top of page

DOĞU TÜRKİSTAN MAĞARALARI-BUDİST UYGURLAR ve KAĞIT

Doğu Türkistan Uygur Bölgesi; Koço, Turfan, Bezeklik (Murtuk Vadisi, Kızıl Dağ mevkii) Bin Buda Mağaraları, Uygur mimarisi, sanatı ve Dunhuang Mogao Mağaraları ve Türk Kağıdı










Bezeklik, Bin Buda Mağaraları Duvar Resimleri



Dunhuang Mogao Mağaraları ve Türk Kağıdı


Kadim Türk ulusuyla Çin ulusunun tarihi ilişkileri oldukça eski tarihlere dayanmaktadır. Türklerin Güney Sibirya, Altay Dağları ve Tanrı Dağları’ndan ortaya çıkarak Çin coğrafyasına yayılmasından sonra uzun yıllar Çin coğrafyasını etkileri altına aldıkları bir gerçektir. Türklerin Hun atalarından sonra Çin coğrafyasında var oluş mücadelesi uzun yıllar sürmüş, Çin içinde yayılarak geniş alanda etken nüfus, kültür ve güç göstermişlerdir. Türklerin bağımsızlık için vermiş oldukları mücadele onları güçlü kılmış Hunlar, İskitler, Göktürkler, Uygurlar gibi sayısız devletler kurarak başta Asya coğrafyası olmak üzere ortaya Ortadoğu, Hint yarım adası, Arap yarım adası, Avrupa gibi dünyanın geniş coğrafyalarında yurt arayışına girerek yaşadıkları bölgelerde derin tarihi ve kültürel izler bırakmışlardır. Türklerin ortaya çıkışından sonra çeşitli coğrafi, iklimsel ve sosyo-politik nedenlerle bozkır yaşamını benimsemeleri, dağınık ve yerleşik olmayan bir hayat sürdükleri bilinmektedir. Bu yerleşik olmayan hayat biçimi ve geniş coğrafyaya yayılan yaşam alanları onlar hakkında yapılan araştırmaları ve arkeolojik çalışmaları zorlaştırmaktadır. Türk tarihi 1890'lı yıllarda Orhun Yazıtları’nın çözülmesiyle daha da önem kazanmıştır.


Fakat son yıllarda Çin’de devam etmekte olan arkeolojik kazılar sayesinde Türk tarihi açısından oldukça önemli gelişmeler sağlanmış, Türkler hakkında arkeolojik ve kültürel bulgular ortaya çıkartılmıştır. Çalışma yapılan bu bölgeler Türk edebiyatının önemli isimlerinden Kâşgarlı Mahmud’un yazdığı eserlerde belirtilen Turfan Bölgesi Türk Yurdu içinde yer alan bölgelerde çıkartılmıştır.


Dönemin Çin sınır güvenliliği kayıtlarında bahsedilen Turfan ve batı bölgelerinin Türklerin yaşam alanları olduğu doğrulanmıştır. Aynı zamanda Alman arkeolog ve tarihçi bilim insanlarının oluşturduğu Turfan Akademi ekibi gibi Fransa doğu dilleri araştırması, Japonya doğu araştırmaları ve Rus arkeologlar tarafından da Türklere ait bulgular onaylamış olup müzelerinde Türk tarihi ile ilgili önemli bulgular saklanmaktadır.


Türk yazılı tarihi bulguları birçok ülke tarafından yağmalanmış ve yok edilmek istenmiştir. Tarihte Kâğıt’ın icadı dünyada dört büyük buluştan biri sayılmaktadır. Kâğıdın icadını yapan kişi olarak bilinen Çinli mucidin İngilizce adı ‘’Tsan Lun‟ (M.S. 57), Çince adı ‘’Cai Lun‟(蔡伦)olarak geçmektedir. Kâğıt icat edilmeden önce birçok kez denemelerin başarısız olduğuna Çin kaynaklarında değinilmiştir. Kamış çubuklarını işleyerek ilk kâğıt ürünü ortaya çıkartan Cai Lun kâğıt üretimini Çin’in eski başkenti Şi’an’ da (Xi’an) gerçekleştirmiştir. Şi’an (西安市) hem İpek Yolu’nun başlangıç noktası hem de Çin’in merkezi yönetiminin yer aldığı hükümdarların bulunduğu şehirdir. Kâğıdın icadıyla kâğıda Cailun kâğıdı olarak isim verildiği bilinmektedir.


Çin’de 1973 yılında yapılan kazılarda daha eski kâğıt parçalarına ulaşıldığı ve bu kalıntıların Çin kâğıdından farklı yapıldığı ortaya çıkmıştır. Bu bölge Çin’in ‘’Gan su‟ (甘肃) eyaleti ‘’Dūnhuáng xian‟ (敦煌县) kasabasıdır. Kâğıdın buluşundan en az 100 yıl öncesinde kâğıdın var olduğu bu arkeolojik kazılarda ortaya çıkmıştır (keping, zhaizi 2000:2-5). Bulunan bulguların yaklaşık 1 yüzyıl önceki dönemlere ait olduğu belirtilmektedir. Kazılarda ortaya çıkan kâğıt ham maddesi kenevirden yapılmış olup Çin’de bulunan en eski kâğıt olarak geçmektedir. Xiong Nu (Hunlar) ve Göktürkler, bu bölgede bulunarak bu bölgeleri Türk Yurdu olarak adlandırmışlardır. İpek Yolu’nun önemli güzergâhında yer alan Dunhuang bölgesinde Hun Türkleri’nden sonra diğer Türklerin de yaşadığı arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bulgularda görülmektedir. Özellikle Alman arkeolog ve Türkologlar tarafından oluşturulan Turfan araştırma ekibi bu bölgede ve Doğu Türkistan bölgelerinde Türk tarihi için önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir.


Bu bulgular ışığında Türklerin kullandıkları kâğıt ham maddesi ve kâğıdın özellikleri araştırma konusu olmuştur. Geleneksel Türk kâğıdının yapımı günümüzde Doğu Türkistan bölgesinde hala yaşatılan Türk kültürüne ait önemli el sanatlarından olmuştur. Çin-Türkiye akademik kaynaklarından faydalanılarak ve Dunhuang arkeolojik çalışmalarını irdeleyerek Türk kâğıdının tarihsel gelişimini ve üretim tekniklerini, Türk baskı tekniklerinin özelliklerini ve nasıl yapıldığını araştırmak mümkün olmuştur.


Dunhuang bölgesi Çin’in batı doğu bölümünde yer alan Kansu (Gansu) eyaletinin Jiuquan şehrine bağlı Dunhuang ilçesindedir. Tarihten günümüze İpek Yolu’nun önemli birleşim noktası olan Dunhuang, Mogao Mağaraları ile dünyaya ün salmıştır. Unesco tarafından koruma listesine alınan Dunhuang Mağaraları olarak da anılan Mogao Mağaraları “Mògāo kū” (莫高窟) tarihi İpek Yolu üzerinde stratejik bir noktada bulunmaktadır.


Mogao Mağaraları denince akla 492 tapınaktan oluşan 1600 metre uzunluğundaki mağaralar silsilesi akla gelmektedir. Bu bölgede ilk mağara Le Zun adlı bir Budist rahip tarafından 4. yüzyılda açılmış olup, daha sonra da 4. ila 14. yüzyıllar arasında mağaraların inşasının devam ettiği bilinmektedir. Mimari, resim, heykelcilik ve tarih açısından eşsiz bir hazine olan Mogao Mağaraları, farklı dönemlerin özelliklerini günümüze kadar aktaran en güzel tarihi yapı olarak sergilenmektedir.


1900 yılında Taocu rahip tarafından keşif edilen Budist sutraların yanında 50 bin orijinal el yazma ve farklı dillerde kaynaklar bulunmuştur. Qing hanedanlığı (1644-1911) döneminde ortaya çıkan bu tarihi yapılar ülke içinde baş gösteren kargaşa ve savaşlardan dolayı gereken ilgiyi görmemiştir. Oldukça değerli ve tarihi öneme sahip olan bu yapılar, başta İngiliz, Fransız, Rus, Abd gibi ülkelerin her fırsatta bu bölgeyi yağmalama girişimlerine şahitlik etmiştir. Burada bulunan Türk tarihi ve Çin tarihi için önemli bulgular yurt dışına yasadışı yollarla kaçırılmıştır. Aynı zamanda bahsedilen gizemli Dunhuang hazinelerini bulmak için de çeşitli arama kazıları yapılarak yapılara zarar verilmiştir.


Büyük Hun Devleti’nin tarih sahnesine çıktığı andan (yaklaşık M.Ö. 400’ler) itibaren, Orhun ve Selenga kıyılarından Aral Gölü kenarına kadar yayılan ve zaman zaman değişik adlarla anılan bir Türk kavmine rastlanır. Önceleri Töles ve daha sonra da Dokuz Oğuz adını taşıyan bu kavim bilahare, Hun ve Göktürk atalar sonrası, Uygur Devleti’ni kuracak ve Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip olacaktır (Öğel,1948:795-833).


Dunhuang isminin kaynağı, günümüzde birçok bilim insanı tarafından, bu bölgede yaşayan Yuezhi adının bir diğer ismi olan Tohar adı olarak gösterilmektedir. Tabgaç adının Yuezhi, Tohar ve Dunhuang adlarıyla aynı olduğu Çin tarih kayıtlarında da belirtilmektedir (Cen Zhongmian:1958:1052-1058). Dunhuang eski Türk yurtlarından biridir. Bölge Çin’in Doğu Türkistan’a ve batıya açılan tek kapısıydı. Bölgenin ilk sakinleri sırasıyla Şemirşek kültürü mensupları, İskit-Sakalar, Yuezhi’ler, Wu-sun’lar ve Hun olarak adlandırılan Türk boy birlikleridir. İpek Yolu’nun en ihtişamlı şehirlerinden biri olan bu yer tarih boyunca ticaret, bilim, sanat ve din merkezi olmuştur (Zeren M, Yıldım K.2014:163).


Bu bölge uzun yıllar Hunlar ve Göktürkler tarafından da yönetilerek Türk boylarının yaşadığı tarihi İpek Yolu üzerinde geçiş olarak sık uğrak noktası olmuştur. 763 yılında Maniheizm’i devlet dini olarak kabul eden Bögü Kağan, Mouyu Kağan önderliğindeki Uygurlar, 840 yılında, kuzeyden Yenisey’den gelen Kırgız baskınından sonra, Çin’in kuzey bölümlerine yerleşerek ana hatlarıyla Turfan (吐鲁番) ve Gansu (甘 州) bölgelerine yerleşmeye başladılar. Uygurlar buradaki bazı kentlerde Budist öğretiye meylederek Çin’in kuzey ve kuzeybatı bölümlerinde yer alan Qinzhou (秦 州), Liangzhou (涼州 ), Ganzhou (甘州), Suzhou (肅州), Guazhou (瓜州) ve Shazhou ( 沙 州 ) Dunhuang ( 敦 煌 ) bölgelerinde yaşamlarını sürdürdüler (Aydın,2019:43 ).


Pek çok kavim hakkında olduğu gibi, Tabgaçların etnik menşei hususunda da Batılı bilim insanlarının bir kısmı Türk olmadıkları yolunda fikirler ileri sürerler. Bize göre, Tabgaç sülalesinin kurucularının baskın Türklük özelliğinin en büyük delili Kaşgarlı Mahmud’un Divanı ve onun çağdaşı olan Karahanlı hükümdarlarının unvanlarıdır (Gömeç,2000:5).


Son yıllarda bu bölgede Türk tarihi için önemli tarihi eser ve arkeolojik buluntular çıkarılmıştır. Özellikle Almanya’da kurulan Uygur araştırma merkezi (Turfan heyeti) araştırmaları olumlu sonuçlar almış, bu bölgede Türk tarihiyle ile ilgili yapıtlar bir araya getirilmiştir.


Turfan bölgesine yapılan dört keşif gezisinde elde edilen malzeme arasında 8000 civarında 10.– 14. yüzyıllara ait Eski Türkçe metin bulunmuştur. Bu metinler 1902-1904 yılları arasında Doğu Türkistan’dan Berlin Sanat Tarihi müzesine getirilmiştir. Berlin Turfan koleksiyonunda korunan bu eski Türkçe eserler üzerinde araştırmalar sürdürülmektedir. Eserlerin Doğu Türkistan'a iadesi gerekmektedir !...


Çinli bilim insanları tarafından da sürdürülen araştırmalarda Dunhuang bölgesinde çıkan kâğıtlar hakkında şu detaylara yer verilmiştir:

“最早期的纸纯为成张的纤维体、既不加胶、也不加粉浆。但是这两种方法可 以在 3 世纪以前已经使用了。新疆发现的普代(265-420)残纸实物均已惨有 充分的胶浆。据分析报告这种纸是先用石膏涂布表面、然后用地衣所制的树 脂质或胶质进行上胶。稍后,公元 4 世纪后期到公元 5 世纪初期的古纸实物, 是在正面涂布淀粉并可以石砑光。敦煌及新疆发现的公元 5 世纪初期的古纸 是在纸浆中加淀粉作为加胶处理的。现代广东省造纸所加胶液是用“细叶冬青” 技叶或杉木的刨花入水煮熬而取得。后者入水能析出一种黏性物体,过去常 为中国妇女剪发所用。”

‘’En eski saf kâğıt hamuru tamamen liflidir. Ne tutkal eklenir ne de toz yapıştırıcı eklenir. Bu iki yöntem 3. yüzyıldan önce kullanılmaktaydı. Sincan'da (Doğu Türkistan) da bulunan Pu Dai'nin (265-420) fiziksel kalıntıları zaten tutkalla doludur. Analiz raporuna göre, bu kâğıt icadından önce alçı ile kaplanmıştır. Daha sonra likenden yapılmış reçine veya sakız ile yapıştırılmıştır. Daha sonra, 4. yüzyılın sonlarından M.S. 5. yüzyılın başlarına kadar olan sürede bu eski kâğıt, ön tarafı nişasta ile kaplanmış ve hafifçe parlatılmıştır. Dunhuang ve Sincan’da (Doğu Türkistan) M.S. 5. yüzyılın başlarında bulunan eski kâğıt, hamuruna tutkal olarak nişasta eklenerek işlenirdi. Modern Guangdong’da Kâğıt Yapımı Enstitüsü tarafından eklenen tutkal, suyun köknar odun talaşı (Fine Leaf Holly) ile kaynatılmasıyla elde edilen bu ham maddedir, Çinli kadınlar da saçlarını kesmek için bu yapışkan suyu kullanılırdı‟ (Pan Ji xing, 1998:447).


Yukarıda da belirtildiği gibi Çin ve Türk kâğıtları tamamen farklı yöntemlerle üretilmekte ve kullanım alanları farklılık göstermektedir. Doğu Türkistan, Hotan Bölgesi’nde geleneksel el yapımı kâğıt üretim tekniklerini hala aynı geleneksel yollarla, ham madde ve araç-gereçler kullanarak üretim yapan insanlar vardır.

新疆地区造纸的历史可追溯到南北朝时期。1975 年, 在吐鲁番哈拉和卓古墓 出土的延昌二十二年 (582) 文书纸, 被纸史专家潘吉星先生鉴定为桑皮纸, 这 是有新疆地区特点的纸张(Pan Jixing, 1998:447).

‘’Doğu Türkistan bölgesi kâğıt yapımı tarihi günümüzden 2500 yıl öncelerine kadar gider. Zhou mezarlarından çıkan arkeolojik bulguların ışığında M.Ö. 582 yıllarında kullanılan kitap kâğıtlarının, kâğıt bilimcisi Pan Ji xing tarafından kesin olarak dut ağacı kabuklarından yapıldıkları kanıtlamıştır (Pan Jixing,1998:447). ‘’


Bu da Doğu Türkistan’a ait özel bir kâğıttır. 1972 Turfan, Astana bölgesinde bulunan bir mezarın 151 numaralı belgesinde, 620 yılında bu bölgede özel olarak kâğıt yapımcı ustaların olduğu belirtilmiştir (Pan Jixing,1979:136). Bunlar dışında Tang hanedanlığında (618-907) kâğıt ham maddesinden yapılmış birçok özel kâğıt şapka, kâğıt ayakkabı, kâğıttan insan yapımı el işleri yapıldığı gözlenmiştir. Doğu Türkistan Hotan bölgesi ve Güney bölgeleri boyunca dut ağaçları bolca yetişmektedir. Özellikle Doğu Türkistan’ın Hotan şehri Mòyùxiàn (墨玉县) kasabası çevresindeki bu ağaçlar kâğıt yapımında kullanılan ham maddeyi elde etmek için en uygun kaynak olmuştur.

Türk toplulukları tarihinin ve kültürel mirasının bugünlere kadar aktarılmasında önemli rol üslenen Türk kâğıdı, Turfan bölgesinde Karahanlılar dönemine kadar Türkler tarafından aktif olarak üretilip kullanıldığı, pamuk gibi farklı ürünlerden de yararlanılarak kâğıt çeşitliliğinin arttırıldığı bir ürün olmuştur.


Çin’de Qing Qianlong hanedanlığında Doğu Türkistan hakkında yazılmış tarihin (回疆志 ) ‘’huíjiāngzhì’’ adlı kayıtlarında beyaz Uygur kâğıdı, dut ağacı kabuğundan yapılmış kağıdın pamuk kumaşından üretildiği hakkında bilgiler mevcuttur (Qing He Ning,2018:23).


Bunun yanında Türklerde koyun derisi üzerine yazılan yazılar da çok sık kullanılmaktadır. Uygur yerleşkesinde dut ağaç kabuğundan üretilen kâğıtlar günümüze kadar orijinalliğini korumuş olup, Hotan bölgesindeki müzelerde sergilenmektedir. Günümüzde de geleneksel Uygur Türk kültürüne özgü kâğıt üretimi bu bölgelerde yaşatılmaya devam edilmektedir.



Aslında Uygur Yazısı, aynı işaretlerden ibaret tamga-runik yazıya uygun Türk yazısı olmayıp, bitişik harflerle akıcı yazı sistemine dayanan Sir-Soğd kökenli bir yazı idi. Bu yazıyı daha sonra Moğol ve Mançu’lar da Uygurlar'dan almışlardır. Zamanımıza pek çok Uygur arşiv malzemesi de kalmıştır. Bunlar arasında bir küçük bahçenin kiraya verilişi gibi anlaşma metni içerenler de vardır. Yazıya geniş kitleler vakıf oldukları gibi, kullanılan hukukî tabirlerden de çoğunluk haberdar idi. Alman arkeolog ve Orta Asya kaşifi Albert Von Le Coq’a göre, "O zamanki Avrupa’ya kıyasla Uygur’lar bu sahada da üstün idiler. ''Acaba o zamanki kaç Avrupa’lı dere ya da kale beyi, elyazısı ve uygun hukukî ifadelerle bir anlaşma (mukavele) düzenleyebilirdi ?... Halbuki Uygur’larda bir köylü, esnaf bunu yapabilirdi. Hukukî formüller ve kânunlar ise yüksek derecede gelişmiş, iyi düzenlenmiş hukuk uygulamasına tanıklık ederler” (Turan, 1918, 452). Arşiv için kullanılan yazı malzemesi genel olarak kâğıttır. Çin coğrafyasında, yukarıda da gördüğümüz gibi M.S. ilk yüzyılda kâğıdın, sellülozdan, paçavra cinsi ince perdahlı kâğıttan tuvalet kâğıdına ve kâğıt peçeteye kadar her çeşidi kullanılmakta idi. Bundan ötürü doğal olarak Uygur’lar Avrupa’dan yüzyıllar önce kâğıdı biliyorlardı. 751. yılındaki Talas Savaşı'nda ele geçen esirlerden Araplar (Abbasiler), kâğıdın ne olduğunu öğrendiler ve Semarkant'da kâğıt değirmeni (üretim yeri) kurdular. Buradan da Arap’ların batıdaki kutbu Sicilya ve İspanya’da, daha sonra 11. yüzyılda Avrupa Hıristiyan âleminde kâğıt üretimi başladı. Kültür yayılışının ikinci büyük aracı olan kitap basma az bir gecikme ile aynı yolu takip etti. Matbaanın mucidi Gutenberg (1453) veya Conter olmayıp onlar ancak yaklaşık 800 yıl sonraki geliştiricilerdir. Matbaa yüzyıllar önce Çin’de (Zhou Hanedanı), Kore’de ve Uygur’larda bilinmekte idi. Blok baskısının batıya yayılmasında Uygur’ların büyük rolü vardır. Moğolları medenileştiren de Uygur’lar olmuştur. Moğol fâtihleri Uygur yazısını aldılar, diplomatik dil uzun müddet Uygurca idi. Cengiz Han'ın torunu, Ogeday’ın oğlu, Güyük Han (ölümü 1248) Papa ile Uygurca haberleşti. Moğolların diplomatları da Uygur’lardandı. Uygur elçiler Roma’da, valiler Çin’de ve Bağdad’ta, öğretmenler Çingiz (Cengiz) ailesi içinde, bilginler Tebriz’deki Moğol sarayında ve mühendisler Moğol ordularında (Meselâ; Kubilây ordusunda 1268’de güney Çin’de) görev yaptılar.

İnsanlık Kültürlerinin yayılışında aracılık yapan kültür yapıcısı ve taşıyıcısı Uygur’lar, Türk Ulusları içinde genel medenî ilerleme bakımından çok seçkin bir unsur idi.


Kaynaklar :

Bahaeddin Ögel – Türk Kültürüne Giriş; Türk Mitolojisi


9 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Bình luận


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

bottom of page