top of page

HAYAT AĞACI ve AKBELEN İKİZKÖY

Güncelleme tarihi: 1 Ağu 2023

Her türden canlıya sığınak olan, kökleri çok derinlere ulaşan Ağaç. Yeraltındaki Suyu dallarına ve yapraklarına çeken ve Gökte bulutlara dönüşen suyun sonsuz döngüsündeki yaşamsal bağlantı. Ağaç yeraltı, yer ve göğü birbirine bağlar. Havaya oksijen ve buhar salar. Bulutları besler ve suyun gezegendeki yolculuğunu güçlendirir. Yani bitkiler ve ağaçlar gezegenimizi yaşanır hale getirmişlerdir.



Selçuklu ve Osmanlı mezar taşlarında gördüğünüz Gök Terek (Ağaç), yani Gök Direği-Ağaç sembolizmi tamamiyle eski Türk Şamanizm inancıyla alakalı. Ağaçların yeraltını, yeri ve göğü birbirine bağladığına inanılır…Biraz önce gördüğümüz gibi bu inancın bilimsel bir temeli de vardır…


Dünyadaki hiç bir mezar taşında bu kadar çok ağaç simgesi olan başka bir kültür yoktur. Kamlar (Şamanlar) göksel ve tanrısal yolculuklarında, ritüel olarak Dünya Ağacı’na tırmanır. Aynı şekilde ruhların kozmik yol olarak kullandıkları ağaçlar, ölenin ruhunu Tanrı katına ulaştırır. Bu yüzden bizim mezar taşlarımız Selvi-Servi ve Kavak ağaçlarıyla bezelidir ve mezarların başına diktiğimiz ağaçlar ruhların kozmik yol olarak kullandıkları ağaçlardır. Eski inanç ve gelenekler unutulmaz, sadece kılık değiştirerek yeni dinin içinde yaşamaya devam eder…


Selçuklu Türkleri'nden bir şaheser...Hüdavent Hatun Türbesi - Niğde - Anadolu Selçuklu (12-13. Yy) dönemindeki Umay Ana ve Hayat Ağacı tasvirleri içeren eserler…

Selçuklu Sultanı IV. Rükneddin Kılıçarslan'ın kızı Hüdavent Hatun adına 1312 yılında yaptırılmıştır. Detaylar oldukça ince; Hatun türbesi olarak tasarlanmış; simetrik ''Harpy'' yani ''Kadın başlı Kuş vücutlu'' mitolojik figürler kabartma tekniği ile yapılmış; bu da kanatlı ve üç dilimli tacı ile Türk Şaman mitolojisindeki Umay Ana inancının devamı olduğunu göstermekte...Umay'ın kuş kılığında yeryüzüne indiği ve Hüma Kuşu, Devlet Kuşu adını aldığı da bilinir. Güneş Kuşu, Çift başlı kulaklı Selçuklu Kartalı şeklinde de kendini gösterir. Bu kültür simgesinin izini Anadolu Hatti MÖ 2500'lere kadar sürmek mümkün; Kartalın kanat uçları ''Ejderha'' olarak bitirilmiş; dikkatli bakıldığında bitkisel motiflerin arasına serpiştirilmiş insan yüzleri de görmek mümkün.


Altay Türkleri'ne ait mitolojide “İnsanlar türediği zaman, Umay Ana’mızla birlikte, iki Kayın Ağacı da yere inmiştir. “denir. Türk halklarının mitolojilerinde büyük önem taşıyan ve gökyüzünden indiği söylenen, Kayın Ağacı, Hayat Ağacı ile özdeşleştirilir. İki ağaç olarak vurgulanması Uygur türeyiş mitlerini çağrıştırır. Uygurlar’ın atası sayılan beş çocuğun anası ve atası da bu iki ağaçtır. Ağaçtan türeme, Türk mitlerinde çok geçen bir motiftir. Ağaç, Ana Tanrıça arketipinin görünümlerindendir ve dişil bir semboldür.

Yakut Türkleri'nin Ağaç Tanrıçası Alahkçın Hatun ya da Kübey Hatun.

Yakut mitlerindeki Kübey Hatun doğum ile ilişkilidir ve Ağaç Tanrıçası olarak görülür. Umay Ana ile eşdeğerdir. Türk Yakut Kam (Şaman) dua ve algışlarında ağaç, altın yapraklı, yetmiş yapraklı kutsal kayın olarak anılır. Kübey Hatun yani doğum tanrıçası da bu Kayın Ağacı'nın içinde yaşar…

Saha-Yakut Hayat Suyu ve Kadeh-And Kadehi (And İçme) Sembolizmi - Yakutistan, Kuzey Doğu Sibirya

Yakut mitlerinde ilk insan olan Er-Sogotoh’u, onun doğurduğu söylenir. Kübey Hatun’un göğüslerinden Hayat Suyu (Can Suyu) düşüncesi ile bağlantılı süt akar. Alt tarafı ağaç kökleri gibidir. Ağaç kovukları kadının rahmini sembolize eder. Ana Ağaç, Hayat Ağacı, Dünya Ağacı vb. olarak adlandırılan Ağaç, Ana Tanrıça arketipinin türevlerindendir.

Yayık Kaldırma Töreni – Isıyah Bayramı, 21 Haziran - Yakutistan

Yakut Türkleri'nin yaz gündönümü kutlamalarında kullandıkları Ağaç figürü Türk kadim inanç sistemi ve mitolojisinin tüm unsurlarını içinde barındırır. Umay Ana ya da Kübey Hatun'un insan ruhlarının Hayat Ağacı içinden dünyaya sevgi ve güven ile geliş gidişlerini sağladıklarına inanılır.


21 Haziran’da sağılan ilk sütün bereket getirmesi için toprağa saçılır. Süt Saçısı, yeşil dalların taşınması, ağaçların süslenmesi ve tütsüleme ritüelleri yapılır. Ateşler yakılarak dünyanın ısınması kutlanır. ISI-YAH Bayramı ISI kökünden gelir.


Resimdeki Ağacın tepesindeki ''Ok'' şeklindeki "Kaz Ayağı" sembolü, Eski Türk Tamga (Runik) harfidir, "Ç" sesi verir ve tek başına Türkçe "Ağaç" şeklinde okunur. Hayat Enerjisi ya da Ruhun yeryüzüne inişini de sembolize eder…


Kadim Kültürümüzün inanç sistemleri içinde bu kadar önemli bir yer tutan ''Doğa Sevgisi'' ve ''Hayat Ağacı'' olgularının günümüzde ne kadar ayaklar altına alındığını görmek ise çok üzücü.

Muğla, Akbelen Doğa Tahribatı, yukarıdan görünüm...

Muğla Akbelen İkizköy'de yaşananlar ise kültürden ne kadar uzak ve bihaber olduğumuzun açık bir kanıtı. Sondaj ve dinamitlerle bitirilen Can Suyu... 40 yıldır kömürden elektrik üretme uğruna yapılan termik santrallere (Yatağan, Yeniköy, Kemerköy'e) linyit sağlamak uğruna 1980'den itibaren Hayat Ağaçları ile birlikte12 Köy ve 8 yerleşim alanı resmen yok edildi !?! Termik santrallerde yakılan kömürün güzelim Doğayı ve tertemiz Muğla Havasını karbon dioksit (bugüne kadar 360 milyon ton salınım) ile aşırı ölçüde kirletmesi, küresel ısınmayı tetiklemesi ise cabası !!!...Yürütmeye yakın elektrik satan şirketlere gizli sözleşmelerle verilen teşvikler ise işin başka yolsuz bir boyutu !...


Sonuç: Doğa tahribatı ve aşırı hayat pahalılığı, halkın gittikçe fakirleşmesi, zengin daha zengin, fakir ise daha fakir, kaderine razı...

Vicdan sahibi, dürüst ve bilimsel doğrularla hareket eden hiç kimse bu ormanların kesilmesine onay veremez.

Eğer Akbelen İkizköy direnişi sayesinde Akbelen Ormanı kurtarılabilirse bölgedeki termik santrallerin kapatılabilmesi dahi söz konusu olabilir. Bunun için her türlü çaba ve demokratik tepkinin ortaya konması şarttır.


Anayasa'nın 169. maddesinin 1. fıkrasında, devlete hali hazırda mevcut bulunan orman alanlarını koruma görevi yüklendiği gibi, orman alanlarının genişletilmesi İçin gerekli kanunları koymak ve tedbirleri almak da devletin görevleri arasında sayılmaktadır. Devlet bu görevini hatırlamalıdır.


Türkiye Cumhuriyeti Kültür, Orman, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlıklarını göreve çağırıyoruz !!!...


Çok geç olmadan, bu hukuk dışı uygulamanın durdurulması ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için kaynakları tüketmeyen ve doğayı tehlikeye atmayan, bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji biçimlerinin devreye alınması gerekmekte !!!




88 görüntüleme2 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

23 NİSAN

2 commenti


Özal, dumanı bile görünmeyecek diye yol vermişti Kemerköy termik santraline. Demirel parası verilmiş devreye almasamıydik diye açmıştı Yatağan termik santralini. Yatagan-Yenikoy-Kemerkoy üçgenindeki düşük kalorili linyit rezervlerini güya değerlendirmek için, o zamanki adıyla TEK bölgeye 14 termik santral unitesi planlanmıştı. Günlük 100 milyon metreküp soğutma suyu gerekiyordu. Yeraltı suları yetmedi. Denizden de çekildi. ENKA denizden şu çekilmesi için, araziyi düzleştirici, koca bir dağı kaldırdı. Milyar ton hafriyat... Madenlerde ve santrallarda çalışacak yüzlerce yöresel işçi alınacaktı, görevlilere lojman, okul, çarşı yapılacaktı. Yeni yerleşim, kentleşme, yeni iş ve kazanç imkanları, arazi ve evler değerlenecekti. Herkes kazanacaktı, köylü kazanacaktı, müteahhit kazanacaktı, işletmeci kazanacaktı, politikacı kazanacaktı, ekonomi kazanacaktı... Öyle sanıldı, öyle kandırıldı!... Köylü kurnazlığı, cahil kurnazlığı, politikacıların kurnazlığı, yabancı şirketlerin kurnazlığı... TEK gitmiş ENKA gitm…

Mi piace
Haluk Hızlıalp
Haluk Hızlıalp
01 ago 2023
Risposta a

Bu değerli katkın için teşekkür ederim Nail kardeşim.

Doğa tahribatının ve buna yol vermenin çok daha öncelerden başlamış olduğunu ve artarak devam ettiğini, doymayan vahşi kapitalist anlayışın etkisi altında olduğumuzu örnekleriyle göstermişsin. Umarım ve dilerim ki sonunda değişimi gerçekleştirebilelim, Hayat Ağaçlarımıza sahip çıkalım...🌴🌲🌳

Mi piace
Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

bottom of page