top of page

UŞAK

Güncelleme tarihi: 26 Haz 2023

Gezimizin ikinci durağı Uşak’a vardığımızda müthiş aç olduğumuzdan hemen her şehre gittiğimizde yaptığımız gibi ''Uşak’ta ne yenir, Uşağın hangi yemeği meşhur?'' diye ''bir bilene-Google'a'' sorduk. Karşımıza ''tarhana çorbası'' çıkınca bu bize çok cazip geldi ve yine önerilen ve yüksek değerlendirme notu alan merkezi bir lokasyondaki Tarhana Baba’ya gittik. Vardığımızda saat 20.30 olmasına rağmen bu yerin 19 suları kapattığını öğrenip hayal kırıklığına uğradık.

Ama derler ya, bir şeyler aksi gittiğinde belki de başka iyi bir şeye vesile olacak diye...aynen öyle oldu ve hemen karşısındaki Kardeşler İnegöl Köfte Çorba lokantasına girdik ve orada hayatımızda yediğimiz en iyi kelle paça çorbası ve en iyi ezogelin çorbasını içtik. Diğer yediklerimiz de, servis de şahaneydi, mutlaka önereceğimiz bir mekan.


Uşak ve çevresinin MÖ 4000'lerden itibaren yerleşime açıldığı anlaşılmış. Özellikle Bronz Çağında (MÖ 3300-MÖ 1200) yerleşimin daha yaygınlaştığı görülmüş.


Uşak yöresi tarihin bilinen dönemlerinden beri bir yerleşim bölgesi olmuş. Kentin bilinen en eski adı Temenothytia. Kent bu adı Lidya'lı Heraklesoğulları’ndan, Aristomakhos’un oğlu Temenos’tan almış. Temenos, Roma İmparatorluğu dönemi sikkeleri üstündeki Temenos Oikistes (Kurucu Temenos) ya da Ktistes yazıtları ve Temenos tasvirleriyle bilinmiş.


İl merkezi Uşak’ın eski adı Uşşak. Uşşak kelimesi iki anlama gelmekte; Aşıklar Diyarı... Evliya Çelebi ünlü Seyahatname’sinde bu adı ''Aşıklar Diyarı'' olarak yorumlamış. Bunun yanı sıra “Anadolu’daki tarihi yer adları” kitabında Uşak isminin buradaki “Obsekion” kentinin isminden türediği yazılmakta.


MÖ 2500'lerde Luvi istilasına uğramış, MÖ 2000'lerde Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran Anadolu Hatti kültürü mirasçısı Hitit Devleti egemenliğine girmiş, MÖ 1000'lerde ise Frig Kültürünün etkisi altında kalmış.


Hitit Devleti dağıldıktan sonra, MÖ 7. yüzyılda Ege, Lidyalılar ile Frigyalılar arasında paylaşılamamış. Kral Gyges’in Lidya İmparatorluğu'nu ele geçirmesi ile topraklarının büyük kısmı Lidya’da kalan Uşak MÖ 620’de tamamen Lidya’nın egemenliğine girmiş.

Dünyada ilk kez ticari anlamda parayı (altın) kullanan Lidyalılar, Uşak'ın batısında hâkimiyet sürmüşler. Dünyada ilk kez altın parayı basan ve kullanan, döneminin en zengin krallığı olan Lidya’nın hâkimiyeti MÖ 546 yılına kadar devam etmiş. Bodrum‘lu Herodot ta, Lidyalıların gümüş ve altın madeni parayı ilk defa kullandığını yazar. Başka deyişle Lidyalılar var olan para sisteminin aracı olarak altın ve gümüşü tercih eden ilk uygarlıktır.

Lidya Kral Yolu

Bu süre içerisinde Efes’ten başlayan ''Kral Yolu'' yapılmış ve yol Gediz (Hermos) nehrini takip ederek Uşak ili sınırları içerisinde Güre Köyü, Uşak-Keromon-Agora kentlerine uğrayarak devam etmiş. Yani "Kral Yolu" Uşak'tan da geçmiş...

Testi üzerinde Karun - Louvres Müzesi

(Kyros Tanrı gibi korkuyor olsa da ondan),

Esir düşmüştü bütün o gurur, kibiri içinde,

Ve yanmaya götürülüyordu diri diri...


Ama öyle bir yağmur başladı ki ateş söndü,

Kaçıp kurtuldu Karun, şansı birden döndü,

Ne çare ki, o bunu katmadı dağarcığına,

Ağzı açık çekildi ipe, darağacına…


Kibirli kral Karun'un sonu idam oldu,

Sanmayın saltanatından bir fayda buldu...

Uşak Arkeoloji Müzesi - Karun, Solon ve Mutluluk

Gaziantep yöresine ait bir türküde de Karun'dan şöyle bahsediliyor ;


Kul Himmet üstadım gelse otursa

Hakk'ın kelâmını dile getirse

Dünya benim deyi zapta geçirse

Kârûn kadar malın olsa ne fayda...


Dönemin Efes Artemis Tapınağı, aynı zamanda Diana Tapınağı olarak da bilinir. Tanrıça Artemis'e ithaf edilmiş tapınak Efes'te MÖ 550 yıllarında tamamlanmış. Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiş... Dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınaktan geriye bugün sadece bir iki mermer parçası kalmış. Tapınak İyonların üzerinde hakimiyet sağlayan Lidya Kralı Karun (Harun-Kroisos / MÖ 560-MÖ540) tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseri...


MÖ 546 yılında Lidya’nın son kralı Karun ile Pers Kralı Kyros arasındaki savaşta Lidya’nın yenilgisi sonucu bölge İran coğrafyasından gelen Perslerin hakimiyetine girmiş.


MÖ 6. yüzyılda bütün Anadolu, Pers İmparatorluğu'na bağlanmış. Pers egemenliği ise MÖ 334 yılına yani Makedon İskender'e kadar devam etmiş.


MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıkmasıyla, bölge önce Makedonya Devleti’ne, daha sonra Bergama Krallığı’na, MÖ 2. yüzyılda ise Roma İmparatorluğu ve MS 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla da 700 yıl boyunca Bizans hâkimiyetinde kalmış.


1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu'nun fethi ile görevlendirilen 1.Süleyman Şah, Uşak'ı Büyük Selçuklu Devleti'ne katmış.


1176 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru Manüel Komnenos arasında yapılan Miryakefalon (Kumdanlı) Savaşı sonucunda Anadolu Selçuklu Devleti'ne geçmiş.


Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi'ne göre "Şehr-i Uşşak'ın (Aşıklar Şehri'nin) bağ ve bahçelerinin, havası ve suyunun güzelliğinden dolayı 'aşık ve maşuk'u (seven ve sevileni) çoktur. Bu şehirde iki gün kalan, üçüncü gün aşık olur".


Uşak, insanların binlerce yıldır yaşadığı bir coğrafi alanda. Selçikler Köyü'nde tarih öncesi yerleşmeler de saptanmış. Orta Anadolu ile Ege kültürlerinin karşılaştığı bir bölgede yer alıyor. Bu iki kültürün karışıp kaynaşmasıyla oluşan kendine özgü özellikler taşıyan bir kültürü var Uşak'ın. Geçmişte Hatti-Hitit, Frigya, Lidya, Karya, Bergama gibi Anadolulu uygarlıklar yanında Pers, Makedon ve Roma gibi uygarlıklar da elbet bu kültürü etkilemiş. Bizans döneminde yörenin Hıristiyanlaşması da. Müslüman Türklerin Anadolu'ya gelişi ve yerleşmesi önceki kültür mozaiğini sentezleyip birleştirmede etkili olmuş.

Uşak Arkeoloji Müzesi - Çağlar Boyu Uşak

Bu derin tarihi gözlemleyebilmek için ertesi sabah ilk durağımız olan Uşak Arkeoloji Müzesi'ne gittik. Orada özellikle New York’tan geri getirilen Karun Hazinesi'ni görebilecek olmamız bizi çok heyecanlandırıyordu ki inanılmaz parçalar ve bunlar gibi Türkiye’den kaçırılan tüm parçaların vatana dönmesi için gösterilen çabaların ne kadar doğru olduğunun bir ispatı daha.



Kanatlı Denizatı Broşu - MÖ 600

Bir kez daha görüyoruz ki Avrupalı-Batılı sömürgeci zihniyetin bir başka organize tarihi eser hırsızlığı ve kaçırma faaliyeti burada gerçekleşmiş. Dönemin TC Kültür ve Turizm Bakanlığı da geçmişte bu topraklardan Amerika’ya kaçırılan Anadolu Lidya Uygarlığı ‘nın 432 parçadan oluşan Karun Hazineleri’nin (MÖ 600’ler, Uşak-Manisa) iadesini talep etmiş, ancak sonuç alamayınca New York Metropolitan Müzesi yetkililerine karşı dava açmıştı. Uşak'ın Güre Köyü yakınlarındaki Toptepe, İkiztepe ve Aktepe kurganlarından 1965-1966 ve 1968 yıllarında tarihi eser kaçakçıları tarafından çıkarıldıktan sonra yurt dışına kaçırılan, New York'taki Metropolitan Müzesi’nde 1985 yılında sergilenmeye başlanan 432 parçalık, dünyada tek ve eşsiz Karun Hazinesi koleksiyonu, hukuk mücadelesinin ardından 1993 yılında Türkiye'ye getirilmişti.


1993’ ten bu yana dünyada eşi benzeri olmayan Karun Hazineleri Uşak Arkeoloji Müzemizde sergilenmekte ve mutlaka görülmesi gerekmekte. Gelişmiş altın-gümüş kuyumculuk ve işçiliğinin dünyadaki ilk temsilcileri Lidyalılar ve İskitlerdir.

Dünya müzelerine haksız bir şekilde kaçırılmış ve dağılmış olan nice eserlerimizin geri alınabilmesi ve bizlere kavuşabilmesi için acilen hukuki süreçlerin başlatılması gerektiğini düşünüyoruz !...

Uşak Gelincik Tarlaları

Daha sonraki durağımız olan Cılandıras Köprüsü'ne gitmek için yola çıktığımızda muhteşem doğanın yanı sıra sanki bir tablo gibi sergilenen gelincik tarlaları var ki mutlaka durup fotoğraf çekmek istiyor ve bu manzaranın güzelliği ile büyüleniyorsunuz.

Cılandıras Köprüsü - Uşak İlinin Karahallı İlçesinde yer alan Frigyalılar döneminden kalma tarihi köprü. Köprü Banaz Çayı üzerine yaklaşık 2500 yıl önce yapılmış... Orijinali su kemeriymiş. Roma döneminde MS 2. Yüzyılda güçlendirilmiş ve 1km ilerideki Antik Pepouza Kenti' ne su taşımak için kayalara 3 km boyunca kazınmış kanallar oluşturulmuş. Bu kanallar günümüzde de görülüyor.


Antik Pepouza Kenti ise Hıristiyanlığın kaybolmuş mezheplerinden Montanizm'in Başkenti olmuş. MS 165-550 yılları arasında yaşayan bu mezhep mensupları yöreyi kutsal bir bölge olarak kabul etmiş ve buraya yerleşmişler.

Güçlendirilmiş olan bu köprünün üzerine çıkabiliyor arkasındaki şelale ile birlikte harika kareler çekebiliyorsunuz. Ayrıca yapılmış olan tahta yürüme yolu da sizi Banaz Çayı boyunca ilerletebiliyor ve bölgenin iyice keyfine varıyorsunuz. Bu yolun ilerisinde olan Antik Kent ve kiliseye ulaşımın tehlikeli olduğu yazılarını okuyunca biz o yol boyunca ilerlemedik zaten bir noktada tahta yol bitiyor ve doğal bir yola dönüşüyor.


Yine yeme içme faaliyetleri olarak düzenlenmesi gereken bir bölge. Tarihi zenginlik müthiş ancak diğer hizmetlerle birlikte sunum geliştirilmeli.


Sonraki durağımız ise Blaundus Antik Kenti.

Bilgilerine geçmeden özellikle belirtmek isteriz ki her bir tarih durağı muhteşem bir doğa içerisinde yer alan enerjisi yüksek yerler. Blaundus da görkemli bir vadi, Ulubey Kanyonu'nun uzantısı.

Blaundus - Ulubey Kanyonu

Ulubey Kanyonları bilinen literatürde dünyanın en uzun 2. kanyon silsilesi. Tarihin değişik dönemlerinden beri yerleşme sözkonusu olan Kanyon ve çevresi pek çok tarihi bölge ve kalıntıyı bünyesinde barındırıyor. Pepouza ve Blaundus Antik Kentleri, çok sayıda köprü ve kaya mezarları kanyonlarda yer alıyor. Kanyonlar ayrıca doğa, su sporları ve pek çok turistik etkinliği gerçekleştirmeye uygun doğal koşullara sahip...




Blaundus (Ulubey ilçesi, Sülümenli Köyü); Büyük İskender’in Anadolu Seferleri’nden (MÖ 334-335) sonra Makedonya’dan gelenler tarafından kurulmuş. İskender'in MÖ 323'teki ölümü sonrası Seleukos ordusunda yer alan Makedon kökenliler tarafından ''askeri koloni kenti'' olarak kurulduğu kabul edilmiş. Kentin sikke ve yazıtlarında da ''Blaundeon Makedonon'' yani ''Makedonyalı Blaunduslular'' ifadesinin geçmesi bu nedenle...Büyük İskender’den sonra Kent Bergama Krallığına ardından da Roma İmparatorluğuna bağlanmış... Derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerinde yer alan kentin önemli yapıları arasında kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum ve kaya mezarları bulunmakta ve doğa muhteşem !....

Uşak için bir günlük vaktimiz olduğundan son durağımızı Ulubey Kanyonu olarak düzenledik. Öncesinde Ulubey İlçesi içerisindeki Aile lokantasında şahane yemeğimizi yedikten sonra şu anda yazılmış tüm literatürlere göre Dünyanın en uzun 2. Kanyonu olan Ulubey Kanyonunda nerdeyse dillerimiz tutuldu. Resimler anlatsın diyerek yolunuz düşerse uğramanızı öneriririz.

Diğer bilgiler ;

Uşak, Kurtuluş Savaşı'mız için de önem taşıyan bir kenttir. İşgal güçlerinin başkomutanlık karargâhı buradadır. İşgal güçlerinin başkomutanı Trikopis'in teslim olduktan sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıkarıldığı bina, bugün Atatürk ve Etnografya Müzesi.

Örencik Kaplıcası....


Bir sonraki durağımız Denizli....


Görüşmek dileğiyle,


Çiğdem Türkyılmaz Haluk Hızlıalp

82 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazar Hakkında
WhatsApp Image 2022-11-17 at 2.45.19 PM.jpeg

Muzaffer Haluk Hızlıalp 30.11.1962 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Erenköy ve Yıldız İlkokullarında, orta ve lise öğrenimini Fransız Saint-Benoit Erkek Lisesi’nde, Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, lisans-üstü eğitimini ise İngiltere King’s College’ da tamamlamıştır.

#GunesInsan

Yeni bir çalışma yayınladığımda güncelleme almak için bloguma abone olun.

Teşekkur ederim!

bottom of page