top of page

BUZ PRENSESİ ve İLK DÖVMELER

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2023

İlk Halı ve İlk Pantolon' dan sonra Eski Türk Kültürü ve Altay Coğrafyası'na ait bir başka ilk...''Buz Prensesi ve Dövmeleri''.

Buz Prensesi'nin temsili resmi

Güney Sibirya Altay Dağları eteklerindeki Ukok Platasu'nda, Pazırık Kurganları'nda bulunmuş ve MÖ 5. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Arkeolog Natalia Viktorovna Polosmak tarafından bulunduktan sonra ‘’Buz Prensesi - Siberian İce Maiden’’ adı verilen kadın mumyası ile birlikte bunun gibi, kollarında hayvan desenli dövmeleri bulunan başka mumyalar da keşfedilmiştir.


‘’Buz Prensesi - Siberian İce Maiden’’; Altay Prensesi ya da Ukok Prensesi olarak ta adlandırılmaktadır...


Bu dövmeler insanlık tarihinin en eski dövmeleri olarak kabul edilmekte ve böylece dövme kültürünün de Türkler tarafından dünyaya yayıldığı ortaya çıkmaktadır. Halen bazı Türk boyları da suratlarına ve ellerine dövme yapmaktadırlar. Bu dövmelerden birçoğu ''Tamga'' şekillerinden oluşmaktadır.






Servert Somuncuoğlu ve Saymalıtaş Kaya Resimleri, Kırgızistan

Bunun yanında hem Pazırık mumyalarındaki dövmeler hem de kilim desenleri ile el işçiliklerindeki hayvan figürlerini eski Türk kaya resimlerinde de bol bol görmekteyiz. Bulunan eserlerde, gördüğümüz gibi, ağırlıklı olarak geyikler, dağ keçileri yer almaktadır; bu hayvanlarla birlikte diğer bir dizi kült hayvan eski Türk Şaman (Kam-Pagan) inancındaki Doğa Kültü ile bağlantılı olarak son derece kutsal görülmektedir. Daha önce de gördüğümüz gibi, Leningrad Ermitaj Müzesi'nde yer alan eserler arasında da, yaklaşık 2500/3000 yıl öncesine ait halı dışında (Pazırık Halısı) kumaş, renkli keçe, aplike örtüler, hayvan ve ağaç-bitki desenli tekstil ürünleri de vardır.


Rusya Bilimler Akademisi (RBA) Sibirya Bölgesi – Altay Karma Ekibi 1990-1995 yılları arasında Çin, Moğolistan ve Kazakistan sınırları içerisinde yer alan Yüksek Ukok Dağ Platosu'nda araştırma ve kazı çalışmaları yapmıştır.


Buz Prensesi'nin bulunduğu Ukok Dağ Platosu'nun muhteşem doğasında kısa bir gezinti yapalım...

Ukok Platosu, Altay Özerk Cumhuriyeti’nin güneyinde denizden yüksekliği 2.500 m olan geniş bir alana yayılır. Bu alan, dünyanın 4 büyük okyanusuna eşit uzaklıkta olan, Avrasya kıtasının kalbini teşkil eden, Altay Dağları’nın en uzak, saf ve izole alanıdır. Güneyde Tavan Bogd-Güney Altay sıradağları ile çevrili olup, günümüzün Rusya, Kazakistan, Moğolistan sınırlarını oluşturur.

Tavan Bogd 5 ayrı zirveden oluşan bir dağ silsilesidir; anlamı ‘’5 Kutsal Dağ’’ dır. Altay’ın en geniş buzulları buradadır. Sibirya’nın en yüksek zirvesi olan Belukha (Altaycada binlerce yıldan bu yana Muzdağ-Buzdağı olarak adlandırılır…) zirvesi de Orta Altay bölgesinde olup, Katun (Hatun) sıradağ sisteminin bir parçasıdır ve sistem Rusya-Kazakistan sınırını oluşturur.

Umay Ana






Yöre insanları onu, üç ayrı zirvesi ile Türk Mitolojisi’nin ana tanrıça figürü başında üç dilimli tacı olan ''Umay Ana'' nın evi olarak tanımlar.










1997 Yılında Unesco Dünya Mirası ve koruma alanı ilan edilen Altay’ın Altın Dağları adı verilen bu bölge (Ukok Yaylası, Belukha Dağı, Teletskoye Gölü, Altay Doğa Koruma Alanı ve Katun Doğa Koruma Alanı'nı içeren bir UNESCO Dünya Mirası Alanıdır…), yerel halk tarafından son derece kutsal bir alan olarak görülmektedir ve TİBET Budist inancında ‘’Şambala’’ olarak geçen huzur-barış ve mutluluğun egemen olduğu Altın Çağ’ın başladığı yer olarak da gösterilmektedir.


Plato, Altayların çok gizemli olduğu düşünülen kültür ve efsanelere konu olmuş, merkezlerinin başında gelir. Birçok kurgan, kaya resmi ve balbal bırakmış olan İskit-Hun Türk boylarının yerleşim alanlarından biridir.

1993’ te Novosibirsk arkeologları kurganların birinde belki bir şaman (kam) belki de bir soyluya ait İskit kadınının iyi korunmuş mumyasını bulurlar. Bölgenin kısa yaz mevsimi, buzlu ve soğuk iklimi sayesinde Altay, Ukok ya da Buz Prensesi adı verilen mumya ve kurganı yaklaşık 2.600 yıl boyunca iyi korunmuştur. Keşif arkeoloji dünyasında heyecan yaratır. Türk tamga yazı sisteminde ‘’Ukok’’ ya da ‘’Ükök’’ sesi veren tamgalar (Tanrı-Yaratıcı) anlamında kullanılır, kutsal Dağ Keçisi ve Geyik kaya resimlerinden türemiştir.






Kurganın altında, bir gömü odası bulunur; odada mumya ile birlikte bir gümüş ayna, tahtadan yapılma kap kacak ve değişik hayvan heykelcikleri vardır. Kulaklarında altın küpeler, eli de incilerle örtülmüştür. Vücudunun belli kısımlarında da gördüğümüz gibi dövmeler vardır.







Bir başka ilginç nokta ise, ‘’Altay-Buz Prensesi’’ nin altı adet kırmızı at (Altay) ile birlikte gömülmüş olmasıdır. Eski Çin kaynaklarına göre kadim Türk-kam (şaman) inancı ve mitolojisinde bu atlar ölünün ruhunu cennete taşıyan göksel varlıklardan biridir. Bir elinde de kültün önemli bir işareti olan karaçam ağacından bir değnek vardır; bu değnek yalnızca kutsal kişilerle özdeşleşmiştir.


Gorno-Altaysk bölgesindeki Alexey Anokhin Müzesi'nde bulunan ‘’Altay-Buz Prensesi’’ mumyası, Altay Bölgesi’ndeki manevi liderlerin ve yaşlıların isteği üzerine çıkarıldığı mezara geri konulacak. Yeraltı dünyasına açılan kapının açık olması için geri gömülmesi gerektiğine inanılıyor. Türk Şaman-Kam inancına göre son zamanlarda meydana gelen sel ve depremlerin Buz Prensesi'nin rahatsız edilmesinden kaynaklandığı düşünülüyor. Altay bölgesindeki Türkler, mumyanın geri gömülmesi için kampanyalarını sürdürüyorlar...


Altay'ın gizemli Buz Prensesi, Kadın'ın ya da Hatun'un hak ettiği saygıyı görmesi için 3000 yıl öncesinden tüm dünyaya sesleniyor...Çok geç olmadan işitmemiz lazım...




Kaynaklar :

Saymalıtaş Kaya Resimlerini Servet Somuncuoğlu belgeselleştirmiştir. Linkten belgeseli izleyebilirsiniz.



125 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

23 NİSAN

1 則留言


Çiğdem Türkyılmaz
Çiğdem Türkyılmaz
2023年4月02日

Ne tuhaf..dövmelerin hep vücutlara kazındığını düşünürken, bu yazı ile birlikte aslında dövmelerle, inançların ruhlara kazındığını düşündüm..Kalemine sağlık olsun.

按讚
Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

bottom of page