, “Kara-Kırgızlar” ile “Kara-Çadırlılar” gibi... Genellikle “Alban Türkleri” daha fazla “ak-renk” elbise giymeyi tercih ettiklerinden ve gençliklerinde açık renk saçlı olduklarından “Alban” sıfatına sahip olma ihtimali pek mümkün görülmekte ise de; “Ak”, “Parlak”, “Yükseklik”, “Dağ yığını” ile “Kahramanlık” anlamını ifade etmekte olan öz-Türkçe “Alb” ile “Alp” köklerinden gelmiş olması en akla yakın olasılıktır.


İşte bu sebeplerle; “Ablan” ve “Albanes” sıfatlarına muhatap olmuşlardır. Kadim Albanya'nın yanındaki “Elbrus” ile eski Medya'nın (MÖ 600’ler) Hazar sahillerine pek yakın dağ zirvelerinden biri olan “Elburs” dahi “Parlak” ve “Işıldayan” anlamını ifade etmektedir. Kadim Romalılarda “Ak-Su” anlamında “Albis”, “Albios” ve “Alba” kelimelerinin kullanılmış olduğu görülmektedir. Lâtincede “Albus” hem “Aklık” ve hem “de “Işık” mânâsını ifade etmektedir. Ak-Şehir yerine “Alba” ve “Albisin”... Ak-Memleket ve “Ak-Toprak” isimlerinin karşılığı olarak ta “Albionn” kelimesinin kullanıldığı görülmektedir.


Bugünkü İtalyan'ların ve eski Romalıların önemli ölçüde ataları olan Etrüsk'ler, Orta Asya'dan Anadolu'ya ve Balkan Yarımadası ile Dalmaçya ve Adriyatik havzasına göçlerinde pek çok öz-Türkçe kelimeleri de yerleşik oldukları çevrelere götürmüşler ve diğer etnik unsurların dillerine yayılmasına sebep olmuşlardır. Bugün, karşımıza bir nev'i eski Greko-Lâtinceden türemiş gibi çıkmakta olan pek çok kelime esasında kadim Türk (Etrüsk-Pelasg) lehçeleridir. Klâsik Batı dillerindeki “cesur – kahraman” tâbirleri de genellikle “Alb” kökünden alınmadır. Kadim Grek kabilelerinde “Albion” kelimesi de bu anlamda kullanılmıştır. Şu konu da dikkate değerdir ki; Oğuz Han'ın babası Kara Han zamanında yaşamış olan bir Türk kahramanının da adı ALBAN'dır.


Keza; MÖ 650 yıllarında, ortaya çıkan Türk kahramanı Tunga Alp Er, kadim ALBANA şehrinde ve yöresinde yaşamıştır. Bu efsane Türk lideri, Saka fatihi Medya hükümdarı Keyakseres tarafından MÖ 625 yıllarında yenilerek öldürülmüştür.


Halen Azerbaycan'ın pek, çok yerlerinde “Al-pan” ile “Alpat” adlarının “Alpaut, Alpagut” şeklinde kullanılmakta olduğu görülmektedir. Orhun kitabelerinde zikredilmekte olan “Appagu” kelimesi ise; “asilzade” ile “arazî beyi” anlamlarını ifade etmek için kullanılmıştır.


Bugün Altay'lı Türkler, “Dev”, “Bahadır”, “Zorlu” ile “Yiğit” karşılığı olarak “Alp” tâbirini kullanmaktadırlar. Yakut Türkçesinde ise; “Alp” efsanevî bir kahramanın, adıdır. Yine Yakut Türklerinde “hoş”, “güzel” ve “lâtif” anlamının karşılığı olarak halen “Alban” kelimesi kullanılmaktadır. Altın-Ordu (Orda) Türk devletinin vergi yönetmeliğinde “Alban-Yasan” tâbirleri kullanılmış olması oldukça önemlidir.


Yakut Türkleri ile Sirbirya'daki diğer Türk boyları hâlen “Alban” kelimesini “ismi has” olarak kullanmaktadırlar. Keza bugün Doğu Türkistan Şincan’da “Alban çıkarmak” vergi toplamak anlamında kullanıldığı gibi; Moğolistan'ın Urânhay vilâyeti Türkleri “Alban” kelimesini doğrudan doğruya “devlet mükellefiyeti” ve “devlet vergisi” olarak ifade etmektedirler. Böylelikle bir taraftan da “devlet” ve “devlet otoritesi” kavramını belirtmiş olmaktadırlar.


Araştırma Kaynakları :

Prof.Dr.Hilmi ÖZDEN

TURAN COĞRAFYASINDA BALKAN ALBANYA’SI (ARNAVUTLUK)

Turan İlim Fikir ve Medeniyet Dergisi Sayı: 17. pp.61-81 Ekim 2012’de yayınlanmıştır.


Not: ‘’Etrüskler’’ adı verilen kavim, Truvalılar ile İskit-Sakalar'ın birleşmesiyle oluşmuş bir Türk topluluğudur. Dolayısıyla bu kavmin kökeni hem Anadolu'ya hem de Orta Asya'ya dayanmaktadır. Onların Anadolu-Orta Asya kökenli olduğunu gösteren başka deliller de vardır. Bunlardan biri, kurt motifidir. Romulus ve Romus kardeşleri emziren dişi kurt motifi (Asena, R’asenna’lar), belli ki, Etrüsklerin Orta Asya ile irtibatlı olduklarının en önemli işaretlerinden biridir.

Sümer Lagaş Şehri antik belgeleri MÖ 2500’ler Çift Başlı Kartal, Çivi Yazısı öncesi tamgalar, ‘’Tengri tamgaları +’’, ‘’Hayat Ağacı’’ ve ‘’Hayat Suyu’’ anlatımı, ‘’Kutsal Dağ Keçileri’’, Ed-Yaratılış tamgaları’’, ‘’Güneş sembolleri’’… Sümer mitleri ve Gök Tanrı inancında Samanyolu Galaksisi merkezindeki Kutup Yıldızı yaradılışın başlangıç noktası olarak görülür; Samanyolu galaktik merkezinin üzerinde Kartal (Aquila) takımyıldız kümesi vardır. Kutsal Dağ Keçileri ve Geyikler Hayat Ağacı yapraklarını yiyerek ölümsüz olurlar. Onlar ölen insanların ruhlarını yaradılışın (Tanrı-Tengri-Dingir) kapısına taşıyan kutsal bineklerdir…Ata inançlarımıza göre Gök’te ne varsa Yer’de de o vardır…

İskit Çift Başlı Kartalı, Altaylar Pazırık Kurganı, MÖ 500’ler…

Etrüsk han ve soylularının asalarında yer alan Kartal motifinin de Asya kökenli olduğuna şüphe yoktur. Zira ‘’Çift Başlı Kartal’’ a tarihte ilk kez Sümerler'de rastlanmaktadır. Sümerler Mezopotamya'ya Orta Asya'dan gelmişlerdir (Türkmenistan Anav Kültürü). Sümer çivi yazısı ile yazılmış tabletlerde "imdigud" denilen çift başlı kartal, yukarıda da gördüğümüz gibi, Anadolu Hatti-Hitit’ te, Orta Asya Türkleri'nden olan İskit-Saka ve Göktürkler'de ve daha sonraları Selçuklular'da da görülmektedir ki, bütün bu kavimlerin kültür ve soyları benzer yer ve köklere dayanır.


Kaynaklar :

Ercan Çokbankir, “Balkan Türklerinin Kökleri”


Resim Kaynakları :

sayfa 8 - http://www.turkbilimi.com/cift-basli-kartal-tamgasi-tarihi/ - Sümer Çift Başlı Kartalı

sayfa 9 - https://tr.pinterest.com/pin/326299935477128140/ - İskit Çift Başlı Kartalı





87 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

bottom of page