top of page

BATILI KAYNAKLARDA TÜRK

Türk Tarih Tezi’ni Doğrulayan Batı Kaynakları


‘’Geçmişine, kültürüne, diline, kimliğine sahip çıkmayan uluslar geleceklerine yön veremezler; o yüzden bu unsurlar ekonomi ve refahtan daha önce gelir; ekonomik gelişim, bağımsızlık ve refah güçlü uluslarda olur.’’



İlk önce kısaca 17-18.yüzyıllardan başlayarak Batılı Anti-Türk (Osmanlı-Müslümanlık dahil) politikalara öncülük etmiş önemli politikacı ve tarihçi profillere bakalım; (bunlarla sınırlı değildir).


Ernest Renan (1823-1892), Fransız bir şarkiyatçı, dil bilimci, tarihçi ve filozof. Özellikle Sami dilleri ve medeniyetleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. Türklerle ilgili şu propagandası kayıtlara geçmiştir; “Arkeolojik bulgular Türkleri işaret ediyorsa da, siz onları Türklere mal etmeyin. Sonu kötü olur. O zaman Türkleri Anadolu’dan sürmek zorlaşır.Renan şöyle devam edecekti: Türkler hiçbir uygarlık kurmadılar. Aksine kurulmuş uygarlıkları yıktılar. Türkler Barbardır. Kızılderililere ne yapıldıysa, Türklere de o yapılmalıdır.”


Ernest Renan/Lloyd George/Gladstone.
Ernest Renan/Lloyd George/Gladstone.

David Lloyd George 1916-1922 yılları arasında Birleşik Krallık Başbakanı olarak görev yaptı ve özellikle I. Dünya Savaşı'na damgasını vurdu. “Türkler uygarlığın kanser hücresidir; kazınmalı, Orta Asya'nın karanlıklarına sürülmelidir” sözünün sahibidir.


William Ewart Gladstone, 29 Aralık 1809'da doğmuş ve 19 Mayıs 1898'de ölmüş bir İngiliz devlet adamı ve Liberal politikacı. İlk olarak Muhafazakâr Parlamento Üyesi olarak siyasete atılan Gladstone, dört kez Büyük Britanya Başbakanlığı yapmıştır (1868–74, 1880–85, 1886, 1892–94). 1876'da başlattığı büyük kampanya ile Türk karşıtı bir duruş sergilemiştir.


1876 yılında William Ewart Gladstone'un başlattığı büyük kampanya ile korkunç Türk algısı dünyaya yayılmıştı. 1876'da Gladstone Türkleri şöyle tanımlıyordu: "En kısa şekliyle Türk ırkının ne olduğunu tasvir etmeme müsaade edin. Bu yalın olarak Müslümanlık sorunu değildir. Sorun, Müslümanlığın acayip karakterli bir ırkla birleşmesindedir. Onlar ne Hint Müslümanları gibi yumuşak başlı, ne Suriyeli Selahaddin gibi şövalye ruhlu, ne de İspanyalı Müslümanlar gibi kültürlüdürler. Onlar Avrupa'ya girdikleri o kara günden beri bütün insanlığın düşmanı örnekler sergilemişlerdir. Her nereye giderlerse gitsinler arkalarında geniş bir kan izi bıraktılar. Onların hakimiyeti ortaya çıkar çıkmaz medeniyet ortadan kayboldu. Onlar gerçekte askeri kuvvetin cisimleşmiş haliydi. Bu devam eden lanet, Avrupa'nın bütününü tehdit etti."


Rupert Murdoch, Avustralya ve ABD vatandaşı eski bir medya patronu, yatırımcı ve iş insanıdır. News Corp şirketinin sahibi olarak medya imparatorluğu kurmuştur. Türk ve İslam karşıtı demeçleri bilinmektedir.


David Rockefeller (1915-2017), Amerikalı bir ekonomist ve yatırım bankacısı. Chase Manhattan Bank'ın başkanlığını ve icra kurulu üyeliğini üstlenmiş, bankayı on yıldan fazla bir süre yönetmiş ve geniş bir etki alanına sahip olmuştur. David Rockefeller'in Türkiye politikalarına müdahale ettiği ve Adnan Menderes döneminde Marshall Yardımı ile Türkiye'ye "el attığı" yönünde bilgiler bulunmaktadır.


George Soros, 1930'da Budapeşte'de doğmuş, dünyanın en başarılı finansörlerinden biri olarak kabul edilir. Soros'un, Açık Toplum Vakfı aracılığıyla dünya genelinde demokrasi ve insan hakları savunucusu olarak faaliyet gösterdiği bilinse de, bazı çevrelerce bu faaliyetlerin belirli ülkelerin iç işlerine müdahale olarak algılandığı görülüyor.


Burada bazılarını sıraladığım bu para ve politik güç bakımından çok önemli figürler özellikle Türk karşıtı algı yönetiminin başını çekmişlerdir. Günümüzde de 1923 Lozan Antlaşması karşıtı ve 1920 Sevr Antlaşması destekçisi bu politik algı yönetimi faaliyetleri olanca hızıyla devam etmektedir.


Bu aşamada günümüzde karşımıza Batı destekli Yunan ve Kürt taşeron kafatasçıları çıkmaktadır. Değerli Yunan halkı ve Kürt vatandaşlarımızın büyük bir bölümünü tenzih ederim. Bu kafatasçılardan biri yayılmacı Yunan Megali İdea’sı hayalleri görür ve Antik Türk-Anadolu İyonya’sını kendi medeniyeti gibi göstermeye çalışarak Türkiye ve Ege Adaları üzerinde hak iddia eder, uluslararası antlaşmalara aykırı şekilde silahlandırır; karasularını sinsice 12 mile çıkarmanın taklalarını atmaya çalışır; diğeri ise Abd-İsrail destekli Büyük Ortadoğu Projesi ve Sevr zihniyetinin maşalığı sayesinde Suriye-Irak-İran ve nihai olarak Türkiye’den özerklik kisvesi altında toprak devşirerek sözüm ona ‘’devlet’’ kurma peşindedir ve tarihi geçmişini Med İmparatorluğu’na bağlayarak bunun zeminini hazırlama hevesindedir. Bu taşeronların yanına bir de İsrail ve Gkry (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) dahil olmuştur. Bunlar günümüz sömürge düzeninin ‘’düşmanlaştırma ve bölme’’ politikalarına alet olmaktadırlar.


DEĞERLİ TÜRK ULUSU VE VATANDAŞLARININ BUNLARI BİLMESİ VE GEÇİT VERMEMESİ ÇOK ÖNEMLİDİR !


Oysa ki; bütün bu çabaları boşa çıkaran hem Türk Tarih Tezi’ne kaynaklık etmiş hem de bu Tezi doğrulayan yabancı, batılı, Avrupalı bilim kaynaklarına bakalım ne diyorlar ?!?... Bu kaynak ve isimlerin arasına çok önemli gördüğüm bazı Türk tarihçi ve bilim insanını da koymadan edemedim…(Dilerim, bu çalışmaya koyamadığım bir çok değerli yazar ve kaynak beni mazur görür)...



Atatürk, Türk Tarih Tezi çalışmalarında, özellikle bu batılı kaynakları ön plana çıkararak Batıya ve Avrupa’ya önemli bir mesaj vermek istemiştir. Bu mesaj ırkçı bir mesaj olmayıp ortak atalar ve kültür ögelerine dayanan barışçı bir mesajdır.


James Fergusson, 22 Ocak 1808'de doğmuş ve 9 Ocak 1886'da ölmüş, özellikle Hint tarihiyle ilgilenmesiyle hatırlanan İskoç mimarlık tarihçisi - Taş Anıtlar Kitabı - Rude Stone Monuments in All Countries: Their Age and Uses; ‘’Asya ve Avrupa’ da tüm Uygarlıkları kuranlar Turanlılardır.’’ 


İskoç Arkeolog ve İncil uzmanı Sir William Mitchell Ramsay (1851-1939). Ünlü İskoç arkeolog, tarihçi, İncil uzmanı ve Türk toprakların da uzun yıllar arkeolojik araştırmalar yapmış olan William Mitchell Ramsay ’in, Greklerle ilgili olarak 1919 yılında ortaya koymuş olduğu bilgiler, antik bir Anadolu kavmi olarak bilinen İyonyalıların, Grek oldukları tezini çürüten önemli kanıtlardan sadece bir tanesidir.


Ünlü bir Alman Doğu bilimci Philipp Fallmerayer (1790-1861) de W. M. Ramsay ile aynı görüşleri paylaşır. Günümüz Greklerinin antik kavimlerle kültür ve akrabalık bağlarının bulunmadığını ortaya koyan bir başka bilim insanıdır.


Objektif antik tarih uzmanları, antik adların, alfabe ve yazıların, farklı ulusların dillerine karşı nedensiz bir düşmanlık besleyen Grekler ve Batılı tarihçiler tarafından değiştirildiği hususuna bizzat dikkat çekmişlerdir.” (James Noel Adams, Bilingualism ant The Latin Language, Cambridge University Press, London, 2003, s. 102 – 107).


Prof.Dr. Fahri Işık - Uygarlık Anadolu dan doğdu.


Diğer Turani (Bazı Batılı kaynaklar ‘’Turkic’’ derler) tarih ve dilleri savunan ağırlıklı Avrupalı ve Türk tarihçiler :


Bazıları Türk Tarih Tezi'nin, 1800-1876 arası, yani Atatürk doğmadan önce, James Fergusson, Henry Rawlinson, Austen Henry Layard, Julius Oppert, Leon Cahun, vb. gibi yüzlerce tarafsız Batılı bilginin bilimsel saptamalarına dayandığını, ya hiç bilmemekte, ya da bu gerçeği bile bile gizlemekledirler.


George Derwent Thomson (İngiliz Marksist filozof ve İrlanda dili bilgini) - Tarih Öncesi Ege. ‘’Grek-Helen dili diye tanıtılan dilin Anadolu İyonya dili olduğunu vurgular.’’


Prof.Dr.Semavi Eyice (1922-2018) - "19.yy'a kadar 'Bizans İmparatorluğu' diye bir ad yoktu!"


Prof.Sven Lagerbring (1707-1787), yaklaşık 250 yıl önce yazdığı eserde, Türkçe ile İsveççe arasındaki ortaklıklardan, kültürel ve mitolojik benzerliklerden hareket ederek, İsveçlilerin atalarının Türkler olduğunu ifade eder.


Sibirya Yenisey Irmağı havzalarındaki Yenisey (Türk) yazıtlarını ilk olarak 1721 ve 1722 yıllarında bulan Strahlenberg ve Messerschmidt tir.


Philip Johanne Strahlenberg (1676-1747) tarihlerinde yaşamış ve Türkoloji tarihinde özel bir yeri olan Alman asıllı İsveçli bir asker ve araştırmacıdır.


Daniel Gottlieb Messerschimidt'in (1685–1735) yanında görevlendirilir.


1893 Yılında Danimarkalı dilbilimci ve Türkolog Wilhelm Thomsen (1842-1927) Moğolistan Orhun Vadisi'ndeki yazıtları açıkça çözüp ''Türkçe'' olduklarını belirttiğinde özellikle birçok batılı politikacı ve akademisyen buna inanmak istememiştir.


Zend Avesta’da “Medler Turanidir” denir. Bu kaynağa göre Feridun dünyayı üç oğlu arasında paylaştırır: İr, Airya, Tur (Turca). Öyle ki Pers adı altında bilinen uygarlığın kökeni de MÖ 8 ve 7.Yüzyıllarda İran Coğrafyasına hakim olmuş Saka/İskit’lerle bağlantılı akraba Med Uygarlığı Devleti’dir.


Yahudi, Hristiyan ve İslam şecere geleneğine göre Türkler, Nuh’un oğlu Yafes’ten türedi. Birçok ulusun atasıdırlar.


The American Encyclopedia, 18. Cilt, s. 534: ‘’Medler Turanidir.’’


Ünlü Asurolog Julius Oppert . ‘’Medler Turanidir’’, diyor: Le Peuple et la Langue des Medes, 1957, s. 534.


Sir Percy Molesworth Sykes, ''Medlerin kolu Magiler ve Buddiler Turanidir'', diyor. ''Elamlıların dili Turanidir'' diyor: A History of Persia, 1958.


Bodrumlu Heredot (MÖ 484-425) Heredot Tarihi'nde Med kralı Astyages ve Zend Avesta’da Afrasyab (Alp Er Tunga) Turani kral olarak geçer: Herodot Tarihi.


İran tarihi uzmanı Sir John Malcolm ve Andreas David Mordtmann, ''Sakalar - İskitler Turanidir'' der: Histoire des Perses, 1821, s. 324-27.


Fransız tarihçi François Lenormant, Trogue-Pompee ve Justin’e dayanarak ''Saka dili Türk-Altay dil-kültür ailesine mensuptur'' der: L’histoire Ancienne de L’orient, 1881.


Amerikalı tarihçi Merry E. Wiesner-Hank, Hipokrat’ın çözümlemeleri üstünden Sakaların Turani olduğunu belirtir.


Nikolay Yefimovich Marr, bir Ermeni rivayetini aktarır ve onlara göre Sakalar Türktür (Nikitin).


Donald N. Wilber: ''Partlılar Sakaların bir boyudur'' (Iran: Past and Present, 1955).


Malcolm Laing: ''Sümerler, Hiksoslar, Elamlılar kesinlikle Turani''. (Human Origins, 1892).


Amasyalı tarihçi Strabon (MÖ 64-MS 24): ''Medler ile İskitler ve Kimmerler ile aynıdır, Sarmatlar onların devamıdır''. (Geographica).


Emil Forrer: ''Hurri dili Turkoiddir''. (Eine Geschichte des Gütterkönigtums aus dem Hatti-reiche, 1936).


Prof.Dr. Semih Güneri – ‘’Türk Altay Kuramı’’ ve ‘’Türklerin Prehistoryası’’ adlı değerli eserlerinde özellikle Sibirya-Türkistan ve Avrasya coğrafyasının bir çok yerinde Türk dil ve kültürünün 40.000 yıllar öncesine giden arkeolojik veri ve bağlantılarını ortaya koymaktadır.


George A. Barton: ''Elamlılar Orta Asya kökenli''. (Semitic and Hamitic Origins, 1934) - https://www.gutenberg.org/files/43070/43070-h/43070-h.htm


Erich Schmidt: ''Elamlar ile Semayed Türkleri arasında inanç benzerlikleri''… 1931.


Prof.Dr. Yaşar Çoruhlu – Türk Mitolojisinin Anahtarı; Eski Türklerin kutsal mezarları Kurganlar.


Wilhelm Koppers: ''Elamlılarla Altay kültürü arasında ilişki mümkün''. 1925.


İskoç tarihçi Sir Hamilton Alexander Rosskeen Gibb ''Eyyubi askerleri içindeki Tulb birlikleri Türk Guzlardır'' der, sonra ''Guzlara Kürt, Kürtlere Guz'' der… (1962).


Rawlinson ve Watson, Encyclopedia Britannica’da; ‘’Gutular Turani bir kavimdi’’ derler.


1990’lı yıllarda ünlü İtalyan dil bilimci Roberto Gusmani Anadolu’da yazılan yazı ile Mora coğrafyasında yazılan yazının birbirinden farklı olduğunu bütün ayrıntısı ile ortaya koyar ve der ki Anadolu’da Pelasgça-Etrüskçe, Frigçe (İskit-Kimmer), Likçe, Lidçe (Lidya dili), Karca (Karya dili) ve İyon yazıları aynıdır ve biz bunlara Anadolu Yazısı diyebiliriz.


Arkeolog Manfred Osman Korfmann’ın (1942-2005) Truva (Wilusa) Kataloğu vardır. Bu olağanüstü yapıtta dili anlatırken bir tabloda sol tarafta Fenike yazısı, ortada Mora coğrafyasında yazılan yazı, sağ tarafta ise Anadolu İyonya’sında yazılan yazıyı göstermiştir. Bu tabloda da net olarak gözükmektedir ki başlangıçta Helen yazısı olarak adlandırılan yazı aslında doğrudan doğruya ve ağırlıklı olarak Fenike yazısının bir kopyasıdır (içinde Anadolu İyonya-Likya-Lidya-Karya-Luwi ve Ege Adaları Pelasg yazı unsurları da bulunan Anadolu kökenli bir yazıdır).


Amerikalı bilim insanı Prof. Dr. Jared Diamond ‘’Tüfek, Mikrop, Çelik’’ adlı kitabının önsözünde ‘’Neden Neolitik Anadolu çiftçilerinin konuştuğu dilden türemiş bir dil konuşuyorum?’’ diye sormaktadır.


Johannes Nollé gibi Pamfilya üzerinde çalışan değerli bir yazıt bilimci; ‘’Bu 4 sesli harfin ilk kez Anadolu’da yazılmış olması çok önemlidir; çünkü o bizim alfabemizdir; eğer o 4 sesli yazı ilk kez Anadolu’da ortaya çıkmamış olsaydı biz bugün dünyada bu dili bu şekilde konuşamazdık. Bugün çağdaş dünyanın ortak yazısı Türkiye Anadolu’sunda yaratılıp yeryüzüne dağılmıştır.’’ demektedir.


İsviçreli dilbilimci ve filolog Rudolf Wachter (1954); ‘’Mora coğrafyasında yazılan yazı Fenike benzeri idi; Anadolu’daki farklı idi ve bu fark o kadar önemliydi ki Mora kavimleri (Helenler) 300 yıl sonra (MÖ 4.yüzyılda) kendi dillerine en uygun yazının Türkiye-Anadolu İyonya’sında yazılan yazı olduğunu gördüler ve bütün Mora coğrafyası artık Anadolu İyon yazısını yazmaya başladı. Yani bugün bize Helen-Yunan yazısı diye anlatılan yazı MÖ 4.yüzyılın başlarında Atina’da verilen bir kararla bütün Mora coğrafyasındaki kavimlere genişleyen bir Türk-Anadolu yazısıdır aslında!’’ diye çok açık biçimde ifade etmiştir.


Fransız Doğubilimci Bernard Carra de Waux (1867-1953) ve başkaları hep benzer görüşleri paylaşırlar...


Türk dil-kültür ve ulusunun eskiliğini doğrulayan ve Atatürk’ün üzerine derin bir etki bırakan ilk kitaplardan biri - Necip Âsım’ın “Türk Tarihi”nden (1900), Meşrutiyet yıllarında “Türk Yurdu”nda yayımlanan bazı makalelerden, Bernard Carra de Vaux’nun 1911’deki “Etrüsk Dili”nden, Ruşen Eşref’in 1930’da Atatürk’ün buyruğuyla Fransız-musevi gezgin, doğubilimci ve yazar Léon Cahun’den (1841-1900) çevirdiği “Fransa’da Ari Dillere Tekaddüm Eden lehçenin Turanî Menşei” ve Sadri Maksudi’nin 1931’deki “Türk Dili İçin” adlı eserinden sonra - İngiliz arkeologlarından Leonard Woolley’nin (1880-1960) İngilizce aslı 1927’de, Fransızcaya çevrisi de 1930 Haziranında çıkan “Sümerliler” adlı eseridir. Bunun bir yerinde (s. 14-15) geçen “Sümerliler, etimoloji bakımından olmasa bile, herhalde yapı bakımından Turanlı eski Türkçeye benzeyen, bitişken tipte bir dil konuşurlardı” cümlesi, Atatürk’e bir ipucu vermiş, bu alanda etimoloji de yapılmış ve mesela “Tanrı, Gök” anlamına gelen Sümerce ‘’Dingir’’ ile Türkçedeki ‘’Tengri, Tanrı’’ kelimeleri karşılaştırılmıştır.


Amerikalı tarih filozofu Will Durant (1885-1981), 1935’te çıkardığı “Uygarlığın Tarihi-Story of Civilization” adlı eserinde, uygarlığın beşiği olarak Türkistan’ı (Orta Asya’yı) göstermiştir. ‘’Sümerlilerin pek eski çağlarda Türkistan’dan (Orta Asya’dan) Hint ve Umman Denizine ve Basra Körfezine doğru indikleri, Sint havzasında yapılan Mohenjo - Daro ve Harappa kazıları raporlarından (1931) belli olmuştu; Sümer ve Sint havzasındaki kalıntılar ortak nitelikler göstermekte idiler…’’ diye ifade etmiştir.


Sonuç olarak;


Burada sizler için çalışıp çıkardığım birçok saygıdeğer batılı ve yerli kaynak net bir şekilde gerçeklikleri ortaya koymuş ve koymaktadır. Tabiidir ki bunların yeni bilimsel çalışmalarla desteklenip kanıtlarının ortaya konması sürecine devam edilmeli ve bulundukça dünya ile paylaşılmalıdır. Çünkü Türk Tarihi-Kültürü ve Dili yalnızca bizim için değil dünya için de doğru anlaşılması gereken bir insanlık mirasıdır. Bu çalışmaların da yerli Türk Dünyası bilim insanlarınca sahiplenilmesi ve yerli-yabancı ortak bilimsel çalışmalarla desteklenip yürütülmesi de çok önem arz etmektedir.


Bugün hala okullarımızda okutulan kesin ve dogmatik tarih kabulleri bizi hiçbir zaman gerçeğe götürmez; bu kesin kabullerin, ön yargıların hiçbir zaman tartışmaya dahi açılmaması, sorgulanmaması bizleri gerçeklikten koparmakta ve algı yönetiminin etkisi altına sokmaktadır. Günümüz dünyasındaki kaosun önemli sebeplerinden biri budur. Konu açılsa bile kimse, özellikle akademi nedense bunları tartışmaya dahi yanaşmamaktadır; o zaman bizler ve gençlerimiz doğruyu nasıl bulacağız? Akademinin ve bilim dünyasının görevi yeni bulgular ışığında eski paradigma ve kabullerin değişmesini olanaklı kılmak değil midir?


ARTIK KENDİ DİL-TARİH-KÜLTÜR ve KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKMA ZAMANI GELMİŞTİR.


Kaynak - Türk Tarihinin Ana Hatları, s. 68-69 ; Medhal kısmı, s. 73 - 74.
Kaynak - Türk Tarihinin Ana Hatları, s. 68-69 ; Medhal kısmı, s. 73 - 74.

TÜRK OLDUĞUNU SÖYLE


‘’Türk olduğunu söyle, bu kalbine mutluluk verir, Türklük bilincini kuvvetlendirir.

Sana kendini, milletini sevdirir.

Sana “söyleme” diyenler , Türk olmanı istemeyenlerdir.

Çünkü sen Türk olursan “onlar ne ve kim olursa olsun” senin üzerinde egemen olamazlar.

Ülken de gerçek anlamda senin olur

Dünyada da hakiki anlamda var olursun.’’


Değerli hocamız Prof.Dr. Yaşar Çoruhlu.

 

Tarhimize, kültürümüze, dilimize ve kimliğimize sahip çıkmazsak, başkalarının yazdığı ve konuştuğunu kabullenmek zorunda kalırız.




Yorumlar


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

rm442-01-04-g-mockup.png

Bana Ulaşın

© 2022 by Haluk Hizlialp. Created by Badesim Kubak.

bottom of page