E-BIKE İLE BODRUM
- 28 Ağu
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 29 Ağu
E-Bike ile Bodrum'un Bilinmeyen Yüzüne Yolculuk
Cycle Turkey ile Türkmen–Yörük Köylerinden Etrim'e...
Bodrum denildiğinde çoğumuzun aklına önce masmavi koylar, plajlar, marinadaki tekneler ve hareketli yaz geceleri geliyor. Oysa Bodrum'un kıyıdan biraz içeriye girdiğinizde karşınıza çıkan, turistik görüntünün arkasında saklanan bambaşka bir yüzü daha var:
Çam ormanları, zeytinlikler, toprak ve köy yolları, Türkmen–Yörük yerleşimleri ve binyıllardır yaşatılan kültür sürekliliği ve gelenekler…
YouTube kanalım Muzaffer Haluk Hızlıalp için hazırladığımız “E-Bike ile Bodrum” videosunda bu kez Bodrum'un denizini değil, iç coğrafyasını ve köylerini keşfetmek için yola çıktık. Ve bunu araba değil, e-bike'larla yaptık.
Bu yolculukta bize Ali Sonay ve Cycle Turkey eşlik etti.
Ali Sonay ve Cycle Turkey: Bisikletle Bir Coğrafyayı-Kültürü ve Tarihi Keşfetmek

Bu vesileyle tanıdığımız Ali Sonay'ı yalnızca bisiklet kiralayan veya tur düzenleyen bir işletmeci olarak tanımlamak eksik kalır.
Cycle Turkey'nin (cycle turkey (@cycleturkey.bike) - Instagram) sahibi olan Sonay aynı zamanda Bodrum Dağ Bisiklet Spor Kulübü Başkanı. Uzun yıllardır bisiklet turizmi içinde yer alıyor ve Türkiye kıyıları ile Adalar Denizi'inde (Ege'de) rehberlik deneyimine sahip.

Onun bisiklet turizmine yaklaşımının önemli taraflarından biri, bisikleti yalnızca sportif bir faaliyet olarak değil, bir coğrafyayı, insanlarını ve kültürünü tanımanın aracı olarak görmesi. Nitekim Cycle Turkey'nin gerçekleştirdiği daha geniş kapsamlı organizasyonlarda da Muğla'nın antik kentleri, köyleri, dağları ve kıyıları aynı bisiklet rotaları içerisinde birleştiriliyor; Leleg Yolu gibi...
Bizim gezimizin ruhu da tam olarak buydu: Bisiklet + doğa + köy + kültür + tarih.
Bu arada kendisine organizasyon ismi için naçizane ''Cycle Turkey'' yerine ''Cycle Türkiye'' nin daha çok yakışacağını ilettim; ancak bu benim kişisel düşüncem...:)
Çamlık'tan Başlayan Yolculuk
Cycle Turkey'nin Bodrum Çamlık'taki merkezinde e-bike'larımızı teslim alıp gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra yola çıkıyoruz. Bisikletlerin sürücüye göre ayarlanması, kask ve gerekli ekipmanın hazırlanması ve rota hakkında bilgilendirilmemizin ardından artık önümüzde Bodrum'un kırsal yolları var.
İlk kilometrelerden itibaren alıştığımız Bodrum görüntüsü değişmeye başlıyor. Kalabalık yollar geride kalıyor.
Çamların arasından geçen yollar, zeytinlikler, tarlalar ve küçük köy yerleşimleri ortaya çıkıyor.

Yol üzerindeki bir köy duvarında karşımıza çıkan bu yazı ise Türkmen-Yörük köylerinin Ata'mıza ve düşüncelerine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor...

Ve e-bike'ın ne kadar uygun bir tercih olduğunu kısa süre içerisinde anlıyoruz.
Bu arada araçla bize eşlik eden ve video çekimlerinde çok yardımcı olan Ali beye de teşekkürlerimizi iletiyoruz...
E-Bike Neden Bu Rota İçin Çok Uygun?
Elektrikli bisikletin akü ya da motoru sizin yerinize bisikleti sürmüyor. Siz pedal çevirdikçe elektrik motoru devreye giriyor ve özellikle yokuşlarda sürücüye ciddi ivme ve destek sağlıyor.
Bodrum'un iç kesimleri ise sanıldığından çok daha engebeli. Bir tepenin ardından başka bir yokuş başlıyor; ardından uzun bir iniş ve tekrar yükselen bir köy yolu…Normal bisikletle belirli bir kondisyon gerektirebilecek bu parkur, e-bike sayesinde çok daha geniş bir yaş ve kondisyon grubunun yapabileceği bir doğa gezisine dönüşüyor.
Bunun önemli bir başka sonucu daha var: İnsan yorulmaktan çok çevresine odaklanabiliyor. Bisiklet burada bir spor aracından yavaş yavaş bir keşif aracına dönüşüyor.
Bodrum'un İçlerinde Başka Bir Dünya

Denizden uzaklaştıkça Bodrum'un çok az bilinen kırsal coğrafyası ortaya çıkıyor. Çam ormanlarının içinden geçiyoruz. Eski zeytinliklerin arasından ilerliyoruz. Yer yer daralan köy yollarında pedal çeviriyoruz.
Ve yol boyunca karşımıza Bodrum'un Türkmen–Yörük kültürünü taşıyan köyler çıkıyor.
Bölgedeki bazı köylerde Alevi–Türkmen kültürel geleneğinin kadim izleri de yaşamaya devam ediyor.
Bu noktada gezi yalnızca bir bisiklet turu olmaktan çıkıyor.
Çünkü geçtiğimiz coğrafya bize Bodrum'un tarihinin; Cevat Şakir'in Halikarnas'ı, antik Karya , Lelegler veya sahil yerleşimleri ile birlikte aynı zamanda binyıllar boyunca burada yaşayan ve kültür sürekliliğinin en önemli kanıt ögelerinden biri olan Türkmenlerin ve Yörüklerin Bodrum'u olması gerçeği ile de karşılaşıyoruz. Çünkü biz Türkler ana akım tarihçiliğin hep çarpıttığı gibi 1071 tarihinde Anadolu'ya gelmedik; biz hep buradaydık...
Leleg'den, Karya'dan Türkmen–Yörük Köylerine Uzanan Bir Kültür ve Coğrafya
Bu durum rotayı benim açımdan ayrıca ilginç hale getiriyor. Çünkü aynı coğrafyada farklı tarih katmanlarının üst üste geldiğini görüyorsunuz. Bir tarafta antik Karya ve Leleg dünyasının izleri…Diğer tarafta Anadolu'nun sonraki dönemlerinin sakinleri olan Türkmen toplulukları…
Ve bugün hâlâ zeytinlikleri, köy yolları, dokumaları ve gelenekleriyle yaşamaya devam eden geleneksel kırsal kültürümüz...Aslında bisikletin üzerinde ilerlerken farkında olmadan Bodrum'un tarih ve doğa katmanlarının arasından geçiyoruz.
Rotanın En Güzel Duraklarından Biri: Etrim
Ve sonunda gezimizin en özel noktalarından birine ulaşıyoruz: Etrim Köyü.
Etrim'e girdiğinizde Bodrum'un sahil kesimlerinden oldukça farklı bir atmosferle karşılaşıyorsunuz.
Burası geleneksel kırsal yaşamın ve özellikle Türkmen–Yörük dokumacılık kültürünün hâlâ görülebildiği önemli yerleşimlerden biri.

Bisikletleri bıraktıktan sonra ise bizi turun belki de en keyifli bölümlerinden biri bekliyor.
Etrim'de Serpme Köy Kahvaltısı
Kilometrelerce pedal çevirdikten sonra Etrim'de önümüze gelen serpme kahvaltının değeri doğal olarak birkaç kat artıyor.

Peynirler, zeytinler, yumurtalar, reçeller, köy ürünleri ve yöresel tatlarla dolu bir masa…Fakat bu sofrayı güzel yapan yalnızca yemekler değil. Bisikletle ulaştığınız bir Anadolu köyünde, uzun bir sürüşün ardından oturup çevrenizdeki insanlarla birlikte yemek yemenin yarattığı bambaşka bir duygu var.
E-bike gezisinin belki de en güzel taraflarından biri bu: Gittiğiniz yere turist olarak değil, yolun yolcusu olarak ulaşıyorsunuz.
Ve Etrim'in Türk Kültürünün Asıl Hazinesi: Yörük Halıları
Kahvaltının ardından Etrim'in bizi en fazla etkileyen kültürel zenginliklerinden biriyle karşılaşıyoruz:
Yörük halı ve kilimleri.

Etrim ile birlikte kadim Yörük halı/kilim ve tamga-örge/motiflerinin hikayesini köydeki işletmenin sahibi olan Başol Ailesinin oğlu Engin Başol beyden dinliyoruz...
Burada dokumacılık yalnızca ekonomik bir faaliyet değil. Bir kültürün kuşaktan kuşağa aktarılma biçimi.

Tezgâhın başında çalışan kadınların ellerinde yün iplikler yavaş yavaş geometrik örgelere, desenlere dönüşüyor.
Bir düğüm…Ardından başka bir düğüm…

Santimetrekareye 36 düğüm düşecek biçimde çift düğüm tekniği ile yani Türk Düğümü (Gördes Düğümü) ile yapılan özel halılar...Ve sonunda ortaya çıkan olağanüstü örge-desenler-tamga ve motifler.
Her Örge (Motif) Bir Şey Anlatıyor

Anadolu ve Yörük Milas dokumalarında kullanılan motiflerin önemli bir bölümü yalnızca süsleme amacı taşımıyor.

Koçboynuzu…
Bereket…
Göz…
Çıngıllı Cafer...
Yıldız…
Kaz ayağı (ok)
Hayat ağacı…
Elibelinde…

Çeşitli geometrik şekiller…

Bunların her biri kültürler beşiği Anadolu'nun neolitik dönemlerine kadar giden kadim simge anlatım dünyasının parçaları.
Dolayısıyla Etrim'deki bir Yörük halısına yalnızca dekoratif bir eşya olarak bakmak doğru değil. O halının içerisinde onu dokuyan kadının emeği kadar, annesinden, büyükannesinden öğrendiği ve arketiplerden beslenen kültür kodları, örgeler ve o örgelerin gerisindeki kuşaklar boyunca aktarılmış kültürel hafıza da bulunuyor.
Bu nedenle Etrim'de gördüğümüz o muhteşem halıları belki de en güzel şu ifadeyle tanımlayabiliriz:
Türkmen–Yörük kültürünün dokunmuş hafızası, doğa, yaşam, döngü-devran ve evren tasavvurları.

Günün bir diğer sürprizi ise Engin beyin bize kendi dokudukları ünlü Pazırık Halısı'nı göstermesi oldu. Bu halı dünyanın en eski halısı ünvanına sahip olan ve Türk Gördes Düğümü ile dokunmuş olan bir Türk-İskit dönemi halısı. Altay Pazırık bölgesi kurgan-mezarlarında ortaya çıkarılmış. Günümüzde St.Petersburg Hermitaj müzesinde sergileniyor. Halının üzerinde kadim Türk kültürüne özgü ''kuyrukları düğümlü atlar üzerindeki atlılar'', ''Tengri tamgaları'', ''Kutsal Geyikler'' ve diğer kadim Türk mitolojisi örgeleri yer alıyor.

Bir Bisiklet Turundan Daha Fazlası
Etrim'den ayrılıp yeniden e-bike'larımızın üzerine çıktığımızda turun anlamı daha belirgin hale geliyor.

Başlangıçta bir bisiklet gezisine çıktık diye düşünmüştük...Ama günün sonunda deneyimlediğimiz şey bundan çok daha fazlasıydı. Çam ormanlarından geçtik. Zeytinliklerin arasından pedal çevirdik. Bodrum'un kırsal yollarını gördük. Türkmen–Yörük köylerinden geçtik. Köy insanlarıyla karşılaştık. Bir köy sofrasına oturduk.
Binyıllardır devam eden dokumacılık geleneğimizin, muhteşem Yörük halılarının ve içerdikleri kadim kültür kodlarımızın farkına vardık. Ve bütün bunları bir otomobilin camının arkasından değil, coğrafyanın içinde pedal çevirerek yaşadık.

Dönüş rotamız üzerinde yine binlerce yıllık bir Türk kam-şaman geleneği olan Hayat/Dilek Ağacı ve renkli çaput bağlama geleneğimizin izlerine rastlıyoruz. Binlerce yıldan beri farklı coğrafyalarda bu geleneği sürdüren insanlarımız kutsal ağaçlara bağladıkları renkli çaputlarla Tanrı'ya dileklerini ve algışlarını (dualarını) iletiyorlar. Bir başka kültür sürekliliği örneği...
Ali Sonay'ın Bisiklet Turizmi Anlayışı
Gezinin sonunda Ali Sonay ve Cycle Turkey'nin yaptığı işin değeri de daha iyi anlaşılıyor.
Bisiklet turizmi doğru planlandığında yalnızca spor turizmi değil.
Kırsal turizmdir.
Kültür turizmidir.
Doğa turizmidir.
Yerel ekonomiye katkıdır.
Ve en önemlisi, büyük turizm merkezlerinin gölgesinde kalmış köylerin ve kültürlerin ziyaretçiyle buluşmasını sağlayan alternatif bir seyahat biçimidir.
Ali Sonay'ın daha büyük Cycle Turkey organizasyonlarında da benzer bir yaklaşımı görmek mümkün: bisiklet rotaları Muğla'nın doğasıyla, antik kentleriyle ve kültürel mirasıyla birleştiriliyor.
Bu nedenle Cycle Turkey'nin yaptığı işi yalnızca “bisiklet turu düzenlemek” olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Aslında yaptıkları şeylerden biri de Muğla'nın bilinmeyen coğrafyası ve kültürünü bisiklet üzerinden görünür hale getirmek.
Son Söz: Bodrum'u Bir de Bisikletle Görün
Ali Sonay ve Cycle Turkey ile gerçekleştirdiğimiz bu e-bike gezisi, sporla doğanın ve kültür turizminin ne kadar güzel birleşebileceğini gösterdi.
E-bike sayesinde Bodrum'un engebeli iç coğrafyasında uzun mesafeleri aşarken, bisiklet kullanmanın verdiği özgürlük ve çevreyle doğrudan temas hissini de kaybetmedik.
Pedal çevirirken yalnızca kilometreleri geride bırakmadık.
Bir coğrafyanın içine girdik.
İnsanlarını gördük, sofralarına oturduk, geleneklerini tanıdık ve dokuma tezgâhlarında hâlâ yaşayan kadim ve süreklilik gösteren kültürümüze dokunmuş, hatırlamış olduk.
Kendisine bir kez daha teşekkür ediyor, başka rotalar da buluşmak dileğiyle sizlere de bu deneyimi yaşamanızı tavsiye ediyoruz...






Yorumlar