top of page

LELEG YOLU ve GEBE KİLİSE KURGANI

  • 27 Ağu
  • 6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 gün önce

LELEG YOLU’NDA BİR KEŞİF GEZİSİ


Girelbelen’den Pedasa’ya ve Gebe Kilise Kurgan-Tümülüsü’ne


Bodrum denildiğinde çoğumuzun aklına deniz, koylar ve Halikarnas gelir. Oysa yarımadanın tepelik iç kesimlerine doğru ilerlediğinizde bambaşka bir Bodrum ortaya çıkar. Çam ve makiliklerle kaplı tepeler, Türkmen Köyleri, kuru taş duvarlar, terk edilmiş köyler, eski sarnıçlar, antik yollar, çiftlik kalıntıları ve tepelerin üzerinde yükselen taş tümülüsler bizi yarımadanın binlerce yıllık geçmişine götürür.


Girel Belen Su Sarnıcı.
Girel Belen Su Sarnıcı.

Bu sarnıçlardan Bodrum'da yaklaşık 180 adet bulunduğu biliniyor; Yağmur su hasadı yapma amacıyla oluşturulmuş...


Bu keşif gezimizde Leleg Yolu'nu izleyerek Girelbelen, Pedasa ve çevresindeki sarnıç, antik yerleşim ve kurgan-tümülüs alanlarını dolaşıyor ve yolculuğumuzu geçen gezimizde göremediğimiz Pedasa'nın en etkileyici anıtlarından Gebe Kilise Kurganı'nda tamamlıyoruz ve bunun için rehberimiz Ergül Çetin'e teşekkür ediyoruz.




Girelbelen: Dağların Arasında Unutulmuş Bir Köy



Dağbelen'in doğusunda, dağların arasında saklanmış Girelbelen, Bodrum'un yakın geçmişinden günümüze ulaşan sıra dışı bir kırsal yerleşim.



Bodrum merkezine yaklaşık 9 km uzaklıktaki eski köyde yapılan bilimsel çalışmalarda 24 yapı grubu ve kalıntısı, bir mezarlık, üç sarnıç, kuyular ve arkeolojik kalıntılar belirlenmiş. Köyün tek katlı, tek hacimli taş evleri geleneksel Bodrum kırsal mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyor. Girelbelen, ulaşım ve temel hizmetlerde yaşanan güçlükler nedeniyle 1980–1990 yılları arasında tamamen terk edilmiş. Terk edilmiş bir Rum köyü rivayetini de duyuyoruz ancak bu konu belgelenmiş değil...


Fakat Girelbelen'in önemi yalnızca yakın dönem köy mimarisinden kaynaklanmıyor. Köyün yukarısındaki Karadağ çevresinde iki surlu eski yerleşim, Ören Avlu ve Girel Kalesi, arkeolojik yüzey araştırmalarıyla belgelenmiş. Bu yerleşimler konutları, sivil yapıları ve savunma duvarlarıyla Leleg yerleşim sisteminin önemli örnekleri olarak değerlendirilmekte; araştırmacı Adnan Diler bunların MÖ 4. yüzyıldaki Maussollos dönemi öncesindeki yerel Leleg yerleşim dokusunu koruduğunu belirtmekte.


Dolayısıyla Girelbelen'de adeta iki farklı zaman katmanı üst üste geliyor: Leleg/Karya dünyasının antik taş peyzajı ile yüzyıllar sonra aynı coğrafyada gelişmiş Bodrum kırsal yaşamı.


Leleg Yolu ve Sarnıçlar


Girelbelen'den Leleg Antik Kenti Pedasa'ya uzanan coğrafyada yürürken dikkati çeken yapılardan bazıları, dışarıdan bakıldığında küçük bir kümbeti veya tümülüsü andıran taş sarnıçlar.


Çukur Sarnıç.
Çukur Sarnıç.

Sarnıçların kubbemsi görünüşü ve taş işçiliği Leleg tümülüslerini çağrıyor ve Leleglerden günümüze kadar gelen bir kubbesel mimari ve taş işçiliği geleneğine işaret ediyor... Girelbelen'in belgelenmiş kırsal yerleşiminde de üç sarnıç bulunmakta ve bu yapılar yakın dönem kırsal su sisteminin bir parçası konumunda özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetlerini destekler nitelikte kullanımda...


Bodrum gibi yazları son derece kurak bir coğrafyada suyun toplanması ve saklanması tarih boyunca yaşamsal önem taşımış. Bu nedenle sarnıçlar yalnızca köylerin değil, eski ulaşım yollarının ve kırsal üretim alanlarının da temel unsurları konumunda. Girelbelen güzergâhındaki Çukur Sarnıç gibi örneklerin eski yol sistemleri üzerindeki konumları özellikle dikkat çekici.


Ancak burada biraz önce behsettiğimiz başka bir tarihsel süreklilik de hissediliyor: taşın kullanımı.


Pedasa Antik Kenti - Kayrak taşından yapılma antik kent kalıntıları - MÖ 1300/600.
Pedasa Antik Kenti - Kayrak taşından yapılma antik kent kalıntıları - MÖ 1300/600.

Leleg/Karya yapılarında gördüğümüz Kayrak Taşı denen yerel taşın değerlendirilmesi, araziye uyum, kalın duvarlar ve harç kullanılmadan gerçekleştirilen kuru duvar teknikleri, yarımadanın sonraki kırsal mimarisinde de farklı biçimlerde karşımıza çıkmakta. Bu benzerlik Bodrum Yarımadası'nda taşa dayalı çok uzun bir yapı geleneğinin bulunduğunu gözler önüne seriyor.


Kayrak taşı, ince tabakalar halinde doğal olarak ayrılabilen, yoğun ve dayanıklı bir metamorfik kayaç, yani kayadan kopma yassı taşlar. Kayrak taşının önemli özelliği, düz ve ince levhalar halinde kırılabilmesi. Bu nedenle tarih boyunca çatı kaplaması, döşeme, duvar örgüsü ve kuru taş yapılarda kullanılmış. Genellikle gri, koyu gri, kahverengimsi veya yeşilimsi tonlarda bulunuyor.


Kurgan-Tümülüsler Başlıyor: Artık Leleglerin Dünyasındayız


Muhteşem manzaralar eşliğinde Pedasa yerleşim alanına yaklaştığımızda görünüm değişmeye başlıyor.


Pedasa'ya yaklaşırken Gölköy Türkbükü manzaraları...
Pedasa'ya yaklaşırken Gölköy Türkbükü manzaraları...

Tepeler ve sırtlar üzerinde karşımıza çıkan taş yığınlarının bazıları artık birer su yapısı değil, ölüler için inşa edilmiş anıtsal kurgan-mezarlardır.


Leleg Kurgan Tümülüsü.
Leleg Kurgan Tümülüsü.

Pedasa araştırmalarının en önemli sonuçlarından biri, kentin çevresindeki geniş coğrafyanın yalnızca bir yerleşim alanı olmadığını göstermesi.


Kurganlara giden güzergahtaki bir Leleg yerleşimi ve avlak alanı.
Kurganlara giden güzergahtaki bir Leleg yerleşimi ve avlak alanı.

Burada konutlar, çiftlikler, avlak alanları, kutsal alanlar, yollar, platform mezarlar ve çok sayıda taş kurgan-tümülüs birlikte bir antik-kültürel peyzaj oluşturuyor.


Kurgan-Tümülüslerin özellikle yüksek tepelerde, çevreden görülebilen hâkim noktalarda bulunması dikkat çekici. Araştırmalar bunu yalnızca gömme geleneğiyle değil, kurgan sahibinin toplumsal statüsünün ve prestijinin peyzaj üzerinde görünür hale getirilmesiyle de ilişkilendirmekte. Bazı kurganların Pedasa ana yerleşiminin sınırlarını işaretleyen noktalar üzerinde bulunması da ayrıca önemli. Gebe Kilise doğuda, Savaşçı Tümülüsü batıda, Üçerenler kuzeyde ve güneydeki yol üzerindeki tümülüs adeta Pedasa'nın hâkimiyet alanını çevreleyen anıtsal işaretler meydana getirmekte.


Leleg-Gebe Kilise-Türkiye / Etrüsk-Banditaccia-İtalya.
Leleg-Gebe Kilise-Türkiye / Etrüsk-Banditaccia-İtalya.

Pedasa'daki kurgan-tümülüs geleneğinin kronolojik derinliği de olağanüstü. Arkeolojik araştırmalar bu geleneğin MÖ 12. yüzyılın sonlarından MÖ 6. yüzyıl ortalarına kadar uzandığını göstermekte ve kurganlar İtalya'daki MÖ 9. yüzyıl ile MÖ 5. yüzyıl arasında yapılmış olan kurgan-tümülüslerle büyük benzerlik göstermekte...


Pedasa: Bodrum Dağlarındaki Leleg/Karya Kenti


Ve sonunda Pedasa'ya ulaşıyoruz. Geçen keşif gezimizde bu olağanüstü antik kentimizi gezmiştik ve aşağıdaki Youtube videomuzu paylaşmıştık;


Pedasa Yukarı Kent surları ve Torba manzarası.
Pedasa Yukarı Kent surları ve Torba manzarası.


Ancak burada bir kez daha özetlemek istiyoruz...Bu arada yaklaşık 40 derecelik bir sıcaklıkta 10 km lik bir doğa yürüyüşü sonrası Pedasa'ya ulaştık ve henüz Gebe Kilise'ye daha 6/7 km var...:))



Pedasa, Bodrum Yarımadası'nın en önemli Leleg/Karya merkezlerinden biri.



Antik Kentin yukarı bölümünde yapılan çalışmalar ilk önemli yerleşim evresinin Erken Demir Çağı'na kadar indiğini; kullanımın Büyük (Makedon) İskender ve Roma dönemlerinde devam ettiğini, alanın Doğu Roma ve daha sonraki dönemlerde de kullanıldığını ortaya koymakta.


Pedasa'yı yalnızca bir kale veya yukarı kent (akropol) olarak düşünmemek gerekiyor. Çevresindeki geniş territorium; surlar, meskenler, çiftlikler, tarım alanları, kutsal alanlar, yollar ve kurgan-tümülüs-nekropollerle birlikte ele alındığında karşımıza örgütlü bir antik kırsal yerleşim sistemi çıkmakta.


Pedasa Atena kutsal alanı.
Pedasa Atena kutsal alanı.

Kentin en önemli inanç alanlarından biri Athena Kutsal Alanı. Yukarı kentin batısında ve kente batıdan ulaşan yol üzerinde bulunan kutsal alan, Termera bölgesi ve Kos yönüne hâkim bir konumda. Buradaki büyük mimari düzenlemeler özellikle tapınım gören Ana Tanrıça Atena için yapılmış ve Herodot'tan öğrendiğimiz bir ''Sakallı Atena'' kültü ya da rivayeti de bulunuyor...Bu konu yukarıda linkini verdiğimiz videomuzda da anlatımakta...



Fakat Pedasa'nın yerel kimliğini belki de en güçlü biçimde anlatan kalıntılar taş kurgan-tümülüsleri.

Ve bunların arasında bir yapı diğerlerinden ayrılıyor. Yaklaşık 21 km lik sıcak ve yorucu bir yürüyüş sonrası en çok merak ettiğimiz Leleg kurganına ulaşıyoruz...



GEBE KİLİSE: Taşa Dönüşmüş Bir Leleg Anıtı



Pedasa territoriumunun doğu/kuzeydoğu sınırındaki Torba sırtlarında yükselen Gebe Kilise Kurganı, bugün Pedasa çevresinde görülebilecek en etkileyici tümülüs anıtlarından biri.


Adında “kilise” geçmesine rağmen yapı bir kilise değil. Arkeolojik literatürde Pedasa'nın anıtsal taş tümülüslerinden biri olarak değerlendiriliyor.


Daha da önemlisi, Gebe Kilise Pedasa yaklaşık 3500 yıllık tümülüs geleneğinin mimari açıdan en gelişmiş örneklerinden biri.


Gebe Kilise'nin Taş İşçiliği



Yapıya yaklaştığımızda Leleg/Karya taş ustalığının gücü daha iyi anlaşılıyor. Kayrak taşı işçiliği olağanüstü !


Pedasa tümülüslerinde kurgan yapısı genel olarak teras, krepis adı verilen çevre duvarı, taş dolgu, kurgan odası ve kurgan odasına ulaşan geçit/girişten (dromos) oluşur. Gebe Kilise'de çevre duvarının yüksekliği yaklaşık 2 metreye varıyor.



Kurganın dışındaki dairesel kütlenin içinde kare veya kareye yakın bir kurgan odası bulunuyor. Odaya dar ve uzun bir giriş koridoru aracılığıyla ulaşılmakta.


Fakat yapının belki de en çarpıcı özelliği üst örtüsü.



Taş bloklar yukarı doğru çıkıldıkça her sırada biraz daha içeri taşırılmış ve böylece açıklık giderek küçültülmüş. Bu yöntem bindirme tekniği veya sahte tonoz (corbelled vault) olarak tanımlanıyor. Gerçek bir kemer veya kubbe kullanılmadan, yalnızca taşların geometrik biçimde birbirinin üzerine bindirilmesiyle kurgan odasının üzeri kapatılmış ve bir ''aydınlık açıklığı'' bırakılmış.



Üstelik bütün bu sistemde kabaca düzeltilmiş yerel taşlar kuru duvar tekniğiyle, yani harç kullanılmadan bir araya getirilmiş. Yapının üç bin yılı aşan bir zaman diliminden sonra önemli bölümlerinin hâlâ izlenebilmesi, bu taş işçiliğinin niteliğini gösteriyor.


Bu nedenle Gebe Kilise'ye yalnızca bir mezar olarak bakmamak gerekir. Bu yapı aynı zamanda Leleg/Karya toplumunun mühendislik bilgisinin, taş ustalığının, ölüm anlayışının ve toplumsal yapısının taşa aktarılmış bir belgesi adeta.


Gebe Kilise Kurganı'ndan Torba manzarası...
Gebe Kilise Kurganı'ndan Torba manzarası...

Ayrıca kurganın içinden dışarı çıktığınızda karşılaştığınız Bodrum-Torba Koyu manzarası olağandışı !!...



Sarnıçtan Kurgan-Tümülüse: Aynı Coğrafyada Binlerce Yıllık Taş Hafızası


Girelbelen'den başlayıp Pedasa'ya ve Gebe Kilise'ye ulaşan bu yolculuğumuzun belki de en etkileyici yanı bu.


Yol boyunca bir tarafta yakın dönem Anadolu köylüsünün suyu saklamak için yaptığı kubbeli sarnıçları, diğer tarafta binlerce yıl önce Leleg/Karya antik toplumunun ölülerini anmak için yaptığı taş kurgan-tümülüsleri gördük.


Biçimleri zaman zaman birbirini hatırlatsa da işlevleri ve tarihleri farklı.


Ancak her ikisinin arkasında aynı coğrafyanın değişmeyen şartları var: Taş, su, dağ, yol, gelenek ve insan.


Girelbelen'in terk edilmiş taş evlerinden geçip Pedasa'nın surlarına, oradan tepelerdeki kurgan-tümülüslere ve sonunda Gebe Kilise'nin sessiz kurgan odasına ulaştığımızda aslında yalnızca 21 kilometrelik bir doğa yürüyüşü yapmış olmadık.


Yaklaşık üç bin yıllık bir antik-kültürel peyzajın, kültürel sürekliliğin içinde yürümüş olduk, biraz sıcaktı ama keyfini çıkardık :)) ve sizlerle paylaşmış olduk.



Ve Gebe Kilise Kurganı taşlarının önünde durduğumuzda Leleglerin Bodrum Yarımadası'nda bıraktığı en güçlü mesajlardan biriyle karşılaşmış olduk : Bu olağandışı coğrafyada tarih yalnızca toprağın altında değil; dağların üzerinde, yolların kenarında ve hâlâ ayakta duran zamana meydan okuyan taşların içinde. Onlara gelecek nesillere ulaşabilmeleri için sahip çıkalım...


Bu harika rotayı yapmamızda bize rehberliği ile çok yardımcı olan değerli Ergül Çetin kardeşimize bir kez daha teşekkür ediyor; bu rotamızın YouTube video linkini paylaşıyoruz; izleyip beğenmeyi ve üye olmayı ihmal etmeyin lütfen...:)) : https://youtu.be/wCvG86qP0qY?si=Qv5pA2AKXPTYkksN



Yorumlar


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

rm442-01-04-g-mockup.png

Bana Ulaşın

© 2022 by Haluk Hizlialp. Created by Badesim Kubak.

bottom of page