SEVR / LOZAN
- 10 Ağu
- 2 dakikada okunur
Bugün 10 Ağustos 2026; Kurtuluş Savaşı öncesi Türk-Osmanlı topraklarının bölünüp parçalanmasını sağlayan ve 10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı yönetiminin de imza attığı Sevr Antlaşmasının 106. yıldönümü.

Bu yıldönümünü tabii ki kutlamıyoruz. Bu yıldönümünü 24 Temmuz 1924 Lozan Antlaşması'nın ne kadar hayati ve önemli olduğunu bir kez daha anlamak için hatırlatıyoruz.
Özellikle bugün 10 Ağustos 2026 da TBMM'nde sözde ''Terörsüz Türkiye'' kapsamında ''Çerçeve Yasa'' adı altında terörist Apo ya ve teröristlere af çıkarma süreci oylanıyor. İçeride demokrasinin gelişmesi yönünde hiçbir madde içermiyor çünkü iktidar ve ortağının gündeminde “demokrasi” yok.
Ayrıca bunun devamı olarak, Orta Doğu'daki gelişen süreçler (BOP) doğrultusunda Kürtlere özerklik, federasyon, Türkçe'nin yanında ikinci resmi dil, Türk Vatandaşlığı tanımının anayasadan çıkarılıp değiştirilmesi gibi üniter devlet yapısını ortadan kaldırmaya yönelik çok hassas konular, şeffaf olmadan ulusa ve meclise danışılmadan alelacele ve Sevr yıldönümü tarihine denk getirilerek devreye alınmaya çalışılıyor.
Dem, iktidar ortakları ve butlancı Chp tarafından desteklenen bu yeni Sevr'ci süreç ise geçerlilik ve meşruiyetini sömürgeci odakların başında gelen Trump Abd'sinden alıyor.
Ülkeyi 25 yıldır yöneten iktidarın, ortağı ile birlikte tek bir kişinin hırs ve ihtirasları doğrultusunda ve iktidarını devam ettirebilmesi amacıyla, yandaşları ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik beraberliği ve üniter devlet yapısından her türlü tavizi vermeye hazır olduğu görülüyor.
Ayrıca birden bire ortaya çıkan ''Mekke Antlaşması'' denen ve hangi ulusal çıkar ve amaca hizmet ettiği ulusa hiçbir şekilde açıklanmayan bir oldu bitti antlaşma üzerinden kadim komşumuz İran ile savaşa bile girme riski ortaya çıkmaktadır.
Bütün bunlar günümüz ülke yönetiminin Abd'ye ne kadar bağımlı olduğunu göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir başka ''Vahdettin'' dönemine sokulduğu aşikardır.
Sömürgeci ve yandaşlarının ırkçı aşırılıkları ortada dururken, ülkemizde ''Ne Mutlu Türküm Diyene'' demek ''Türk'' demek ırkçılık sayılıyor. Tarihsel, kültürel derinliği ile Ulusal birlik tanımı olan ''Türk'' kavramı anayasadan çıkarılmaya cüret edilebiliyor !?
Ancak hesaba katamadıkları şey Yüce Türk Milleti'nin feraseti, vatan sevgisi ve bağımsız duruşudur. 103 Yıl önce Sevr Antlaşması Atatürk ve Türk Ulusu tarafından nasıl yırtılıp atıldıysa günümüzdeki bu Sevr'ci girişimde aynı şekilde yırtılıp atılacaktır !









Sevr’in orduyu sınırlayan hükümleri kaldırıldı - Türkiye’nin ordusunu 50 bin kişiyle sınırlayan Sevr hükümleri geçersiz kaldı; Boğazlar bölgesinde askerî egemenlik ise 1936 Montrö Antlaşması ile birlikte tescillenmiş oldu.



Sevr Antlaşması, Türk milletinin yalnızca toprak bütünlüğünü değil, siyasal, askerî, ekonomik ve hukuki egemenliğini de ağır biçimde sınırlayan, Anadolu’yu nüfuz ve işgal bölgelerine ayırarak bağımsız devlet olma imkânını büyük ölçüde ortadan kaldıran bir düzen öngörüyordu. Lozan Antlaşması ise Millî Mücadele’nin askerî zaferini uluslararası hukuk düzeyinde tanınan bir siyasal sonuca dönüştürerek, Sevr’in parçalanma düzenini geçersiz kıldı; kapitülasyonların kaldırılması, ülkenin büyük bölümünde egemenliğin tanınması ve yeni Türk devletinin uluslararası meşruiyetinin kabul edilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve egemen bir devlet olarak kuruluşunun vazgeçilmez diplomatik temelini oluşturdu.
Günümüzde iktidar ve ortakları tarafından yürütülen sözde süreçler ise devletimizin Lozan'da elde etmiş olduğu kuruluş esaslarını hala anlamamış olanların onları ortadan kaldırılmak üzere yürüttüğü dış destekli ve bağımlı faaliyetlerdir. Büyük Türk Milleti herşeye rağmen bu kalkışmalara geçit vermeyecektir!
Ne Mutlu Türkün Diyene !!!






Yorumlar